25 Eylül 2016 Pazar

Jeniffer Royce




Merhaba;
Bu ayın konuğu Tarihi Aşk Romanları yazarı Jennifer Royce…

Sevgili Jennifer Royce öncelikle söyleşiyi talebimi kabul ettiğin için çok teşekkür ederim. Sorulara hazır mısın?
Hazırım ve çok heyecanlıyım. Asıl ben teşekkür ederim bu söyleşiye beni davet ettiğin için Çilek Kız: D



1- Jennifer Royce kimdir önce seni tanıyalım…
Jennifer Royce öncelikle bir eş ve anne. Yirmi altı yılını çocuklara adamış bir eğitim gönüllüsü… Çocukluğundan bu yana şiir deneme, kısa öyküler ve çocuk hikâyeleri yazan, bu arada deli gibi kitap okuyan, sürekli aklında kurgularla dolaşan ve bir an geldiğinde patlayıp bunu yazmalıyım dediği uzun soluklu kurguları sayfalara dökmek için kıvrandığı cümlelerle hayat bulan bir kadın…



2-Jennifer Royce isminin hikâyesi nedir, kimden esinlendin? (Ben biliyorum:))
Jennifer ve Royce Judith McNaught’un Düşler Krallığı kitabının kahramanları: D Beni tarihi aşk kitaplarına yönlendiren ve bu türü tutkuya dönüştüren muhteşem kadının muhteşem kitapları



3-Jenifer’ın iyi bir okuyucu olduğunu biliyorum. Belli bir tarzın var mı yoksa ne bulsam okurum diyenlerden misin?
Seçici değilim sanırım bu konuda. Bulduğum her kitabı okurum. Ama ağırlık olarak her zaman romantik ve aşk kitapları olmuştur. Yaşım ilerlediğinde tarihi kurguları keşfettim o andan itibaren benim vazgeçilmezlerim arasına girdi. Bu demek değildir ki sadece bu türü okuyorum. Polisiye, fantastik, tarihi, klasik benim için fark etmiyor yeter ki kitap olsun.


4- Başucu kitabın var mı, varsa nelerdir?
Çok fazla başucu kitabım var. JM’nin bütün kitapları her zaman ulaşabileceğim bir noktadır. Julie Garwood’un İskoç kurguları da öyle. Nazan Bekiroğlu’nun kalemine hayranım. Elimde olan kitaplarını yeniden ve yeniden okurum. Bir de Mustafa Kutlu’nun kaleminden her zaman etkilenmişimdir.



5-Kitaplarını okumaktan en keyif aldığın yazarlar kimlerdir?
Genelde bir yazarın kalemini beğenmişsem bütün kitaplarını okurum. İlk gençlik yıllarımda Türk yazarların ardından dünya klasiklerinin hepsini okudum. Siyasi kitaplara, psikolojik kitaplara geçiş yaptım. Bir andan sonra baktım ki tamamen yabancı yazarlara yönelmişim. Bu yıllarca böyle devam etti. Son yıllarda kendi içimizdeki cevherler ortaya çıkmaya başladı. Ben yeniden Türk yazarları okumanın keyfine varıyorum.
Yabancı yazarlardan ne yazsa okurum dediğim : Dan Brown, C. Grange, JM, Julia Garvood, SEP, Anne Chapbell, Johanna lindsey, Nicola Jordan
Bizden ise: Selvi Atıcı, Meral Kır, Güneş Demirel şu an aklıma gelenler



6- Yazmaya ilk ne zaman başladın?
Ortaokul sıralarında kompozisyon dersimiz vardı. Yazdıklarımla Türkçe hocamızı şaşırttığımı fark etmiştim. Her yazdığım kompozisyon için bunu nereden alıntı yaptın sorusunu sormaya başladı. Lisede Edebiyat hocamız “Asla yazmayı bırakmayacağına dair bana söz ver.” demişti. Söz verdim ben de. Elimden geldiğince yazdım hep yazdım. En büyük yazma nedenimdir kendisi. Ama basılması için beni sürekli tetikleyen ve peşimi bırakmayan kişi Ebru Elif Aydın’dır. Kurgularımı okuyup beni bulan, en acımasız eleştirileri yüzüme karşı söylemekten çekinmeyen, kurgularımın kitaplaşmasında da beni yönlendiren ve desteğini asla eksik etmeyen canımdır o benim. Sonra Zeynep Alkanat girdi hayatıma. Biri yetmezmiş gibi acımasız bir eleştirmen daha… Benim aklımdan zorum olmalı hahahah :D İkisinin varlığı beni pes etmekten,hevesimin yarım kalmasından kurtardı. Buradan ikisine de kucak dolusu sevgi ve öpücük gönderiyorum.



