28 Ekim 2016 Cuma

Esra Tok ve Mazi

Merhaba;
Bu ayın konuk yazarı Sevgili Esra Tok,
Esra’cığım öncelikle söyleşi talebimi kabul ettiğin için çok teşekkür ederim. Sorularıma hazır mısın? 
Bu denli heyecanlanacağımı tahmin etmiyordum. Ben teşekkür ederim beni davet ettiğin için.

1- Esra Tok kimdir? Seni daha yakından tanıyalım…
Yirmi altı yaşında bir mühendis, iş hayatımda şu an kendimi dinlenmeye aldığım için sakin günler yaşıyorum. Elbette ilk kitabım çıktığı için fazlaca heyecanlı zamanlar. Ailemle İstanbul da yaşıyorum. Hem Çerkez hem Gürcüyüm. Bu nedenle fazla renkli ve çeşitli bir ortamda büyüdüm. Gülmeyi ve etrafımdaki insanları güldürmeyi çok severim. Kafama bir şey takmayan biriyimdir. Neşeli ve çok duygusalım.

2-Esra’cığım yazmanın dışında iyi bir okuyucu olduğunu biliyorum. Neler okursun? Belli bir tarzı var mıdır yoksa ne bulsa okur mu?
Evet, kitap okumak vazgeçilmezlerimdendir. Bu konuda ayırım yapmam zor. Ama genel olarak okumaktan zevk aldığım türler; tarihi kurgu, romantik ve fantastik... Klasikleri de okumayı seviyorum. Ama okuyamadığım tarz dersek, şu an da sadece Polisiye diyebilirim.

3- Başucu kitabın var mı, varsa nelerdir?
O kadar çok ki.  Ama öncelik verecek olursam biri, Jojo Moyes - Senden Önce Ben. İmkânsız aşkı bana derinden yaşatıp, gözyaşları içerisinde kitabı bitirmemi sağladı. Hala düşündükçe içim sızlıyor Will için. Diğeri, Michelle Zink – Kehanet. Fantastik kurgu da beni soluksuz bıraktı. İkinci kitabı Gardiyan’ı çok zor bekledim.


4-Kitaplarını okumaktan en keyif aldığın yazarlar kimlerdir?
Hangisinden başlasam. Ben bir yazarın kalemini beğenirsem, tüm kitaplarını alıyorum. Ortaokul dönemlerimden Bir Genç Kızın Gizli Defteri serisiyle kalbimi fetheden İpek Olgun, Canan Tan, Ayşe Kulin, Zülfü Livaneli beğenerek okuduğum değişmeyen isimler. Wattpad sayesinde tanıdığım ve tüm kitaplarını beğenerek okuduğum bir isim var; Burcu Büyükyıldız. Yabancı yazarlardan Michelle Zink, Stephenie Meyer, Wendy Hıggıns, Nicole Jordan, Victoria Alexander, Teresa Medeıros…


5- Wattpad de kimleri okursun?
Daha önce çok vakit geçiriyordum. Yazılan hikâyeleri takip edip, biri bitmeden diğerini kütüphaneye ekliyordum. Şimdi çok okuma fırsatım olmuyor. En son dortgozkedikiz, ysmn978, Valeria_Kim_Young, asknnur’un hikâyelerini okudum.

Esra’cığım, beni de yazarlar kategorisine dâhil ettiğin için çok teşekkür ederim. Ama yine diyorum ve hep diyeceğim yazmak değil okumak benim işim…

6- Bize yazma hevesini anlatır mısın?
Yazmaya başladığımda lise son sınıftaydım. Okul döneminde öyle güzel kompozisyon yazan bir öğrenci değildim. Kalıplara sığmayı sevmediğim içindir belki. Okumayı çok seviyordum ve sınıfta kitapları birbirimizle paylaşma önerisinde bulunan biriydim. Lise bitmeden ekranda olan bir diziyi hayranlıkla takip etmeye başladım ve onun için hikâyeler yazmaya başladım ilk olarak. Hatta sevgili babam bu konuda bana çokça kızmıştı o zamanlar. Ama durduramadı. Yazdıkça kendimi başka kurgularda, başka karakterlerle buldum. Bambaşka hikâyeler yazmaya başladım. Öyle de devam ediyorum.

