9 Eylül 2021 Perşembe

Herkese Merhaba, Kayıp bloger geldi hem de çok güzel sürprizlerle geldi. Ve ilk sürprizim, kalemini çok sevdiğim Aslıhan DOĞA ile keyifli bir söyleşi okuyacaksınız.

 Hatta size kalemi ile nasıl tanıştığımı anlatayım. “Birçok arkadaşım bana (Wattpad’de) Sina’yı oku, Bukalemunu oku diye baskı yaptılar. Ben de çok övülen kitapları okuyamıyorum, mutlaka bir kusur buluyorum… Sonra aradan çok uzun zaman geçti, bir gece uykum kaçtı ve wattpad de gezinirken karşıma Sina’çıktı. Birkaç bölüm okur uyurum dedim. Ben kitabı bitirdiğimde gün ağarmıştı. Uykulu gözlerle işe gittim ve iş yerinde de Bukalemun’a başladım. Tabii ki yine uykusuz bir gecenin ardından o da bitti. Hemen ANKA’ya başladım, bu arada Bukalemun KIZIL ÖFKE de tamamlanmamıştı ve ben her hafta bölüm bekledim. Şimdi kitapları imzalı ön siparişe açılır açılmaz hemen alıyorum.” 


 Aslıhan bana şu aralar Bukalemun Fahri Başkanı unvanı verecek. Hadi kahvenizi çayınızı alın Aslıhan’la yaptığımız bu keyifli söyleşiyi okuyun.




 • Sevgili Aslıhan, blog takipçilerime kendinden bahseder misin?

 Öncelikle çok teşekkür ederim Yasemincim. Aslına bakarsan ilk kez böyle bir söyleşi yapıyorum ve azıcık heyecanlandığımı itiraf etmeliyim. :)   (Laf aramızda ben de çok heyecanlıyım, kalemine bayıldığım kadınla röportaj yapıyorum) İstanbul’da, bildiğimiz sıradan klasik mahallelerden birinde doğup büyüyen, orta halli bir ailenin üçüncü çocuğuyum. 4 kardeşiz. Sanırım bugün olduğum kişiyi ortaya çıkaran şartlar doğduğum gün oluştu. Ben doğduktan kısa bir süre sonra annem ciddi bir böbrek rahatsızlığı yaşayınca ilk okula başlayana kadar dedem ve anneannem tarafından büyütüldüm. Kişiliğimdeki tüm dikbaşlı kıvrımlar dedemin sayesinde oluştu bence. Aslında tipik kuralcı bir Anadolu erkeği olan adam, nedense bana hiç kural koymadı ve başkalarının bunu yapmasına da izin vermedi; beni hep el üstünde taşıdı ve bu nedenle sanırım ailenin kara koyunu ben oldum diyebilirim.  Hayatımdaki en özel insan hep dedem oldu. Lise sonrası çocukluğumdan beri anlamsız bir şekilde hep görmeyi hayal ettiğim İngiltere macerasına atıldım. Hiç unutmam ilkokul 3’e giderken Robin Hood’u okumuştum ve nedensizce aklıma bir gün İngiltere’ye gitmeyi koymuştum. Sonunda bu hayalimi başardım ve 4 yıl İngiltere’de yaşadım. Bunun 2 yılı okul, 2 yılı bir firmada çalışmayla geçti. Ülkeye döndüğümde farklı farklı işlerde çalıştım. Yönetici asistanlığından tutun, 2 yıl boyunca bir hava yolu şirketinde uçuş hostesliği de yaptım. Dünyayı dolaşmak, farklı yerleri görmek hep arzuladığım bir şeydi ve sanırım en çok sevdiğim iş hosteslik oldu. Ancak özellikle özel günlerde sürekli aileden uzak kalmak beni üzmeye başladığında bırakmanın daha doğru olduğuna karar verdim ve tekrar asistanlığa döndüm. Birkaç yıl Türkiye'nin en büyük inşaat firmalarından birinde yönetici asistanlığı yaptım. Ardından iki arkadaşımla birlikte kendi Dijital Ajansı’mızı kurmaya karar verdik ve şimdi bu işi sürdürüyoruz. Ancak iki sene evvel İstanbul’da yaşamak beni yormaya başladığında daha küçük bir yere yerleşmek ve hayatı daha sakin yaşamak istediğime karar verdim. Böylece İstanbul’dan taşındım ve evden çalışmaya devam ederek part time iş hayatına geçiş yaptım. Aynı zamanda İngilizce özel ders verdiğim öğrencilerimle de zamanımı oldukça yoğun geçiriyorum. Halkla İlişkiler ve Felsefe bölümü mezunuyum. Şu an Uluslararası İlişkiler 3. sınıftayım. Okumak, okuma yazmayı öğrendiğim günden beri hayatımın en önemli parçası; edebiyat dünyası her ne kadar benim için vazgeçilmez olsa da eğitim amaçlı okuma tutkum da hiç sönmeyecek sanırım. Akrep burcuyum. Karate’de kahverengi kuşaktayım. Taşınma söz konusu olunca ara vermek zorunda kaldım ancak şimdi yaşadığım yerde yeni bir dojo buldum ve bu seneki programının içine yeniden alabildim, yani siyah kuşağa kadar devam. :) Yemek yapmayı çok seviyorum ve mutfakta oldukça başarılı olduğumu söyleyebilirim. 
  (Yaptığın lezzetleri tatmak kısmet olur inşallah ya da karşılıklı kahve içip sohbet etmek) 

