20 Aralık 2016 Salı

Işılca...

Merhaba;

Bu yılın son konuğu Sevgili Işıl Şenyüz yani hepimizin bildiği adı ile IŞILCA…
Sevgili Işıl Şenyüz öncelikle söyleşiyi talebimi kabul ettiğin için çok teşekkür ederim.


1- Işıl Şenyüz kimdir? Bize biraz kendinden bahseder misin?

Bekâr bir kız çocuğu annesi, kendi kurallarına göre yaşayan hayal ettiğin kadardır her şey cümlesini ilke edinen kendi halinde biriyim.


2-Işılca’nın 24 saatini bize anlatır mısın?

Yirmi dört saat yetmiyor ki anlatayım. Sabah erken başlıyor. Gün boyu hayat koşuşturması her çalışan annede olduğu gibi gece geç saatlere kadar devam ediyor. Klasik yani.



3-Işıl Şenyüz iyi bir yazar olmanın dışında iyi bir okuyucu mudur? Hangi tarz okumayı sever.
(Kendi adıma en çok romantik kitapları severim… Ama aynı zamanda ne bulsa okuyan bir oburum)

İyi bir okuyucu olduğumu söyleyemeyeceğim ama fantastik kitaplar favorim.


4- Işılca’nın başucu kitabın var mı?

Hayır yok....


5-Kitaplarını okumaktan en keyif aldığın yazarlar kimlerdir?

Yazar ismi vermiyorum.


6- Ve gelelim senin yazma tutkuna… İlk ne zaman yazmaya başladın?   

On sene önce hayal ettiğin kadardır her şey cümlesiyle başladı.


7- Peki klavyeyle mi yoksa kâğıt kalemle mi yazmak?

Tabii ki klavye.


8- Modern Çağ Masalı ve Türk Masalı kitap serilerinin adı? Neden seri ismi olarak ‘Masal’ seçtin?

Bence günümüz hayatı o kadar gerçekçi, acımasız ve hüzün dolu ki masalların mutlu sonlarına ihtiyaç olduğu için ‘masal’ dedim sanırım.


9- Modern Çağ Masalı Köle kütüphanemde okunmayı bekliyor en yakın zamanda okuyacağım. Masalın devamı gelecek mi?

Köle benim için apayrı bir kitap olarak kalacak. O benim ilk göz ağrım. 2017 Ekim gibi raflarda yerini planlanıyor.


10- Ve gelelim en sevdiğime… Türk Masalı Serisini nasıl yazmaya kara verdin? Duygu ve Develeri…  (Bu arada ben seriyi tersten okudum… Önce Bekir, sonra Ali’m, ardından Duygu ve final Sedat ile oldu… )

Planlı bir şekilde yazmak bana göre değil. Bir okuyucum neden hikâyelerimde Türk karakterler kullanmadığımı sordu. Bende neden olmasın diyerek yazmaya başladım ve ortaya Bir Türk Masalı serisi çıktı. Hoş seri olarak planlanmamıştı ama Duygu çok sevilince devamı geldi.


11- Duygu… okurken ona çok kızdım, çok güldüm ve onun için ağladım. Duygu’yu yazarken sen neler hissettin?

Ay ne aptal kız dedim bazen... Bazen onunla gülüp onunla ağladım... Çok kızdım ama bir baktım ki Duygu’da benden çok şey var. Bizden çok şey var. Duygu bildiğin yurdum kızı...



12- Ali’m… küçüğüm çektikleri ve çektirdikleri diye ikiye ayrılmalı bence. Ama en çok çekti. Ali gibi düşünüp yazmak zor muydu?

Planlı hiçbir şey yazmıyorum ama şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki Ali’nin isyanı, hayat kaosu ve o bıçkın tavrı aynı ben. Yani Ali sanırım serinin en kolay yazılan karakteriydi.


13- Bekir ya da Laz oğlu, serinin ilk okuduğum kitabı. Laf aramızda en çok onu sevdim.  Sanırım senin isteğin seriyi Bekir ile bitirmekti yanılıyor muyum?
(Açıkçası ben Bekir’de Sedat’ın Duygu’sunu okudum. Duygu’ya olan âşkı, özlemi, hasreti… hepsini Bekir’in gözünden çok severek okudum)

Bir Türk Masalı bir seri olarak başlamadı aslında Duygu kitabı ile yazıldı ve bitmişti ki bitiremedik. Karakterler öyle sevildi ki seri dörde tamamlandı.


14-Biz okurlar doyumsuzuz maalesef… Seri kitaplar bitmesin istiyoruz. Kendi adıma Elli Ton serisi bittiğinde nasıl ya devamı olmalı diye düşündüm. Grey Çıktığı gün koşarak gidip aldım ve hemen okudum. Ama sonuç benim için büyük bir hüsran. Beklentimi karşılamadı. Ama bunda suçlu yazar değil ona bu baskıyı yapan biz okurlarız.

Okurlar baş tacı. Onlar her zaman haklı ve mutluluk onların hakkı...

 Ben de SEDAT en az 1000 sayfa olmalı diyen okurlardandım. Ama seni düşünmedik yazmak isteyip istemediğini sormadık. Peki, Sedat’ı yazmayı gerçekten istedin mi?

Hayır, istemedim ve bence kesinlikle yazılmamalıydı ki her çıkardığım kitabın yorumlarında, gittiğim her imza da “Sedat ne zaman?”  sorusu beni kırmaya başlamıştı. Sanırım yazıp kurtulmak istedim...


15- Bir Türk Masalı için dizi ya da film teklifi gelse senaryolaştırılmasını ister misin?

Kaliteli bir projeyle harika olabilir. Neden olmasın...


16-  Bir erkek gibi düşünüp yazmak seni zorluyor mu? Örneğin Ali, Bekir veya Sedat gibi düşünüp yazmak… Günlük hayatına yansıyan yönleri oldu mu?