7- Hayallerinin arasında yazdıklarının basılacağı, imza günün olacağı var mıydı?
Böyle bir hayalle kendime baskı yapmak istemedim aslında. Ben her zaman bir şeyi yürekten istediğinizde gerçek olacağına inanırım. Bende gerçekten istedim. Yazdıklarımın kâğıt kokusuyla buluşmasını ve hayata kalıcı bir iz bırakmayı istedim. Gerçek oldu

8- En büyük hayalin olan Bir Tutam Çilek ile söyleşi yapıyorsun ne hissediyorsun. (Şu Çilek kızı mutlu edecek bir şeyler karala tatlım)
İşte bu benim için bir hediye oldu…

9- Bir Karadenizli olarak Töre kitabı yazmaya nasıl karar verdin, özel bir sebebi var mı?
Benim yazmama vesile olan dizi töre unsurunu anlatan bir diziydi. Bende bu şekilde ilgilenmeye başladım. Gördüğüm, bildiğim kültürden çok farklıydı.  Elbette bir yaşam tarzını ya da kültürü anlamak o kadar kolay olmadı. Ama bolca araştırdım. Bulduğum ya da eriştiğim hayatları okudum, izledim.  Ve öyle yazmaya başladım. O andan itibaren de kendimi hiç yabancı hissetmedim. Benim kabullenemediğim kuma kavramı unsurunu elbette saf dışı bıraktım. Ben aslında töreyi ve doğu kültürünü hayal dünyama katıp, olmasını istediğim gibi yazdım.

10- Mazi ’de yer alan “Yedi aşiret” ciddi bir araştırmanın eseri olmalı nereleri kaynak olarak kullandın?
Mazi’yi yazmaya başladığım anda istediğim sıradan bir kurgu olmamasıydı. Bu yüzden Genco’yu yazmaya başladığım sırada güçlü bir birlik oluşturmak istedim. Sadece tek bir aşiretten oluşan bir hikâye olmasını istemedim. Bolca araştırma yaptım. İnternette pek çok sayfayı, aşiretleri ve tarihlerini inceledim. Yüzlerce aşiretten hala varlıklarını koruyan ve kendi içlerinde büyük topluluklar oluşturan aşiretler olduklarını gördüm. Hatta benim düşündüğüm gibi “Yedi Aşiret” gibi birlik olan aşiret topluluklarının günümüzde var olduğunu ve devam ettiğini gördüm. Bende böylece “Yedi Aşiret” ile yedi güçlü adamı ve aşiretlerini, birliklerini sağlamaları ve daha da güçlenmeleri için bir araya getirdim.


12- Genco Uluhan, Savaş Kahraman ve Bevar Kılıç okuyucuların hayallerini süsleyen erkekler. Bu karakterleri yaratım sürecin nasıl gelişti?
Üçü de birbirinden oldukça farklı aslında. Ancak ortak iki noktaları var. Aşkı dibine kadar yaşıyorlar ve çok yakışıklılar J Önce Genco’yu oluşturdum. Onu yazmaya başladığı an karakter kendiliğinden oluştu aslında. Genco, ince ruhlu bir adam. Sanatçı özelliği olan, hırslı ve hayatta istediği her şeyi elde edebilmiş bir adam. Daha sonra Bevar’ı yazdım. Çok öfkeli, hırçın ve puslu bir adam. Uluhan konağının yetimi olarak anılan, hayatta hep mücadele etmek zorunda kalmış biri. En son Savaş’ı yazdım. Savaş hırçın, inatçı ve yarım kalmış bir adam olarak çıktı hayallerimde. Kardeşini aramak için savaşan, bir yandan da annesini temize çıkarmayı çalışan bir adam.  