Sanırım bayağı uzun ve açıklayıcı bir öz geçmiş oldu. İlk kez kendi hakkımda bu kadar ayrıntılı bilgi verdim. Sana kısmetmiş 



 • Bize Aslıhan’ın 24 saatini anlatır mısın? Doğrusunu söylemek gerekirse 24 saat bana yetmiyor.

 Zamanımın çoğu bilgisayar karşısında ve telefonda geçiyor. İşleri hallettikten sonra özel ders programımı düzenliyorum ve geri kalan sürede yaptığım tek şey okumak ve yazmak ve bir şeyler izlemek. Genelde hayatım yapılacaklar listesi ve bunlarla ilgili alınan notları tikleyerek geçiyor. Günde on beş dakika da olsa spor yapmaya çalışıyorum fakat birkaç aydır aşırı sıcaklardan bunu şimdilik öteledim, önümüzdeki ay itibariyle bu da gündemde olacak elbette. Uyumayı çok seviyorum fakat bir o kadar da zaman kaybı olarak görüyorum. Geç kalkarsam sanki günü elimden kaçırmış gibi hissediyorum bu nedenle günde en fazla 6 saat uyuyorum.

 • Ne zamandan beri duygularını, hayallerini yazarak ölümsüzleştiriyorsun? 

 Buna ölümsüzleştirmek demem aslında. Nedense bunlar bana çok büyük laflar gibi geliyor, yani en azından bana öyle hissettiriyor. Yazdıklarım tamamen amatör ruhla ve amatör bir kalemle ortaya çıkıyor. Yazmak konusunda hiç eğitim almadım, teknik olarak hiçbir fikrim yok. Bodoslama yazmaya başladım aslında. Belki çok sıkı bir okuyucu olduğum için birikmiş bir şeyler vardı ve ansızın ortaya başka bir yönüm çıktı, bilemiyorum. Çok hayal kurduğum bir gerçek.  Dediğim gibi okuma yazmayı öğrendiğim günden beri bir günü bile kitap okumadan geçirmedim. Bazen bağımlı mıyım acaba? diye düşündüğüm zamanlar bile oldu. Okuyacak kitap bulamayınca elim ayağım titremeye başlar, soluğu kitapçıda alırdım.  2016’da Wattpad platformuna girdikten bir sene sonraydı sanırım, bir akşam ansızın “Ben de yazabilir miyim acaba?” diye düşünmüş, kurgu zihnimde ışık hızıyla şekil bulunca hemen oturup Bukalemun’un giriş bölümünü yazmıştım ve sonra şaşırtıcı bir şekilde devamı geldi. 


 • İlk teklif geldiğinde, sözleşme imzaladığında ama en önemlisi Sina’nın ilk kitabını eline aldığında ne hissettin? 