Ataerkil toplumun getirileri ile büyümüş biri olarak özlemini duyduğum erkek hayali ağzından yazmak zor olmuyor. Hayal ediyorum ve istediğim erkek karakteri satırlara döküyorum. Hayal ettiğim kadar her şey...


17-Ve gelelim Wattpad kısmına… Yazdıklarını ilk wattpad’de mi okuyucuların beğenisine sundun?

Hayır. Benim Wattpad’te yazmaya başlamadan önce basılı KÖLE adlı kitabım bulunmaktaydı. Facebook’ta da hikâyelerimi yayınlıyordum. Bir yazar arkadaşın beni wattpad’ten haberdar etmesiyle orada yazmaya başladım.


18- Mizah yazmayı düşünüyor musun? (Titanlar Masaj salonunda okurken gülmekten gözümden yaş geldi ama senin yazdığın kısım erotik romans kapsamında EL James ile kapışır J )

Mizah apayrı bir yetenek, hiç düşünmedim. Aşk yazmaktan sıkılırsam olabilir.


19- Blog takipçilerime ve okuyucularına son sözün nedir…

Hayal ettiğin kadardır her şey...

Sevgili Işılca,
Okuyucun bol, yolun açık olsun…
Sevgiler
Çilek Kız Yasemin,

Sürpriz bazı okurlarından sorular…

Sevgili Tuğba Özcan’ın soruları…

·         Daniel Tarazaga’ya Duygu’yu İspanyolca olarak göndermiştiniz, Sedat’ı da göndermeyi düşünüyor musunuz?

Kitabın o kısmıyla asistanım Nergis Bilgi ilgileniyor. Ona sormak lazım...

·         “Cihanda Aşk” isimli bir kitap yazdığınızı söylemiştiniz ne zaman yayınlamayı düşünüyorsunuz?  

İlerleyen senelerde planlar arasında ama tam tarih veremiyorum.


Sevgili İlknur Çiloğlu’nun soruları…

·         Sedat’ı neden iki kitap olarak yazmadınız? Duygu’dan öncesi ve Duygu’dan sonrası diye.

Güzel fikirmiş... Niye benim aklıma gelmedi ki...



·         Mucize diye bir hikâyeniz varmış. Herkes çok övüyor kitap olacak mı?

Zamanı geldikçe ve tabii okurlar beni yaşattıkça her hikâyemi kitaplaştırmak istiyorum.


·         Yapılan yorumlara cevap vermemenizin özel bir nedeni var mı?

Özel bir nedeni yok. Sadece zaman sorunu yaşıyorum. Bazen oturup saatlerce yetebildiğim kadar cevap veriyorum ama her zaman o vakti ayıramıyorum.



Sevgili Demet Akpınar Cellat’ın soruları
·         Sevgili Işılca her karakterin ayrı sevildiği Bir Türk Masalı ve Bir Tarih Masal'dan sonra Bir gerilim ya da polisiye yazmayı düşünüyor musun?

Sonu mutlu biten her şey yazabilirim ama gerilim hariç sanırım.


Duygu'yu yazarken seri olarak mı düşündün yoksa okuyucunun ilgisine göre develerinde hikâyesini yazmayı uygun gördün?

Seri fikri aklımın ucundan geçmedi. Yoksa daha organize daha planlı bir seri ortaya çıkabilirdi. Okuyanların ısrarları seri olma yolunda beni sürükledi diyebiliriz.


Sıra ikinci sürprizde aşağıda yazdığım kelimelerin senin için ifade ettiği anlamı tek kelime ile karşısına yazar mısın?


Diyarbakır   : Çok uzak...
İzmir          : Baş tacı...
Duygu          : Aha da ben...
Evlat           : Ömür
Aile             : Can olmak
Daniel Tarazaga: Bipppppppp
Çilek           : Yasemin J         
David Gandy: hu huuuuu
Çorba          : Hüsnü baba        
İstanbul      : Cennet
Prens           : Yaşasın Edward aşkım o benim yaaa
Laz oğlu       : Suskun kral
Aslı             : çen çen çen
Nergis        : Tinkirbell
Işılca          : O da kim?
Yazar          : Yazamaz
Kitap           : Her şey

Masal          : Mutlu son


6 Aralık 2016 Salı

"YOLO Dünyası için Geri Sayım Başladı!"

haydar-colakoglu-yolo-uygulama

Ulaşımda En Pratik Yol O!  sloganı ile yola çıkan ve Uber’in karşılaştığı en güçlü rakip olan girişim YOLO için geri sayım başladı. Dünyada olduğu gibi ülkemizde de yoğun ilgi gören şehir içi, konfor ve kaliteyi birleştiren yolculuklar sağlayan platformlara bir yenisi daha ekleniyor. Kısa süre içinde hayatımızda farklı bir yer edinmeyi hedefleyen girişimin adı YOLO.

YOLO, şehir içinde lüks segment araçlar ile şehir içi VIP taşımacılık hizmeti veren ve sektöre çok iddialı girerek diğer rakiplerine nazaran çok farklı iş modeli ve kazanç vaat eden bir mobil uygulama. Dünyada Uber modeli olarak bilinen mobil uygulamanın Türkiye versiyonu olarak planlanmış olan YOLO, uzun süren Ar-Ge çalışmaları sonucunda ortaya çıkmış.