13- Amelya, Rojda ve Lalezar ağaların güçlü kadınlarını yaratım süreci nasıl gelişti?
Amelya’yı yazarken biraz zorlandım aslında. Yaşadığı tutsak hayat nedeniyle çok narin ve masum bir kadın olarak yazmaya başladım. Ama zamanla keşfettiği gibi çok güçlü ve fazlasıyla kıskanç bir kadın.
Rojda, yazmaya başladığımda bu denli üzerinde yoğunlaşmayı düşünmemiştim. Ama Savaş’ı yazdığım an onunla ilgili planlarım ve onun karakteri de kendiliğinde oluştu. Rojda, Amelya’dan farklı görünse de aslında ortak bir noktaları var. İkisi de kocalarını sahiplenen tutkulu kadınlar.
Lalezar… O en güçlüsü aslında. Küçük olmasına rağmen ilk aşkına sahip çıkacak kadar gözü kara bir kadın. Onu yazarken, bir kadında olması gereken en önemli özellikten yola çıktım: Cesaret.

14- Genco ilk Amelya’nın gözlerini gördü ve âşık oldu bu duyguyu yansıtmak senin için zor oldu mu?
Bazıları doğru bulmasa da ben ilk bakışta aşka inanıyorum. Kimse beni vazgeçiremez J Bu yüzden de Genco’yu yazmaya başladığım anda bu aşkın kıvılcımını o ilk bakışta atmaya karar verdim. O anı yazmak zordu, inkâr edemem. Yüzünü görmediği bir kadına sadece gözlerini gördüğü o kısacık anda tutulmasını yazmak en önemlisi de hissettirmek kolay değildi. Umarım başarabilmişimdir.

15- Seri 3 kitaptan oluşuyor Günahkâr Savaş ve Rojda’nın hikâyesi nasıl gidiyor yazmak? Bu arada OFLAZ benim yan gözle bakanı yolarım J  (Bu arada okurlarının isyanı bölüm çok geç geliyor) 
Günahkâr, şu an devam ediyor. Ancak Mazi’nin başladığı zamandan biraz daha geriye sardığım için hikâyede anlatılması gereken çok detay var. Aceleye getirmek istemediğim için de biraz fazla titizleniyorum sanırım. Geç gelmesinin nedeni de bundan…  Oflaz için mücadele büyük. Ama eminim sen rakiplerini yenersin çilek kız. 

16- Ve serinin son kitabı MASUM Bevar ile Lalezar’ın aşkı yeni başladı ama kurgu kafanda oturmuştur bize biraz ipucu versen…
İpucu mu? Olur mu ki? Şaka şaka J  Masum için biraz daha beklemek istiyordum ama çok istek olduğu için hemen başlattım. Biraz ağır gelecek bölümler bu yüzden. Bevar öfkeli ve hırçın bir adam. Bu yüzden Lalezar’ı oldukça zorlayacak. Gelecek bölüm Bevar’ın İstanbul’a kaçışını ve Genco’nun yanına gidişini okuyacağız. Ancak Lalezar onun peşini bırakmayacak gibi. Küçük bir oyunla sevdiği adamı peşinden hiç olmadık bir yere sürükleyebilir… Bu kadar yeter mi?


17-Blog takipçilerime ve okuyucularına son sözün nedir…
Çilek kız, öncelikle sana ve bana zaman ayıran herkese çok teşekkür ederim. Kitabımı okuyan ve Mazi ile beni evlerine misafir eden, kitaplıklarında yer ayıran tatlı okuyucularıma da buradan senin aracılığınla bir kez daha teşekkür etmek istiyorum. Onların desteğiyle hayallerim gerçek oldu. Daha yolun başındayız ve inanıyorum ki onlarla daha nice başarılarımız olacak. İlk kitabım ve heyecanım çok büyük. Umarım keyifle okumuşlardır. Olumlu ya da olumsuz geri dönüşlerini bekliyor olacağım. Çilek kız, daha nice kitap da buluşmak dileğiyle…