 İlk teklif geldiğinde dalga mı geçiyorlar acaba? diye düşünmüştüm. Doğrusunu söylemek gerekirse bazı arkadaşların ısrarlarıyla daha öncesinde ben, bazı yayınevlerine göndermiştim çalışmayı ama kimse ilgilenmedi ve olumlu dönüş almadım. Bu nedenle çok basılmaya değer de görmüyordum. Hiç beklemediğim anda teklif geldiğinde, yaptığım ilk şey yayınevinin sahibini arayıp uzun uzun telefonda konuşmak odu. :) Didiklemeden duramam çünkü. Sözleşmeyi imzaladığımın ertesi günü tüm aile kahvaltıda buluşmuştuk; kardeşler, kuzenler ve birkaç arkadaşla sık sık yaptığımız hafta sonu kahvaltılarından biriydi, ben elimde dosyayı salladığımda masada sevinç çığlıkları yükselmişti. Çok güzel bir andı o.  Sina’nın ilk baskısı bana göre tam bir felaket (ilk baskının editi berbattı ve neye dikkat edip neyi kontrol etmek gerektiğini bile tam olarak bilmiyordum) fakat galiba bu amatörlük bile o anın heyecanına yakışır bir şey. Basılı kitabı elime ilk aldığımda çok garip hissettim. Tüm samimiyetimle söylüyorum ki, bana göre leblebi çerez ölçüsünde bir kitaptı ama benden geride bir şeyler kalacak bu dünyada, diye anlamsız bir gurur karışımı sevinç hissetmiştim. 


 • Evet, benim klasik sorularımdan biri, herkes mutlaka okumalı dediğin 3 kitap.

 Bu herkese göre değişir aslında. Her okuyucunun çok başka pencereden baktığını ben Wattpad’de tecrübe ettim. Dolayısıyla farklı beğenilere ve ilgi alanlarına göre alınan keyif herkes için bambaşka. Bilindik klasikleri örnek vermek gereksiz bir küstaklık olur bence. Ama benim için en önemli 3 kitap ne diye soracak olursan; Sun Tzu, Savaş Sanatı – Dante, İlahi Komedya – Trevanian, Şibumi derim. (Mutlaka edineceğim ve okuyacağım)

 • Hadi bizim için tüm karakterlerine cast oluştur. (Basılı kitaplarındaki karakterler için) Mesela benim için Yaman (Aras Bulut İynemli) Ekrem (Mehmet Aslantuğ) Tahir (Nejat İşler) Nermin (Ahu Türkpençe) Füsun (Tabii ki Ben) Ragıp (Mehmet Günsur) Zilal Ana (Şerif Sezer) Ağrılı (Şerif Erol)

 Yasemincim senin castları görünce bir kez daha şuna inandım ki, iyi ki hiçbir karakter için cast yapmıyorum.  Zihnimdeki karakterlerle bunların uzaktan yakından alakaları yok. Aslına bakarsan gördüğüm, bilindik ya da tanıdık hiçbir oyuncu ya da sanatçının zihnimdekilerle alakası yok. Sanırım en iyisi bunu her okuyanın kendi imgelemesine bırakmak. Herkes zihninde başka yüzler görüyor ve bu şekilde hayal etmeleri daha güzel. (Bence en doğrusunu yapıyorsun, okurun hayal gücüne bırakarak) 

 • Sina dünyaca ünlü bir hacker, yazarken nasıl bir araştırma yaptın? 

Bu konuda şanslıydım çünkü yukarıda söylediğim gibi Dijital Ajans’ımızda yazılımcılar var ve bana epeyce yardımcı oldular. Abuk sabuk sorularımla onları epeyce bunalttığımı itiraf etmeliyim  Teknik olarak çok şey öğrendim onlardan fakat bana anlatılanları olabildiğince teknik terimlerden uzak yazmaya çalıştım çünkü okuyan için epeyce karmaşık ve anlaşılmaz olacaktı. En basit ifadeleriyle, okuyucunun anlayacağı şekilde aktarmaya çalıştım öğrendiklerimi.

 • Hazar gibi bir karakteri yazarken önünde bir örnek var mıydı? 

Böyle bencil bir karakter yazmak için iyi bir sinir sistemi gerek. Valla çok örneğe şahit oldum diyebilirim. Çevremdeki arkadaşlarımın hayatlarından, çocukken yaşadığım mahalledekilerden sayısız örneklerle karşılaştım. Bu örneklere eklemeler ve çıkarmalar yaparak ortaya Hazar’ı çıkardım. Hazar gibi karakterler toplumumuzda oldukça fazla mevcut. Ne yaparlarsa yapsınlar kız çocuklarına değer vermeyip sadece erkek olduğu için işe yaramaz oğullarını el üstünde tutan bir kitle var maalesef ve bu rahatlık o erkeklerde inanılmaz bir bencillik oluşturuyor. 