YOLO’yu dünyadaki benzerlerinden farklı kılan en önemli özellik TR’de hukuksal altyapısının sağlamlığı ve farklı kazanç modelleri. YOLO, hem kullanıcılara, hem de iş ortaklarına sağladığı yeni nesil bir iş modeli ile kısa sürede yola çıkıyor.

haydar-colakoglu

YOLO, TEB Holding ve Çolakoğlu Grup Yönetim Kurulu Üyesi Haydar ÇOLAKOĞLU başkanlığındaki güçlü yatırımcı ve yönetim kadrosu ile de dikkat çekiyor. Yönetim kademesindeki 12 kişilik tecrübeli ekibin, 1 yıl süren çalışmaları sonucu ortaya çıkardıkları YOLO, şehir hayatına yeni bir soluk getirmeyi planlıyor. 

haydar-colakoglu-teb-genel-mudur

haydar-colakoglu-teb

haydar-colakoglu-teb-genel-mudur

Ulaşımdaki zorlukları keyif ve konfor ile çok uygun koşullarda sunmayı hedefleyen ekip adına konuşan YOLO Yönetim Kurulu Başkanı Haydar ÇOLAKOĞLU şunları söyledi;

“Günümüzde temel ihtiyaçlarımızdan biri olan şehir içi konforlu seyahatin hızlı, güvenli ve ucuz olarak sağlanabilmesi başlangıç noktamızdı. Bununla birlikte, kayıt dışı kalan birçok seyahatin kayıt altına alınarak vergilendirilmesi, sektörde hukuksal altyapının sağlamlaştırılması yeni düzende yeni normallere alışan bizler için çok önemli. İşlerimize teknolojiyi en verimli şekilde entegre etmek hem kullanıcılarımıza hem de iş ortaklarımıza yüksek kazanç sağlayacaktır.

YOLO yüzde yüz yerli yapım bir uygulamadır. Amaçlarımızdan biriside bu iş modelini hızlı bir şekilde ülke dışında da kullanılan bir marka yapmaktır. YOLO’nun temel felsefesi bundan ibarettir. 

Kendi kurucularımızın sağladıkları desteklerin yanında, henüz başlangıç aşamasında iken Los Angeles merkezli bir yatırım şirketinden 16 milyon dolar değerleme ile bir kısım yatırım aldık. Kendileri ile yaptığımız çalışmalar sonucunda da “you only live once” baş harflerinden oluşan YOLO isminde karar kıldık. Bunun yanısıra Los Angeles, San Francisco, Londra ve Zürih merkezli yatırımcı grupları ile de görüşmelerimiz devam etmekte. Bu güç birliği platformu ile hem UBER gibi bir dünya devine rakip olacak, hem de Türkiye’den bir dünya markası çıkartabilmek için çalışacağız.

haydar-colakoglu-yolo-turkiye

Başlangıç gününde 300’ün üzerinde araç ile hizmet verecek olan YOLO ile kullanıcılar, tek tuş ile araç çağırabilecek, ulaşım ücretlerini kredi kartları ile ödeyebilecekler. Araçta unuttukları herhangi bir eşyanın güvende olduğunu bilecekler. Yıl sonu hedefimizde 1000’i aşkın araçla hizmet vermek var.

Bu uygulamaların yanısıra yolcularımızı çok özel kampanyalardan da faydalandıracağız. Farklılıklarımız, ilk günden bu ayrıcalıklar ile görülecek. Kasim ayında acilacak beta surumu ile İstanbul`un bazi seckin mekanlarinda yapilacak test surusleri ile hizmete baslayacak olan uygulama üzerinden özellikle tanıtım günlerimizde kayıt yaptıran yolcularımıza 15 Aralık - 4 Ocak tarihleri arasında ücretsiz ulaşım hakları, çeşitli promosyonlar sağlayacağız. Açılışa özel bu kampanya gibi birçok büyük kurumdan da kampanya desteği alan YOLO ile yolculuklarınızın standartları değişecek. YOLO’yu hepinize tavsiye ediyorum. YOLO dünyasına hoş geldiniz.”

GooglePlay ve AppStore dan indireceğiniz uygulama sayesinde YOLO dünyasında siz de yerinizi alın. Detaylı bilgi ve iletişim için www.yolo.com.tr adresinden YOLO’ ya ulaşabilir @yolo_turkiye Instagram adresinden de takip edebilirsiniz.

 

Bir boomads advertorial içeriğidir.

1 Aralık 2016 Perşembe

Çilek Kız Yasemin'i tanıyalım mı?

Hepinize merhaba, ben Elif Beyza Odacı, Yasemin’e sizin adınıza soruları ben sordum umarım keyifle okursunuz.
Öncelikle söyleşi teklifimi kabul ettiğin için çok teşekkür ediyorum kayınvalideciğim.
Rica ederim tatlım. Teklif senden gelince kabul etmemek olmazdı.


Aralık ayı blog söyleşi konuğunun kendin olması konusunda ne hissediyorsun? Öncelikle bu benim ilk söyleşim ve evet biraz acemi cesareti oldu sorularım kusurlarım olursa şimdiden mazur görün.
Açıkçası heyecanlıyım. Bakalım gelinciğimde kaynanası kadar başarılımı söyleşi konusunda…


Evet, o zaman hazırsan başlayalım.
Hazırım, gelsin sorular.

1- Söyle bakalım Yasemin namı diğer Çilek kız kimdir?

38 yaşında, bekâr ve turizmciyim. Şu an bu söyleşiyi de Antalya’dan iş seyahati dönüşü bavul hazırlarken yapıyorum. Blogerım, aynı zamanda Mortena yayınlarında kurgu editörlüğü, son okuma, yayın koordinatörlüğü yapıyorum. Kitap Ağacı Romantik Kitaplar Kulübünün Modreatörüyüm. Geri kalan zamanda da bir şeyler karalıyorum. Kesinlikle yazar değilim sadece yazan taraftayım.


2-Peki Çilek kız ne okur?

Çilek kız her şeyi okur polisiye, gerilim, tarihi aşk… Yasemin sadece şiir, felsefe ve psikoloji kitapları okumaz. Bu arada en çok pembe kitapları severim. Hayat zaten yeterince gri pembe kitaplar ile mutlu oluyorum… Ayrıca yanlış anlaşılmasın psikolojik gerilim okurum ama hastaları üzerinden para kazanan psikologların kitaplarını okumam.