Sevgili Esra,
Okuyucun bol, yolun açık olsun…
Sevgiler
Çilek Kız




13 Ekim 2016 Perşembe

Bir parça HEVES... Sümeyye Kalyoncu

Merhaba konuk yazarımız  Sevgili Sümeyye Kalyoncu
Sevgili Sümeyye, öncelikle söyleşiyi talebimi kabul ettiğin için çok teşekkür ederim. Sorulara hazır mısın?  
Çok heyecanlıyım ama sanırım hazırım. Hadi başlayalım!


1- Sümeyye Kalyoncu kimdir önce seni tanıyalım…
İnsan kendini nasıl anlatabilir ki? Deliliğini satırlar arasına gizlemeye çalışan bir kızım işte. Hayatla olan kavgasını en üst safhada yaşarken; hem okuyup, hem çalışıp meslekleri uç uça ekleyip duruyorum. Ne bileyim. Bir kez geliyoruz dünyaya… İyi değerlendirmeye çalışıyorum işte.


2-Sümeyye iyi bir okuyucu mudur? Yeni mezunsun biliyorum, ders kitapları dışında ne okursun…
Evet, zor bir sürecin ardından sonunda kitaplarıma daha çok vakit ayırabiliyorum. Okumak; ne ile ilgili olursa olsun bilgi aşığı bir kadınım. Bana bir şey öğretecek el broşürlerini bile okurum oda sayılıyor değil mi okumaktan?
Sayılmaz mı bende severim onları okumayı…


3- Neler okursun… Başucu kitabın var mı, varsa nelerdir?
Olmaz mı? Hepsi başımın ucu, başımın tacı… Hiçbirini ayıramam fakat gözümün bebekleri var ki hemen sayayım; Dostoyevski- Suç ve Ceza, Necip Fazıl Kısakürek-Çile, Oğuz Atay-Tutunamayanlar gibi… Sanırım saymakla bitiremeyeceğim.

4-Kitaplarını okumaktan en keyif aldığın yazarlar kimlerdir?
Dünyaca ünlü klasikleri okumaya bayılıyorum. Bu çok geniş bir yelpaze elbette… Ama yazarsa almadan geçemeyeceğim yazarlar elbette mevcut. Mesela Khaled Hosseini (Halit Hüseyni) kalemini bayılırım. Türk yazarlardan Canan Tan, İnci Aral, Ayşe Kulin… Bunlar çok daha genç yaşlarımdan beri takip ettiğim yazarlar. Hepsi kadın ve Türk, güçlü kadınları seviyorum vesselam.


5- Yazmaya ilk ne zaman başladın?   
Bu şu soru ile eş benim için; “Yaşamaya ne zaman başladın?”. Bilmiyorum. Çocukluktan beri bir yerlere bir şeyler karalıyorum. Ama iyi, ama kötü, ama kısa, ama uzun… İlk hatırladığım anım ise vefat eden dedeme sürekli mektup yazdığımdı. Ona dünyada olan bitenleri anlatıyordum ve özlemimi dile getiriyordum. Annemde benim için onları postaya verip dedeme yolluyordu. Tabi gerçek bir zaman sonra ortaya çıktı.

6- Hayallerinin arasında kitaplarının basılacağı, imza günün olacağı, Bir Tutam Çilek ile söyleşi yapacağın var mıydı? (Bir Tutam Çilek yoktu biliyorum ama var dersen ben çok mutlu olurum)
Hayatınızda ki bazı şeylerden emin olursunuz. Henüz olmamıştır ve olacağı günü beklersiniz. Bu hayal değil, gerçeğin ta kendisini meydana getiren bir süreçtir. Ben bir gün kitabımın çıkacağını biliyordum. Şöhret olmak gibi bir gayem yok. Sadece yazdıklarımın belli bir zümreye ulaşıp ellerinin arasından mutluluğa dönüşmesini istiyordum ve oldu! Bu benim için yeterliydi. Tabii ki Bir Tutam Çilek ile söyleşi yapma hayalim vardı. Bu inanılmaz ve benim için pastanın kaymağı oldu.