 • Sina’nın annesini ve babasını sende biz gibi bir kaşık suda boğmak ister miydin?
Hem de çok isterdim. Hayatta en katlanamadığım şey, kız erkek evlat eşitsizliği ve bu konuda haksızlık yapan herkes için aynı duyguları besliyorum. Sina’nın annesinin mental sağlığı yerinde değildi zaten, fakat babası ondan daha acımasızdı bana göre. Ailedeki etkisiz eleman vasfındaki ebeveynler bana göre kötü olanlardan daha tehlikeli ve zarar verici. (Sina’ya Karan tarafından zorla yemek yedirilmesi sonrası yaşadığı olay ve hatıralarla resmen öğürdüm. Yani aynısını yaşadım, o duyguyu hissettim.)

 • Basılı kitaplarında yazmaktan pişman olduğun bir kısım oldu mu? 
 Hayır, aksine yazamadıklarımdan pişmanlık duyuyorum fakat maalesef herkes farklı pencereden baktığı için yazdıklarıma alakası olmayan bambaşka anlamlar da yükleniyor ve gereksiz bir polemiğin içine sürüklenmek istemediğim için kendime çoğu zaman sansür uyguluyorum. Oysa özgürce yazmak gerektiğinin farkındayım, sanırım özgüvenim biraz daha yükseldiğinde ve bir profesyonel gibi düşünmeye başladığımda belki de kimseyi dikkate almadan ne istiyorsam yazacağım zamanlar da gelecek inşallah.

 • Sayende bir Bugatti sevdam oldu, onu ne yapacağız. Arabalarla aran nasıl, mesela Bugatti kullanmak ister misin? 

 Araba kullanmak en sevdiğim şeylerden biri. Arabalara bayılırım. Bugatti kullanmayı elbette çok istiyorum ve bir günlüğüne de olsa kiralayarak bu hayalimi eninde sonunda gerçekleştireceğime inanıyorum. Küçükken, sanırım 6-7 yaşlarındaydım, bir Porsche resmi görmüştüm ve arabaya aşık olmuştum. O zamanlar imkansız gibi görünen bir hayal kurmuş bir dakikalığına bile olsa koltuğuna oturabilsem keşke demiştim. Bu hayali sadece bir dakika koltuğa oturmakla kalmadan birkaç saat süren yolculukla gerçekleştirdim.  Bugatti de neden olmasın?


 • Oğuz için kim ilham oldu, 1 öküz yiyen etrafında kimdi?

 Abim ve oğlu. İkisi de öküz gibi yerler ve hep açtırlar. Bir öküzü bitiremezler ama maşallahları var.  Aç oldukları kadar nankörlerdir de çünkü o kadar yemek nerelerine gidiyor hala çözemedim. 


 • Yaman ve Alaz ne yapıyorlar şimdi? Ekrem, Füsun’a kavuştu mu? Ateş ve Cemre evlendi mi? Oğuz düğünde kalp krizi geçirdi mi?

 Bukalemun’u belli tarihlere oturtarak yazmıştım, o yüzden zihnimde benimle aynı zaman diliminde yaşamaya devam ediyorlar. Yaman hâlâ Alaz’ın etrafında dönüp duruyor, sanırım gözünü sonsuzluğa yumana kadar sevdasında en ufak azalma olmayacak. Ekrem’in Füsun’a kavuşmasına daha çok var. Önce acılarına merhem olan torunlarıyla hayatın tadını çıkaracak, bunu çoktan hak etti. Ateş ve Cemre şu an 3 yaşlarını sürüyorlar ve her an bir aradalar. Evlilik için daha çok uzun yıllar var önlerinde. Oğuz kalp krizi geçirmez ama muhtemelen o evlilik gelip çattığında büyük kriz çıkarır.  Yaman’ın da Ateş’in de işi zor fakat Ateş, babasının oğlu. Dediğini yapar.