3- Okumaktan keyif aldığın yazarlar kimler?

Ben yıllarca klasikleşmiş Türk yazarlar dışındaki yazarların kitaplarını okumadım. Okuduklarım Hıfzı Topuz, Sabahattin Ali, Ayşe Kulin, Ahmet Ümit, Osman Aysu, Armağan Tunaboylu, Buket Uzuner gibi belli bir kariyerde olan yazarlardı. Ama sonra bir kalemle tanıştım Sevgili Deniz İrfan Buğday Kokusu ve Yedi Sekiz kitaplarının yazarı. Onu okuduktan sonra yeni kalemlere şans vermem gerektiğini anladım.

Agatha Christie, Sarah Jio, Danielle Steel, Debbie Macomber, Judith Mcnaught, Jean-Christophe Grange ve Marlo Morgan benim en sevdiğim yazarlardan bir kaçıdır.

 

Okurken iyi ki şans vermişim dediğim yeni yazarlar; Jennifer Royce (Tarihi aşk romanları muhteşem), Dilek Taygun(Zor aşkların kalemi), Esra Tok(Töre kitaplarını sevdiren yazar), Nazlı Ozan, Merve Duman, Tuğçe Sargın, Ayşe Ayhan, Didem Bilaş (Romantik komedi kalemleri efsane) Berrin Karapınar, Ayşegül Çiçekoğlu ve Özge Erkin.

 

Aşkın Nur Karataş Türk yazarlarında erotik romans yazabileceğinin canlı kanıtı…


Kitaplarını kâğıt kokusu ile okumayı beklediğim yazarlar ise; Aslı Gürışık, Aslı Özden, Huriye Çelik, Müzeyyen Elmas, Nurcan Balkanlı, Nuray Ergen, Sezen Yıldız, Valeria Kim Young ve Zeynep Sipahioğlu var.



4-Başucu kitabın var mı? Varsa hangisidir?

O kadar çok ki ama en sevdiğim ve bu yıl üçüncü kez okumak istediğim Marlo Morgan’ın Bir Çift Yürek kesinlikle her insan ömrü hayatında bir kere okumalı.



5-Takipçilerine önereceğin 5 kitap nelerdir?
·        Kuranı Kerim ve Nutuk – Gazi Mustafa Kemal Atatürk
·        Hıfzı Topuz ve Sabahattin Ali’nin tüm kitapları
·        Bir Çift Yürek ve Sonsuzluğun Mesajı – Marlo Morgan
·        Ömrümden Uzun İdeallerim Var – Suna Kıraç
·        Abim Deniz – Can Dündar
   


6- Wattpad’de okuduğun yazarlar var mı?

İnsanlar belli bir yaştan sonra huy değiştiriyor. E-book bile okumayan ben şu sıralar sıkı bir wattpad okuyucusuyum…
Kimleri okuyorum,
Aslzden İmkânsız aşk serisi okunmalı(İlk okuduğum töre kitabı Aslı’nındır sonrası iflah olmadım) Bu arada İmkânsız Aşk serisinden Yara benim için özeldir.
 
(Benim için de kaçış çok güldüm okurken )  
Asli1909 Tüm kitapları ama özellikle kâğıt kokusu ile okuyacağım Hikâyenin diğer yarısı.
Esratuana’nın tüm kitaplarını wattpad’den takip ediyorum. Özellikle Mazi serisinin Günahkâr ve Masum’u.
Dortgozkedikiz’ın Kedi Kız ve Sözde Serisi (Nişanlı, Evli, Arkadaş ve Çapkın)
Asknnur’dan Bay Mükemmel serisi ve Hırçın… Soğuk kitap oldu kâğıt kokusu ile okuyacağım.
Nurayergen0133 Kumanın savaşı (Kuma hikâyelerini sevmeyen ben bu kitabı çok sevdim neden bilmiyorum) Lizge ve Ansızın gelen
Muz1el2gun’ün Mükemmel takıntı 
HurisC’nin Eksen’i (Orada ki Yasemin benim Koray’ıma yaklaşanı yakarım)
Kupavalesiningelini’nin Aşk Sözleşmesi ve Tek gecelik ışıltı KIRMIZI… Kalemini çok güzel kullanıyor
Mineselen İdeal Gelin Adayı Projesi1 ve 2, Hayalin Yetmez (Yakında kitap olarak kâğıt kokusu ile okuyacağım)

Ddmbls, Kesinlikle yazdıkları sitcom olmalı Mizah yapabilen ender kadınlardan
Cansuueroglu – Yasak Mabed ve Buzul Korku
Yeni ve daha acemi yazarımız SezenYldz ne yalan söyleyeyim ben bu kadar iyi bir hikâye ve kalem beklemiyordum. Ama yazdıklarını okudukça bizim kızda ne cevherler varmış diyorum. Betimleme ve yazım dili öyle damardan vuruyor ki dilerim kitap olur. Kitap kokusuyla okumayı çok isterim.


7 - Yazmaya neden başladın?