7-  Heves ’i yazmaya nasıl karar verdin? 
Anlatmak istediğim şu. Karar vermiyorsunuz yazmaya. Yazıyorsunuz ve karakterleriniz kendi hikâyelerini yazdırıyorlar. Mavi ve Çınar, Heves ve Utkan… Benim yazma serüvenime sadece katıldılar ve ellerimden kendi hikâyelerini duyurdular. Ben sadece aracı oldum.

8- “Utkan” karakteri için gerçek hayatta kimden esinlendin?
Hiç kimseden desem? O bir hayali karakter ve kendi kendini oluşturdu. Dedim ya ben sadece yazdım. Etrafımda ona benzer kimse yok. O benim eşsiz adamım.

O senin çocuğun lütfen ama benim arsız aşkım…


9-“Pare Heves” narin, yaralı, güzeller güzeli Para Heves kim?
Bir parça Heves… Adı buradan gelmişti. Her şeyin başlangıcı bir parça heves ile oluyor. Devamı için daha güzel duygular lazım bunu anlatmaya çalışmıştım. Aslında sıradan bir kız, senden benden güzel değil anlayacağın… İnsanın kalbi güzel olsun.

10- Evet, biliyorum her iki karakterde hayal ürünü ama birilerinden esinlendiğin kesin…
 Hahaha gerçekten kimse yok esinlendiğim. Olsa söyleyeceğim ama gerçekten yok.


11- Utkan’ın iç sesleri arsız, müstehcen ve gerçek… Bir erkeğin iç sesini yazmak seni yormadı mı?
Aslında yormadı. Buradan beylere selam yolluyorum. Testosteron taşımak oldukça güç bir mevzu… Fakat kontrolü testosterona bırakmayıp avuçlarında tutan erkeklere bayılıyoruz bu bir gerçek. Dizginleri bırakmayalım beyler.


12- Pare Heves, Onu böyle büyük bir aşk ile seven Utkan’a yaptıklarından sonra gidip saçını başını yolmak istedim… Bence Pare Heves biraz da sensin yanılıyor muyum? (Güçlü, kendi ayakları üzerinde durabilen cesur kız)

Kendimden esinlenmedim. Tam tersi kendimden uzaklaştırmak istedim onu ama ne yaparsanız yapın her karakter biraz yazarını andırıyor. Okuyan ve beni tanıyan yakınlarımdan Heves’i okurken gözümüzün önünde hep sen canlandın geri dönüşleri almadım değil. Ne diyeyim. Heves gücünü elbette benim ellerimden aldı ve bende onun güzelliğinden. Beraber el ele verip güzel şeyler yapmaya çalıştık.


13-Final… Eğer mutsuz son olsaydı gözüme gözükme derdim… Neyse ki mutlu son… Senin hayalindeki final bu muydu?
Değildi. Son anda karar değiştirip mutlu bir son yaptım. Çünkü ben bir kitap okurken günlük streslerimden uzaklaşıp bir nebze mutlu oluyorum. Bir iki saatlik kitap okuma seansı beni bu dünyadan alıp başka bir yere götürüyorsa şayet; o gittiğim yerde mutluluk isterim. Bu yüzden mutlu son ile bitti. Belki de bitmedi? Hı ne dersiniz?


14-Blog takipçilerime ve okuyucularına son sözün nedir…

Bu bloğu takipte kalın. Bu çilek kız çok tatlı. Ve ben onu çok seviyorum. Sabrı ve sevgisi için sizin huzurlarınızda teşekkür ediyorum.
Sevgi, saygı ve öpücüklerimle.