 • Karakterlerin için şarkıların var mı? ( Mesela benim için Sina ve Karan – Mahsun Kırmızıgül – BELALIM / Yaman ve Alaz –Erol Evgin – ATEŞLE OYNAMA / Derim ve Anka – Sezen Aksu – HOŞ GELDİN )

Sina ve Karan için Demet Evgar yorumu / Farketmeden - Derim ve Anka için Ufuk Beydemir /Ay Tenli Kadın ancak kitabın geneli için zihnimde hep Bach/ Marcello çalar. Yaman ve Alaz için Cem Adrian / Ben Seni çok Sevdim. Ne zaman bir yerlerde bunları duysam hemen aklıma onlar düşer. 

 • Anka kitabını yazarken müthiş bir araştırma yaptığını tahmin ediyorum, bir bölümü yazmak için kaç gün uğraşıyorsun? 
Evet, sürekli okuma ve araştırma içindeydim ve hâlâ öyleyim. Bu aslında beni de geliştiren bir şey çünkü her hikaye bana da yeni yeni birçok şey öğretiyor. Yeni bilgiler edinmek beni inanılmaz mutlu ediyor. Bölüm yazma süresi çok değişken benim için. Bazen karakterlerin ruhuna giremeyince tek satır çıkmıyor ve bir bölümü yazmak haftalar bile sürerken bazen de kendimi kaptırdığımda bir bölümü bir günde yazdığım da oluyor. 

 • Anka’nın ilk bölümlerinde Derim, Anka’yı hapsettiğinde Anka sürekli Kızıl biliyorum kurtaracaksınız beni diye düşündüğünde. Okur yorumlarında kızların eşcinsel oluşlarıyla ilgili çok fazla yorum almıştın. O yorumları okurken ne düşündün, güldün mü ya da sinirlendin mi?

Aslında hem güldüm hem de sinirlendim. Fakat şunu da gördüm ki toplumumuzda arkadaş ve aile ilişkileri benim düşündüğüm gibi değilmiş. Açıkçası insan sürekli kendi çevresinde kendi tanıdıklarıyla ya da kendi gibi insanlarla yaşayınca dünyanın geri kalanının da aynı şekilde yaşadığını sanıyor ama Wattpad bana çok geniş bir yelpaze sundu. İkisinin kardeş oldukları ortaya çıktıktan sonra bile birbirine bu kadar düşkün olmasını anlamayan ve saçma bulan ciddi sayıda okuyucu vardı ve bu beni çok şaşırtmıştı. Söz konusu olan karakterlerin bir de ikiz oldukları düşünülürse bu ilişki çok daha sıkıdır bana göre ancak herkesin böyle düşünmediğini fark ettim. Ben şanslıyım ki hem sayılı yakın arkadaşlarım hem de kardeşlerimle birbirimize çok tutkunuz ve en az Anka ve Alin kadar samimi ve yakındır ilişkimiz. Başka türlüsünü de benim aklım almıyor, belki de sorun bendedir bilemiyorum.  (Benim de ablalarımla ve dostlarımla ilişkim böyledir. Yani sorun bizde değil) 

 • Aşil, âşık olacağı kadını buldu mu?

 Henüz değil. Bir gün bulur mu? Şu an bilemiyorum ama yukarıda da dediğim gibi yazdığım hikayelerdeki zaman dilimi bir süre sonra benimle aynı zaman diliminde devam ediyor ve şu anki zaman dilimi içinde Aşil’in kalbine girecek birini bulmasına daha çok vakit var. (Annesi Anka, Teyzesi Alin yani adamın kıstası zirve :) ) 

     • Sana bir şans verilse hangi kitabında, hangi karakter olmak isterdin? 

Yetenek ve güç bakımından, yazdığım herhangi bir kadın karakterden biri olmak isterdim demeyi çok istesem de dürüst olmak gerekirse, yaşadıkları şeylere karşı onlar gibi güçlü bir şekilde belki de karşı koyamazdım diye düşünüyorum. Bu nedenle hiçbirinin yerinde olmak istemezdim. Allah dağına göre kar verir dedikleri çok doğru. Benim karım bana kadar yetiyor ve çok şükür diyorum.