Yazmak aslında hayatımda hep vardı. Benim için kendimi ifade etmek konuşmaktansa yazarak daha kolay.
Ama kitap yazmayı soruyorsan senin de bildiğin gibi bu iş aslında bir şakayla başladı sen yazmazsan ben yazarım muhabbeti ile. Sevgili dortgozkedikiz Nurcan’ın(Küçük Eltimin)(Kendisine tekrar teşekkür ederim karakterlerini benimle paylaştığı için) Sözde Nişanlısında Tamer Kaya vardı biz onun yalnız kalmasını istemedik. Eltişimde sağ olsun kıyamadı ve Sözde Evli’deki Gülden Çelik ile çöplerini çattı. Ama bizim istediğimiz bitmedi +18 bir bölüm istedik. Ben yazamam kocaman insanlara dedi. Sen yazmazsan ben yazarım dedim ve yazdım. Sözde Olgun böyle başladı.
Şu an 67 bin okuma ve harika yorumlar ile gidiyor Sözde Olgun. Yakında hepinize güzel bir sürpriz ile final olacak. Olumsuz eleştirilerde aldım ama diyorum ben yazar değilim sadece yazmayı seven biriyim.
Bu arada eski sevgilim benim yazmam gerektiğini ileride iyi bir yazar olacağımı söylerdi ama ben yazmaya cesaret edemezdim… Sizin de gazınız ve desteğiniz ile yazıyorum şimdi…
Aslında her şeyiyle bana ait olan bir kurgum var. Cesaret edip yazmaya başlarsam bir gün herkes yazdıklarımı kâğıt kokusuyla okuyacak.


8-Yazmanın sendeki yeri nedir?

Nefes almak, yemek yemek gibi, yaşamak için zorunlu bir ihtiyaç. Aslında en büyük hayalim yazmanın dışında 20’li yaşlarımın başından beri (Ben gibiyken yani) küçük bir Ege kasabasında bir kafe açmak. Her şeyiyle benim ilgilendiğim bir yer. Küçük şirin, sessiz kitap okunabilecek huzurlu bir ortam. (Bu arada buluşma sözünü de aldım)



9- Sözde Olgun’da yaşamından bir şeylerde bulabiliyoruz diyebilir miyiz?

Aslında hayal ettiğimi yazıyorum. Tamer hayalimdeki sevgili ben de onun gibi sevgisi, saygısı, tutkusu olan bir adam istiyorum. Tamer ve Gülden’in yaşadığı aşk yaşamak istediğim aşk.


10-Sence gerçek aşk var mı?

Aşk kadınına sorulacak soru mu bu Elif’im? Aşk vardır ve insan bir kere âşık olur. Ondan sonra yaşadıkların sevgi, saygı, tutku, arzu ve sadakattir.  


11-Neden bir tutam çilek ve neden blogerlık?

Aslında bu soru neden çilek olmalı. Aşk kadınıyım ve bana göre aşk bir meyve olsaydı kesinlikle çilek olurdu. Çilek’i o kadar seviyorum ki dövmesini bile yaptırdım.
Neden blogerlık soruna gelirsek, dedim ya yazmak benim için nefes almakla eş değer.
Arkadaşım Sinem’in bloğu vardı, ben de blog açmak istiyorum yapabilir miyim dedim? Bir gün iş yerime ziyaretime geldiğinde yine blogdan konuşurken bana blog adın ne olsun dedi? Bir Tutam Çilek dedim, her şeyden bir tutam bahsedeyim.
Baktı ve Birtutamcilek adı boş alabiliyorum diyerek aldı. Ama blog bir süre öyle kaldı sonra tasarımcı Gonca ile konuştum o da sokak kedilerini beslemek için 15 kilo kedi maması karşılığında blog tasarımımı yaptı ve ben de yazmaya başladım.


  
12-Son olarak okurlarına ve takipçilerine ne söylemek istersin? (Bu arada bu söyleşi senin bloğunda yayınlanacak okuyucuların ve takipçilerin seni daha yakından tanısın diye)
Öncelikle yazdıklarıma değer verip okudukları ve beni takip ettikleri için hepsine çok teşekkür ediyorum. Takipte kalsınlar sürprizlerim devam edecek. Eğer beni sosyal medyadan da takip etmek isterlerse.
İnstagram ve wattpad = @ysmn978
Twitter= cilek978



Ve sevgili Elif sana da çok teşekkür ederim bu keyifli söyleşi için.

Uzun zaman önce deli cesareti hadi seninle de ben söyleşi yapayım dediğimde kabul ettiğin için ve bana bu sözümü unutturmayıp bu söyleşiyi yaptığımız için, bu söyleşi benim için ilkti ve sana çok teşekkür ederim çok keyif aldım. Zaten Yaseminimle konuşmak ayrı bir keyif, arada buluşma sözünü alınca keyfinden yenmeyen bir konuşma oldu.


Peki, sürpriz sorulara hazır mısın?
Bunu beklemiyordum gerçekten sürpriz oldu. Herkese çok teşekkür ederim…  

En son kendin için ne yaptın?(Muzo)
En son sinemaya gittim çok oldu ama “Senden Önce Ben” filmine.

Bu hayatta en çok istediğin şey ne? (Nuray )
Amerika’ya gidip Seattle’da yüzen evlerde yaşamak(Sarah Jio-Gündüzsefası)


Hayatında yaptığın hiç pişmanlık duymadığın en güzel hatan nedir?(Damla )
Bana göre hata değil ama birçok kişi hata diyor. Yeğenlerimin adını enseme dövme yaptırmak. Ve tabii ki çilek dövmem.


Eğer mümkün olsaydı hangi kitap karakterini hayatına katmak isterdin?(Aslı Gürışık)
Gözyaşı çetesinden Tuğrul (Gözlerinden ateş çıktığına eminim ama aşığım kuzum), Sözde Nişanlı Koray, Eksen Koray daha yazmayayım bence…

Kendini 3 kelime ile anlat desem? (Aslı Gürışık)
Çilek, Türk kahvesi ve çılgın

Şeytan azapta gereke bir şarkı armağan etsen bu ne olurdu? (Aslı Gürışık ve Elif Beyza Odacı)
Yonca Evcimik’ten Bandıra bandıra ye beni der susarım…

Hangi kitabın sonunu değiştirmek isterdin? (Huriye)
Senden Önce Ben… Will ölmemeliydi.