Canımsın şirine yazarım…
Sevgili Sümeyye,
Okuyucun bol, yolun açık olsun…
Sevgiler
Çilek Kız




4 Ekim 2016 Salı

Nazlı Ozan ile Söyleşi

Merhaba;
Konuğumuz Raslantı -  Aşkı İtaliano’nun yazarı Sevgili Nazlı Ozan  

    
Nazlı’cığım öncelikle söyleşiyi talebimi kabul ettiğin için çok teşekkür ederim. BTÇSS sorularına hazır mısın? (Bir Tutam Çilek Seçme Sınavı) 

*Kesinlikle hazırım. Yarışmacı arkadaşlara başarılar diliyorum :)


1- Nazlı Ozan kimdir önce seni tanıyalım… 


30’larında. Evli ve bir kız çocuğu annesi. Annelik, iş, ev ve eş üçgenin yanı sıra aynı zamanda okuma ve yazma aşığı biri. Bence buradan sonrasını başkalarına sorman gerekirdi sevgili çilek.  Şimdi şöyleyim böyleyim demek bana yakışmaz.  :)


2 – Nazlı’cığım iyi bir okuyucu olduğunu biliyorum. Belli bir tarzın var mı yoksa ne bulsam okurum diyenlerden misin? 


Evet. Kesinlikle iyi bir okuyucuyum. Her ne kadar ayırt etmeden okumaya çalışsam da Klasikler ve çağdaş edebiyatı çok daha fazla seviyorum. Onun dışında her tarz okumaya çalışırım. Ama bunu da abartmam. İlla ki her şeyi seveceğim ya da okuyacağım diye bir derdim yok.

3- Hayatta okumam dediğin bir yazar veya kitap var mı? 


Şöyle bir durdum ve kaşlarımı çattım ama sanırım yok. Okuyup anlamaya ve empati kurmaya çalışırım. Sevmiyorsam zorlamam ve bırakırım. Ön yargılı bir insan değilim.

4- Başucu kitapların nelerdir?


Kaç tane sayabiliyoruz :)  Şöyle bir düşeneyim hemen. Aslında bu dönem dönem ve ruh halime göre de değişiyor. Ama en son listem; J.m Darhower - RUHUNDAKİ CANAVAR. Özellikle bu çünkü oradaki dilini, anlatımını ve bana hissettirdiklerini çok seviyorum. Jane Austen - Aşk ve Gurur, Emily Bronte -Uğultulu Tepeler.Dostoyevski Suç ve Ceza



5-Kitaplarını okumaktan en keyif aldığın yazarlar kimlerdir?


Klasikler dışında, Albert Camus, Milan Kundera, Paulo Coelho, Maeve Binchy, Stephen King, Agatha Christie, daha da böyle uzar. 



6- Yazmaya ilk ne zaman başladın? 


Ortaokulda günlük tutmaya başlamıştım. Sonrasında yine o dönem konularına göre denemeler yazmaya başladım. Lisede ilk roman denememi yazmaya çalıştım J) Çalıştım diyorum çünkü hala kendisi yarım duruyor. :) 

7-Hayallerinin arasında kitaplarının basılacağı, fuarlara katılacağın, imza günün olacağı ve okurları tarafından çok sevilen bir yazar olmak var mıydı? 


Kesinlikle yoktu. Bazen hala bakıp da “vay be,” diyorum. Hayatın sizin için neler planladığı gerçekten sürpriz. Ama artık biliyorum ki hiç beklemediğiniz şeyler mucizeymiş gibi gerçekleşiyor. Yeter ki siz ona bir adım atın ve inanmaktan vazgeçmeyin. Hayaller gerçekleştirilmek için var öyle değil mi?


8- En büyük hayalin olan Bir Tutam Çilek ile söyleşi kısmını şu an gerçekleştiriyoruz. Ne hissediyorsun :) :) :) :) :) 


Mutlu. :)   Önemsenmek ve sevildiğini bilmek güzel. Bir de bu çilek bana böyle tatlı ve güzel sorular hazırlamışken.:) 



9- Ah Aşkı İtaliano Roberto. Evde kalmış bir okur olarak isyanım var… Böyle karakterler yazıyorsunuz bizim çıta göğü deliyor koca bulamıyoruz… Roberto nasıl ortaya çıktı? 