7-Hayallerinin arasında kitaplarının basılacağı, imza günün olacağı, Bir Tutam Çilek ile söyleşi yapacağın var mıydı?(Bir Tutam Çilek yoktu biliyorum ama var dersen ben çok mutlu olurum)
Öğretmenlik hayatımda öğrencilerime konu anlatırken kendi yazdığım öykülerden yararlanırdım. Anlamadıkları konuyu hemen hikâyeleştirir anlatır ardından drama haline dönüştürürdüm. Alfabe sokağı, matematik gezegeni, zaman ülkesi bunlardan birkaçı. Aslında öğretmen olarak bu hikâyelerimi bastırmayı düşünmüştüm. Uzun soluklu roman hiç aklıma gelmemişti.Bir Tutam Çilek’le söyleşi elbette benim hayalimdi. :D



8- Tarihi Aşk Romanı yazıyorsun. Seninle tanışmamız ‘Asil Korsanlar’ serisinin ilk kitabı oldu. Açıkçası son okuma için bana geldiğinde kesinlikle ön yargılıydım ne kadar iyi bir eser olmuş olabilir dedim… Ama kitabı bitirdiğimde Ebru’ya sorduğum ilk soru devamı nerede oldu? Kitabı yazarken ‘Tarihi Aşk’ olması sende tedirginlik yarattı mı? Ya başaramazsam diye.(Yazarın ilk kitabı ‘Gözlerinin Esareti’ ama ben okumadım o yüzden onunla ilgili soru yok)
İlk yazdığım kurgularda bu tür endişeler taşımış olabilirim. Ama yazmaya başladığımda basılması ve kitaba dönüşmesi gibi bir hayalim olmadığı için rahattım. Sonuçta kendi zevkim için yazıyordum. Sonra okurlarım ön plana çıkmaya başladı. Sevildiğini ve zevkle okunduğunu gördükçe sanırım daha iyi yazmaya başladım.



9-Tarihi Aşk yazmak seni yormuyor mu? Biliyorum çok ciddi araştırmalar yapıyorsun, tek bir kaynakla yetinmiyorsun.
Kurgulamaya başlamam ve kurgunun devamını planlamam yaklaşıp bir yıllık bir süre içeriyor. Bu yazma aşamasına geçmeden önceki süreç. Daha sonra araştırmaya başlıyorum. Yaklaşık olarak bir yıllık bir demlenme gerekiyor. Yazma aşamasına geçtiğimde beni engelleyecek hiçbir şey olsun istemiyorum fakat yazarken bazen kendiliğinden yön değiştiren olaylar olabiliyor. O zaman yeniden araştırma yapmaya başlıyorum. Elbette bu bazen yazma hevesimi öldürüyor. Böyle zamanlarda bir süre ara verip başka bir kurguya geçiyorum.


10-Fahid ve Sagirah müthiş bir aşk, tutku ve masumiyet ikinci kez okuduğum ender kitaplardan biri oldu. Yazarken ne hissettin?

Fahid’i yazmaya başladığımda ortaya âşık olduğum bir adam çıktı. Bu nedenle bende her zaman yeri farklıdır Elbette böylesine âşık olunası bir adama en az onun kadar sevdiğim bir kadın karakter olmalıydı. Sonuçta Ayrin ortaya çıktı. Dört yıl önce yazmaya başladığım ilk hali çok farklıydı. Laf aramızda okurlardan gelen tepkiler beni geri adım atmaya itti. Özellikle bir andan sonra… O an kurguyu bıraktım. Yeniden yazmaya başlamam iki yıl sonra oldu. Sevdiğim ve bağrıma bastığım heyecanla bakarken gözlerimi dolduran kurgumdur.



11-Dante heyecanla beklediğim serinin ikinci kitabı. Birazda ondan bahsedelim mi?