Hangi Kitap karakteri olmak isterdin? (Tuğba)
İşte beklediğim soru kaynanacığımdan… Marlo Morgan’ın Bir Çift Yürek kitabında ki ana karakter Gezgin Dil’in yerinde olup Aborjinler ile bir ay yaşamak isterdim.

Kelime oyunumuza hazır mısın peki?
Tuğrul                             :  Güç
Asaf                                :   Çocuk
Koray                              :   Adam
Jasmin                             :   Çılgın
Olgun                               :  Tamer ve Gülden
Elif                                   :    birtanecikk  
Hayat arkadaşı                 :   Yok
Watt pad                           :  Yenilik
Şeytan azapta gerek         :  Sevdiklerim
Bıyıklı abla                      :   Erotizm düşmanı
Hamilelik                         :   Nasip
Çiftlik                               :  Tuğrul
  



23 Kasım 2016 Çarşamba

Dilek Taygun'u yakından tanıyalım mı?






Merhaba;
Kasım ayının ikinci konuğu Kır papatyası, Gelinim, Kalbime Fısılda ve Sevdanın Külleri'nin (Güzelim) yazarı Sevgili Dilek Taygun…

Sevgili Dilek, öncelikle söyleşi teklifimi kabul ettiğin için çok teşekkür ederim. Sorularıma hazır mısın?
Söyleşi teklifin için ben teşekkür ederim. Fazlasıyla heyecanlı ve hazırım.

1- Dilek Taygun kimdir? Bize kendini anlatır mısın?
18 Mayıs 1993 yılı doğumlu içinde yazma ve okuma hevesi bulunduran hayalperest bir yazarım. Aynı zamanda bir devlet kurumunda 1,5 yılını dolduracak bir hemşireyim. Doğma büyüme Tokatlıyım. 1 yıllık İstanbul geçmişim var. Pek sevemesem de İstanbul'u


2- Kitap okur musun? Eğer okuyorsan belli bir tarzın var mı, yoksa ne bulsan okur musun?
Çok fazla kitap okurum. Belli bir tarzım yok açıkçası. Tabii ne bulursam onu da okumuyorum o ayrı konu. Beğendiğim takip ettiğim yazarlar var.


3-Kitaplarını okumaktan keyif aldığın yazarlar kimlerdir?
Julie Garwood, Jill Shalvis, Danielle Steel, Judith Mcnaught… İlk aklıma gelenler bunlar
Takip ettiğim Türk yazalar arasında da; Burcu Büyükyıldız, Esra Tok, Jennifer Royce, Fatih Murat Arsal…
Aklıma gelenler bunlar



4-En sevdiğin kitap hangisidir ve neden?
Julie Garwood – Sende Yanarsın… Aslında öyle çok özel bir nedeni yok. Lise dönemin de ilk okuduğum romantik romanslardandı ve ben bir gece de bitirdim. Karakterler, olay örgüsü hala beni etkiler.



5- Peki, wattpad de okuduğun kitap, takip ettiğin yazar var mı?
Wattpadde kitap okumuyorum. Ne yazık ki bende okuduğum şeyi tekrar okuyamama gibi bir dürtü var… Bu sebepten elimden geldiğince takip ettiğim dostlarımın hikâyelerimin kitap olmasını bekleyip, kitap olmuş hallerini almayı tercih ediyorum

6- Yazmak senin için ne anlam ifade ediyor?
Nefes alıyorum. Yazmak benim için nefes almakla eş değer. Kendimi iyi hissediyordum. Bir karaktere, bir kurguya şekil vermek güçlü olduğumu hissettiriyor bana.

7-Yazarlık mı, Hemşirelik mi desem?
Çok zor bir soru… Hemşirelik çok kutsal bir meslek, elleriniz de can bulan da, can verende var… İnsanlara yardımcı oluyorsunuz, ağrılarını dindirmeye çalışıyorsunuz… Bazen bir hasta için tüm gece hiç oturmadan onun başında bekleyebiliyorsunuz. Bunlardan şikâyetçi değilim, aksine evime gidip gözlerimi kapattığımda kendimle gurur duyduğum anları inkâr edecek de değilim.  Fakat psikolojik olarak zorlayan bir meslek. Şahsen hemşire olarak kalmayı düşünmüyorum…
Yazarlık ise benim kendimi bulduğum yer. İmza günleri, kitap yazmak benim en mutlu olduğum anlar.
Kısacası bana böyle bir seçme şansı sunulsa gözüm kapalı yazarlık derim… Kim bilir belki bir gün böyle bir ikilem arasında kalırım


8-Biz Dilek’le Kalbime Fısılda zamanı tanıştık. Son okumasını yapmıştım ve kitap bittiğinde nasıl yani bu kadar mı demiştim. Kendi adıma Ömer Atay’ın aşkına âşık olmuştum. Sence gerçek hayatta böyle seven adamlar var mı? (Sizlerin Doğan’ı oku dediğinizi duyar gibiyim yakında okuyacağım)
Bilmiyorum ama olduklarına inanmak istiyorum açıkçası. Çünkü hepimizin gerçekten seven adamlara ihtiyacı olduğunu biliyorum. Ve bence de Doğan’ı okumalısın artık.

9- Buket, kitaplarda aranılan güçlü kadın. Başlarda ezildi ama sonra özgüvenini kazanıp dimdik ayakta durdu. Buket’i yazarken rol modelin var mıydı?
Ben yazmaya başladığım da karakterlerim için bir rol model biçmiyorum hiçbir zaman. Zaten yazarken kendi karakterlerini kendileri ortaya çıkarıyor. Buket’i inatçı, kinci bulanlar oldu. Ben ise Buket’i gururlu bir kadın olarak görüyorum. Her kadının olması gerektiği gibi…


10-Kitaplarda yazdığın adamlar ile çıtamızı yükselttin. Onlar gibi düşünürken zorlanmıyor musun?
Zorlandığımı itiraf edeceğim. O karaktere bürünmek ki bir de erkek kafasıyla bunu düşünmek bazen çok zor oluyor. Ömer Atay’ı yazarken çok zorlanmıştım. Güçlü, hırslı ve yaralı bir adam… Zorlamıştı beni Doğan da daha rahattım. Daha naif bir karakter olduğundan belki... Son çıkan kitabım Sevdanın Küllerinde ki Ahmet’i yazarken de onun psikolojisine girmeye çalışmak beni biraz zorladı. Ölen bir eş, küçük bir çocuk, aldatılmışlık hissi…  Umarım başarılı oluyor, sizlere karakterleri istediğim gibi yansıtabiliyorumdur.