 • Karakterlerin sence hangi burç mesela Yaman, Karan, Sina, Derim, Anka, Oğuz, Zeynep…

 Doğum tarihlerini belirlediklerimin burçları belli aslında. Yaman, Alaz ve Karan, Akrep burcu. Sina için nedense doğum tarihi hiç düşünmemişim ama sanırım olsa olsa Kova olur. Derim, Aslan burcu. Anka ve Alin Boğa.(Kızlar benim gibiler yani) Yan karakterler için illa doğdukları gün belli olsun diye çaba harcamıyorum o yüzden onlar hakkında hiç düşünmedim. 

 • Sina ve Karan / Hülya ve Taylan ne yapıyorlar şu an? 

 Huzurlu, mutlu ve çocuklarla birlikte her zamanki gürültülü hayatlarına devam ediyorlar. Karan her zamanki Karan. İnsan özü değişmiyor ama Sina onu olduğu gibi kabul ediyor. Zaten bir ilişkide önemli olan karşındakini olduğu gibi, iyisiyle kötüsüyle sevmek bence. 

 • İber babasının işlerinin başına mı geçti, Karan kızının sevgili adayına neler yapıyor? 

İber muhtemelen annesini takip edecek. Fakat aynı zaman da babasının yanında da çalışmaya devam edecek. Karan, henüz Sarya’nın etrafında erkekler görmüyor fakat okula başladığında ciddi krizler yaşayacakları bir gerçek. O konuda Sarya’ya güveniyorum ama, burnunun dikine gideceğine eminim. E bir de arkasında annesi olacak. Bence bildiğini okur Sarya. 

 • Kitaplarında bahsettiğin ülkeleri, şehirleri gezdin mi? 

 Evet, bir kısmını gezdim. Bulunmadığım ülkeler hakkında da epeyce geniş bir araştırma yapıyorum. Bazen saatlerce haritalar üzerinde çalıştığım oluyor; fakat olabildiğince bildiğim yerleri kullanmayı, anlatım bakımından daha pratik bulduğumu söylemeliyim.

 • Duygusal sahneleri yazarken ağlıyor musun? 

 Evet, bazen kendimi karakterlerle aşırı bağlantıda hissediyorum ve duygusal sahnelerde yanımda koca bir tomar kâğıt mendille o sahneleri yazıyorum. (Ya ben 5 kere okuduğum bölüme hâlâ salya sümük ağlıyorum)

 Aşağıdaki sorular okurlarından… (Beraber Bukalemun'u okuduğum gruptan. Kızlar hem sorular için hem de keyifli okuma için hepinize çok teşekkür ederim.) 
 • Yaman ve Karan’ı yazarken kimlerden etkilendin? (Gözde) 

Yaman için herhangi bir karakterden esinlenmedim ansızın zihnimde beliren bir karakter oldu. Karan’ın itlik kısmı için örnekler etrafta bolca var zaten ancak karakteri devşirmem benim için daha eğlenceliydi. 

 • Senin yazdığın özellikle iki karakterin yaratım sürecini çok merak ediyorum, Sina ve Derim? (Hilal) 

 Sina karakterini kendi ofisimdeki yazılımcıları gözlemleyerek ortaya çıkardım, ancak özellikle kadın olmasını istediğim için bunu Sina’dan yana kullandım. Bunun dışında toplumsal birçok kalıbı da doğru bulmuyordum ve bu kalıpları yıkabilecek bir karakter yaratmak istiyordum. Hayatımızda yanlış olduğuna inandığım birçok öğretilmiş kalıplar var ve biraz aykırı bir şekilde bunları yıkmayı istedim. Bu nedenle daha cüretkar sahnelerle bunların etrafında bir hikaye yazmayı amaçladım. Derim karakteri beni en çok zorlayan karakterlerden biriydi. Derinliği olan aynı zamanda ilk etapta oldukça tepki alacak bir karakterdi ve tıpkı düşündüğüm gibi oldu. Önce tepki aldı sonra derinliği yavaş yavaş ortaya çıktı. Derim karakterinin altını doldurmak bana epey mesai harcattı doğrusu 


 • Anka 4 ve 5’i grupla okumak için heyecanla bekliyoruz, ne zaman çıkar? (Hilal) 

 Anka 4 şu an düzenlemede, tahminen 2 ay içinde çıkar diye düşünüyorum. Kitaplar genelde 4-5 ay arayla çıktığı için bu zaman aralığında da 5. kitap çıkacak gibi görünüyor.