Dante ( Aşka Tutsak) Fahid ve Ayrin’den önce yazılıp tamamlanmış bir roman. Üç yıldır kitaplarımı sakladığım dosyamda sırasının gelmesini beklemekte. Esir Yürek’teki kahramanlarımızın aksine daha fazla duygu yoğunluğuna sahip. Şöyle ki Aşka Tutsak’ta kaybedilmiş bir aşk var. Bu nedenle işin içine öfke nefret ve intikam giriyor.  Evet, Esir Yürek’te de vardı fakat orada bu hisler Fahid’in ve Ayrin’in geçmişinde hayatlarını olumsuz yönde etkileyen başka şahıslar içindi. Bu kitapta kahramanlarımızın ikisinin de olumlu ve olumsuz duyguları birbirlerine yönelik.

(Bu arada “Esir Yürek’i” kime tavsiye ettiysem bana dönüşleri eee devamı nerede, ya acaba ne kadar iyi bir kalem diye aldık ama harika bir kalemle tanıştık şeklinde oldu.)
Dante için bir kitaplık süreç rica ediyoruz okurlarımızdan. Araya bağımsız bir kurgumuz olan İntikamla Gelen’i soktuk. O da okurlarımız tarafından basılması hevesle beklenen bir kurguydu.



12- Yeni kitabın “Mortena Yayınları” mutfağında hazırlanıyor. Bize biraz konusundan bahseder misin?
:D Kayla yazdığım en uçuk ve çılgın karakter. Tabi Falcon’da ondan geri kalmaz.
Kayla Filtz Walter'ın en uçuk hayalleri arasında bile bir Dük ile evlenmek yer almamıştı.Fakat babasından kendisiyle evlenmek için izin isteyen Stuherland Dükü sayesinde ayağına gelen kısmeti geri tepecek değildi tabi! Hatta lanet olasıca Dük düğünden hemen sonra kayıplara karışmasaydı, ona âşık bile olabilirdi.
Stuherland Dükü, Staffor Markisi Falcon Francis Egerton kapısına dayanıp karısı olduğunu iddia eden, egzotik ve bir o kadar da çekici ama aynı oranda yalancı bir kadına pabuç bırakacak adam değildi. Bu tür oyunları çok iyi bilirdi ve tuzağa düşmeye hiç niyeti yoktu. Kadının deli olduğuna da yemin edebilirdi. Yani öyle düşünüyordu. Ta ki bu egzotik güzel kendisini kaçırıp da evlendiğini bile bilmediği karısı olduğunu kanıtlayana kadar...



13-Wattpad de kitap okuyor musun? Mesela kimleri okursun?
Daha önce çok okuyordum özellikle keşfedilmemiş kurguları okumaya bayılıyordum. Son zamanlarda fırsat bulamıyorum açıkçası. Kalemini çok sevdiğim arkadaşlarım var Wattpad de. Lemariz, Öykü, Nehir, Demet ve sayamadığım diğerleri.  Ama ben daha çok kitaptan okumayı tercih ederek bekleyişe geçiyorum.




14-Blog takipçilerime ve okuyucularına son sözün nedir…
Yolun açık olsun sevgili Çilek Kız :D Seninle bu röportajı yapmaktan büyük keyif aldım ve onur duydum. Okurlarım… Ah okurlarım sessiz destekçilerim, onların geri dönüşlerini seviyorum. Lütfen beni bu mutluluktan mahrum bırakmasınlar. Bana yazılan bir cümle bile kalemime yansıyor. Benimle oldukları için çok teşekkür ederim ve kocaman öpüyorum. Umarım beni onlarsız bırakmazlar. Her şey bir yana dostluğumuzun baki kalması dileğiyle…


Sevgili Jeniffer,
Okuyucun bol, yolun açık olsun…
Sevgiler
Çilek Kız


Asıl ben teşekkür ederim. Sevgiyle kal…

6 yorum:

  1. çok çok teşekkür ederim Çilek Kız. Herşey gönlünce olsun <3

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canım asıl ben çok çok çok teşekkür ederim... İyi ki varsın...

      Sil
  2. Dante'yi okumak icin sabirsizlanan tek insan ben olamam diyordum, dogruymus.

    YanıtlaSil
  3. Aşkla okuduğum hayır hayır dinlediğim bir muhabbet olmuş❤ emeğinize sağlık.çok sevdiğim kadın hevesle kalemini bekliyorum tekrardan peri tozu serpmesi için hayallerimize ��❤

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim... ❤❤❤❤❤❤❤

      Sil