11-Ahmet, ah ömrü boyunca tek kadına âşık olan adam. Yok, öyle erkekler ama olmasını isteriz. Ahmet için rol modelin var mı?
Az önce ki soruda dediğim gibi rol modelim yok. Kurgu yazılırken Ahmet kendi karakterini kendi çizdi… Bana ise sadece yazmak düştü.
Burada amaç varsa bir rol model adres alınıp gidip kendime alacağım…

12-Deniz acıların kadını… Deniz’i yazarken zorlandın mı?
Bayan karakterleri yazarken çok fazla zorlanmıyorum. Daha rahat oluyorum açıkçası. Ama bir sahne vardı ki bebeğiyle ilgili… İşte o sahnede o hisse bürünmek için çok çabaladım.

13- Deniz, platonik âşık olduğu adam tarafından tecavüze uğradı. Yazarken o duyguyu nasıl yansıttın.
Deniz yaşadığı travma sonrası kendisine acımaya başladı. Bizim sıkıntımız şu her karakterden aynı tepkiyi göstermesi bekleniyor. Ben daha güçlüyken sen daha zayıf olabilirsin. Deniz de zayıftı. Nedeni böyle bir şeyi annesinin kaldıramayacak olması, kendini yalnız hissetmesi. İçinde öfke ve intikam duyguları bir yandan da ne yapacağını bilememenin korkusu… Çok zor bir durum… O hisse bürünmek bile insanın ne yapacağını şaşırmasına yetiyor. Fakat Deniz dirayetli durdu.

14-Gelelim şu an yazdığın Okan ve Yasemin’in hikâyesine nasıl gidiyor. Bize ipucu verir misin?

Bu arada sevgili okur bu kitaptaki Yasemin benim …

Önceden bilgiyi de verip Okan’dan uzak durun diyorsun yani.  Ben dalga geçilmiş, gururu kırılmış bir kadınla, pervasız bir adamı yazıyorum ve bu umduğumdan daha zorluyor beni… Yasemin’in çektiği acılar, Okan yüzünden kendinden nefret ettiği anlar… Bu anlarda biraz zorlanıyorum açıkçası. Okan’a ise öfkelendiğim doğrudur. Nasip kısmet olursa inşallah 2017 İstanbul Tüyapa Okan ve Yasemin’i yani Sevda Yanığını ellerimiz de görürüz umarım. Küçük bir alıntı da bırakalım şuraya…


Ufukta bir çizgi görünüyor. Çok uzakta değil gibi… Sanki dokunsan tutabilecekmişsin gibi… Sonra bir anda silinip yok oluyor… Tıpkı bir toz bulutu gibi… Bir iz, bir dokunuş, bir yaşanmışlık hissi arıyor insan… Sonu yine hüsran, yine acı… Bile bile kanıyor insan!



15-Yazdığın karakterlerden yazarken hangisine âşık oldun ya da oldun mu?
Birçoğuna… Beni en çok etkileyenler Ömer, Doğan ve Ahmet idi. Ömer’in sahiplenir tavrı, Doğan’ın ince düşünceleri, Ahmet’in ise sadakati… Kısacası üçünün karışımı bir karakter yazdığımda ona âşık olacağım J

16-Peki, yazdıklarının kitap olması, imza günün olması gibi hayallerin var mıydı? 
Lise zamanında bir defterim vardı. Yazıp yazıp sayfaları yırtardım. Kendi kendime hayaller kurar sonra da kendime kızardım boş hayaller kuruyorum diye. Her zaman çok fazla hayal kuran bir insan oldum. Hala da öyleyim. Hayallerim de hep vardı ama hiç inanmadım… İlk kitabım çıktığında, kitabı aldığım an mutluluktan ağlamıştım. O his o kadar güzel ki… Gerçekten bunu isteyen herkese nasip olur umarım…
İmza günleri için ise söyleyecek hiçbir şeyim yok. Son paylaştığım fotoğraflara bakıldığında eşsiz mutluluğum görülüyor zaten. Hayatımda gülmediğim kadar imza günlerimde gülüyor, mutlu oluyorum. Bu da tabi tatlı okuyucularımız sayesinde. İyi ki varlar!

17-Blog takipçilerime ve okuyucularına son sözün nedir…
Benim her zaman okurlarıma söylediğim bir söz vardır yine onu söyleyerek bitirmek istiyorum; ‘’Ben okurlarımı bir çiçeğe benzetiyorum. Nasıl bir çiçeğe bakmazsak solup gider bir süre sonra, okurlarda öyledir. Ben sizlerle ilgilenmezsem bir süre sonra sizi kaybederim. Aksine ben kaybetmek değil kazanmak istiyorum…’’

Her zaman yanımda oldukları ve beni destekledikleri için çok teşekkür ederim. Daha birlikte nice başarılar elde edeceğiz. Sevgiyle kalın. 