Roberto. Roberto. Ah!  Ne desem bilemedim şimdi. Yani onun hakkında o kadar şey yazmama rağmen itiraf ediyorum ki kendisi çok başka. Bunun için sanırım erkeklerin daha çok aşk romanı okuması gerekiyor. Kadınlar ne ister diye soruyorlar ya. İşte yazılı kaynak. Açıp okuyun J Roberto Rossi’yi ayrı bir kitap olarak yazmak aslında hiç aklımda yoktu. İlk kitabımdaki karakterlerimi balayına İtalya’ya gönderince bir yakışıklı İtalyan yazayım dedim ve Roberto ortaya çıktı. Artık nasıl yazmışsam okurlarım ve özellikle bir arkadaşım bu adamı öylece ortada bırakamazsın dediler. Çünkü onu kalbi kırık bir şekilde yazmıştım. Madem öyle tamam dedim ve böylece AşK-ı  İtalyano’nun temelleri atılmış oldu.

10-  Aslı bizim grubun delisi… Kaç kişiden esinlendin Aslı’yı yazarken. 


Yazarken çok fazla fark etmemiştim ama Aslı’da aslında birçok insanın karışımı var. Ben, sen, biz, siz, onlar J Olmak istediğimiz, hayallerinin peşinden giden ve güçlü bir kız Aslı. O yüzden onu çok seviyorum.
(Bu arada bizim grup dediğim Nazlı Ozan Hikâyeleri Faceebook grubu)



11-Karakterlerin için muhtemelen gerçek hayattan birilerinden birkaç özellik almışsındır mesela Enrico, Buğrul veya Angela? Kimler senin ilham perilerin. (Burak tek başına bir soru karakteri o yüzden biraz sabır) 


Aslında karakterleri yazarken ilham almak demeyelim de hissederek yazıyorum. Yani önce karakteri oluşturup sonra ona göre bir rol biçiyorum. Emin ol etrafımda Enrico ve Buğrul gibi tipler yok J Burada kahkahalarımı serbest bırakıyorum izninle. Angela da aynı şekilde gerçekten genel birisi yok. Kızlar genelde birçok karakterin toplamı.


12- Hiç görmediğin İtalya’yı yazmak nasıldı? Ardından yazdığın yerleri gidip görmek…  Ne hissettin?


İşte en güzel soru. İtalya’ya olan ilgim lise’de Maeve Binchy’nin ‘İtalyanca Aşk Başkadır’ kitabıyla başladı ve daha sonra Ferzan Özpetek filmleri ile devam etti. Onların aile ilişkileri, bize benzemeleri ve yuvarlak masanın etrafında oturarak yaptıkları sohbetleri yansıtan hayatla iç içe sohbetleri beni etkiledi. Eğlenceli, tatlı ve hayatı seven insanlar. Kalemimle birlikte onlara daha da yakınlaştım. Daha gitmeden bütün sokaklarında dolaştım ve havasını hissetmeye çalışarak kitabımı yazdım. O kadar çok video ve araştırma yapmıştım ki İtalya ile ilgili birçok şeyi biliyordum ve sanki orada gibi hissediyordum.
Ve sonra…
Kitabımla birlikte yazdığım yerlere gitmek inanılmaz bir duyguydu. Her sokak, her durak, her bir yapıyı sanki karakterlerimle birlikte yeniden gezdim. Anlatılmaz yaşanır denir ya. Gerçekten yaşadım ve mutluyum J La Dolce Vita :)

(Hatta bizim için de ‘Aşk Çeşmesi’ne’ para attı belki de AŞK bizi İtalya’ya davet ediyordur. Ayrıca ’İtalyanca Aşk Başkadır’ benim de Maeve Binchy’nin kalemi ile tanışıp hayran olduğum kitaptır. )


13-Yeni kitap “Plaza Kızları” hazırlıklar ne aşamada ne zaman kâğıt kokusu ile buluşacak.


Plaza Kızlarını bitirdim. En kısa zamanda olmasını istiyorum bende ama bakalım.

14- Beklenen soru yeni yayınevin belli oldu mu?

Bilmem oldu mu? :)  Kaçamak cevaplar vereyim.

(Heyecanla açıklamanı bekliyoruz)

15-Wattpad de kitap okuyor musun? Mesela kimleri okursun?

Eskiden ilk kayıt olduğum zamanlar da sadece okuyordum. Sonra yazmaya başlayınca kesintiye uğradı. Düzenli olarak okumuyorum artık. Sadece çok yakın arkadaşlarımın hikâyelerine göz atıyorum fikir vermek amaçlı o kadar. Çünkü; kâğıt kokusuyla okumak başka.

16- Yazmak isteyenlere önerin nelerdir… 

Anlatacak bir şeyleri olduğuna, yazarak rahatladığını düşünenlere, yazmak beni mutlu ediyor diyenlere söyleyeceğim tek şey canınız ne istiyorsa onu yapın. Hiç kimse mükemmel değil. Başlangıçta ne yazdığınızın bir önemi yok. Yazmaktan çekinmeyin ama bol bol da okuyun.  İyi bir okuyucu olmadan iyi bir yazar olunamayacağına inananlardanım.



17- Blog takipçilerime ve okuyucularına son sözün nedir…

Bu güzel, içten ve tatlı söyleşiye bayıldığımı söylesem yeterli mi J Gerçekten çok teşekkür ederim benim için zevkti. Okuyan herkese de sevgilerimi gönderiyorum.

(Samimiyetin, tatlı dilin, arkadaşlığın, güler yüzün için teşekkür ederim)  

Nazlı’cığım,
Okuyucun bol, yolun açık olsun…
Sevgiler
Çilek Kız


Sürpriz sen sorular bitti sandın ama bitmedi… Birkaç okuyucundan soru istedim işte ilki. 

Görümceciğim Esma Yağmur ve Soruları,

1-Yazarken olmazsa olmazları var mıdır? Mesela nasıl bir ortamda olunca kendini kaybedip sayfalarca yazar?

Olmazsa olmazım yok. Her durumda yazabilirim. Hatta ses ve gürültünün olması beni etkilemez. Aksine o anda o gürültüden soyutlanarak yazının içerisine girerim. Çok sessizliği sevmiyorum sanırım.

2-En büyük ilham kaynağı nedir?

Her şey. Kitaplar, filmler fotoğraflar, kişiler, hikâyeler… Yazmaya başladıktan sonra her şey benim için bir ilham kaynağı açıkçası.

3-Yazarken müzik dinler mi?

Kesinlikle dinlerim. Ama bu da yazacağım bölümün niteliğine göre değişir.

Eltişim İlknur Çillioğlu ve sorusu; :)

1-Kitap ne zaman çıkıyor, Fuara yetişir mi? Fuara gelecek misin?
İlknur’u kocaman öpüyorum ve sevgilerimi gönderiyorum. Sanırım o anladı J

Nevra Mutlu Karataş’ın Sorusu ve dip notu; :)
1-Burak karakterini oluştururken ne düşündün ve kimden ilham aldın?
Aman Tanrım! Nevra J Açıkçası etrafımda Burak gibi bir kuzenim olmasını ister miydim pek emin değilim ama onu çok seviyorum. Evet, Burak’a benzeyen birkaç arkadaşım vardı ve şimdi düşününce sanırım ona çok benzediğini fark ettim J

Dip not: Yanlış anlaşıla olmasın Nevra artık Burak’ı çok seviyormuş… (Ben Nevra’nın yalancısıyım…)