Sen şimdi bitti sandın ama biten sadece benim sorularım şimdi sana dört okurundan sorular hazır mısın?
Ya işte bunu beklemiyordum… Yüzümde şapşal bir gülümseme ile bu soruları büyük bir memnuniyetle cevaplayacağım…

Sevgili Esra Tok’un soruları,
1-Ahmet ve Ömer... İkisi de benim favorilerim. Peki Dilek Hanımcığım, böylesine zor ve hayran bırakan adamları yazmak seni hiç zorladı mı?
Benimde favorilerim onlar. Ben onları yazmadım onlar kendilerini yazdırdı… Evet, zorlandığım çok nokta oldu ama bir şekilde elimden geldiğince karakteri toparlamaya çalıştım.

2-Bazı yazarlar sessizlikte, bazıları müzik dinleyerek yazıyormuş. Senin bu şekilde yazarken ilham aldığın bir şey var mı? 
Ben müziksiz yazamam… O an o sahneye uygun bir müzikle yazmalıyım, yoksa duygularla ilgili sıkıntı yaşıyorum…

3-Şu ana dek yazmaktan en çok keyif aldığın kitabın hangisi oldu? (Bakalım benim en sevdiğim kitabını mı söyleyeceksin )
Senin en sevdiğin kitabı tahmin edebiliyorum.  Sanırım aynı şeyi düşünüyoruz kuzum… Sevdanın Külleriydi en keyif alarak yazdığım kitap.

4-İlham perilerinin seninle olduğuna inandığın anlar var mı? 
Kesinlikle var… Bazen öyle bir yazma hissi oluyor ki içimde boş bulduğum bir sayfayı doldurmaktan kendimi alıkoyamıyorum.

5-Karakterlerinde, hayatındaki kişilerden yansıma yaptıkların oldu mu?
Sadece bir karakterim için öyle bir şey yaptım… Onun dışında ki her şey hayal ürünüdür.


Sevgili Nurhayat Turna’nın soruları,

1-Yazarken zorlandığınız kurgu veya karakter oldu mu?
Nur bu sorunun cevabını iyi biliyorsun J Tabi ki Ömer… Ömer’i yazarken zorlandım.

2-Genel olarak aşk romanları yazıyorsunuz. Farklı bir tür yazmayı hiç düşündünüz mü?
Düşündüm fakat genelde senin de bildiğin üzere düşünmekle kalıyorum… Fakat yakın zamanda mizah denemelerime devam edeceğim… Bir gün benden de bir mizah kitabı çıkar belki…

3-Yazarken nelerden ilham alırsınız?
Hiçbir şeyden… Sadece şarkı dinlerim o kadar…


Sevgili Zeynep Alkanat soruları;
1-Kitaplarında yazdığın kadın karakterler neden hep acı çekiyor?
Bu soruyu bekliyordum işte. Bunu bana çok soran insan oldu. Hatta mutsuz bir evliliğin falan mı var ya da zorlan mı evlendirildin diye de bir sürü soru aldım. Onlara da cevap vermiş olayım bu soruyla. Bekârım arkadaşlar ben, zorla falan evlendirilmedim… Neden kadın karakterlerim acı çekiyor ben acı çekmeden bir insanın mutlu olabileceğine inanmıyorum. Hayatında acı çekmedim diyen insan benim gözümde yalan söyler. Safi bir mutluluk yazmaktansa acıdan sonra mutluluk bana daha hoş geliyor Ondan kaynaklı belki de…

2-Yazdığın o güçlü erkekler nerede satılıyor? Yasko ile birer tane alacağız.
Bulursanız bana da adres verin… İnşallah bir gün karşınıza daha iyisi çıkar…

3-Baş kadın karakterin adının Zeynep olduğu hikâyeyi ne zaman yazacaksın?
En kısa zamanda ama bu Zeynep biraz değişik bir Zeynep olacak… Hırslı, güçlü… İnşallah beğenirsin.


Sevgili Huriye Çelik soruları;
1-Kurgularında genel olarak erkek karakterinin değişimini gözlemliyoruz fakat Selim hikâyesinde bu farklı. Neden böyle bir değişiklik yapma ihtiyacını hissettin.
Hiç hani bu seferde kadın karakter değişime uğrasın diye düşünmedim canım ama yukarıda verdim cevap gibi ben yazıyorum onlar karakterlerini kendi koyuyor… Anlık bir şekilde oluştu ama iyi ki de oluşmuş… Neşe’nin yaşadığı karakter bocalaması hoşuma gidiyor.

2- Ortalama bir kitap yazmak için ne kadar bir araştırma süresine ihtiyaç duyuyorsun?
Değişiyor bu kitaba göre. Şöyle örnek vereyim. İlk çıkan kitabım Kır Papatyasında at binme sahnesi vardı bir tane… Bir sayfalık bir sahneydi. Ben hiç hayatımda at binmedim, bu sebepten araştırdım. Toplamda beş altı saatlik gibi bir sürenin sonunda 20 ye yakın kaynak taramıştım.

3- Selim’in hikâyesinde Neşe’yi sevmiyorum, değişimine rağmen sevmiyorum. Yazdığın hikâyelerde sevmediğin karakterler var mı?
Hepsi benim çocuklarım gibi… Hepsini seviyorum…

Siz bitti sandınız ama bitmedi şimdi Sevgili Dilek ile Kelime oyununda sıra… Benim yazdığım kelimenin karşısına senin için ne anlam ifade ettiğini tek kelime ile yazar mısın?


Hemşire                     : Ben
Buket                         : Ömer
Avukat                       : Buket
Vasiyet                       : Ömer
İlk Aşk                       : İnci
Ömer Atay                 : Buket
Güç                            : Ömer
Deniz                         : Ahmet        
Platonik                     : Yasemin
Bebek                        : Deniz
Çilek                         : Sen :D        
Ahmet                       : Deniz
Selma                        : Efe
Yazmak                     : Aşk
Sevgi                         : Doğan
Doğum                      : Deniz

Sevgili Dilek,
Yolun açık, Okuyucun bol olsun…
Sevgiler,
Çilek Kız
Yasemin…