 • Bukalemun serisinin karakter yaratım süreci nasıl oldu, aklına nasıl düştü? (Hilal)

Ansızın ortaya çıkan bir hikaye oldu. Bir akşam aniden oturduğum yerden kalkıp yazmaya başladım. Giriş bölümü aklıma ilk düşen kısımdı, hikaye sonradan o giriş bölümünün çerçevesinde gelişmeye başladı. O bölümü neredeyse bütün gece boyunca yazıp bitirmiştim ve ertesi günü aile kahvaltısında teyzem ve kuzenime sesli okuduğumda onların sorduğu sorularla hikayeyi birkaç saat içerisinde genel hatlarıyla tamamen kafamda oturtmuştum. Sonrası da çorap söküğü gibi geldi. Elimdeki ilk karakter Alaz’dı ama bir intikam öyküsü olduğundan ona bağlantılı olarak Tahir ve Nermin akabinde geldi. Yaman onları takip etti ve Ekrem elbette onun yanındaydı. Sonrasındaki karakterler hikaye ortaya çıktıkça kendi kendilerine belirmeye başladılar. Sanki hepsi hangi sahnede, ne zaman ortaya çıkacaklarını biliyormuş gibiydi. Apansız ve bir anda tüm taşlar yerine oturuverdi

. • Bukalemun’u yazarken, özellikle; kumarhane, kahvelerden haraç toplanması, ihtiyarlar gibi konuların araştırmasını nereden yaptın ya da birinden yardım aldın mı? (Pınar)

 Yasal kumarhanelerde birçok kez bulundum. Kıbrıs bu tür mekanların cenneti biliyorsunuz. Birkaç kez Kıbrıs tatillerinde kumarhanelere de gittim, mekanlar konusunda bir fikrim vardı zaten. 1996’da Türkiye’de kumarhaneler yasaklanmış olsa da yasal olmayan şekilde işleyen bu tür yerler hala var, bunlarla ilgili olarak bir arkadaşımdan ufak tefek bilgiler aldım. Tahir ve Ekrem öncesinde yasal olarak işletiyorlardı zaten ancak belli bir tarihten sonrası yasa dışı olarak devam etti ve ben de bu değişikliğe uygun olarak aktardım hikayeyi. 

 • Alaz ve Yaman’ı birbirine bağlayan şey sizce geçmişleri miydi? (Beraber kahvaltı ettikten sonra Yaman’ın sözlerinin ardından geçmişleri, Alaz’ın kimliği ortaya çıkmasaydı Dağlı yine de onu bu kadar büyük bir aşkla sever miydi?) (Kader) 

Geçmişleri olduğu kadar, aralarında ortaya çıkan tutku ve gözardı edilemez kimya uyumu da bunda etkili bence. Ayrıca Yaman’ın takıntılı tavrı her ne kadar sinir bozucu görünse de sanırım hiçbir kadın kendisini incitmekten korkar şekilde o yücelikte seven bir erkeği kolay kolay reddedemezdi.


 • İlk yazmaya başladığında bu kadar sevileceğini düşünmüş müydün? (Figen)

 Asla! Hatta hep derim, ben Wattpad’de yazmaya başladığımda neredeyse 8 ay boyunca üç beş okunma olmuştu ve buna rağmen sadece kendim eğlenceli vakit geçirdiğim ve yazmaktan gün geçtikçe çok daha fazla hoşlandığım için devam ettim. Bu noktaya geleceğimi o zaman birileri söylese hiç inanmazdım. Açıkçası bazen hâlâ inanamadığım da bir gerçek.


 • Bukalemun’u yazarken en eğlendiğin ve en çok üzüldüğün yer neresiydi? (İpek) 

 En eğlendiğim sahne Yaman’ın kırk çıkarma sahnesiydi. Ara ara durup kahkahalarımı dindidirip yazmaya devam etmiştim. Aynı şekilde Nermin ve Halil’in öldüğü sahneyi de yazarken salya sümük halde ağlamaya devam ederken ara ara soluklanmak için durarak sahneyi yazmayı bitirebilmiştim. Tahir ve Füsun’un ölümlerinin gerçekleştiği bölümler de çok zorlu geçmişti benim için. Uzun süre kendimi hazırlamaya çalışmış ve bir an evvel bitireyim ve bu acıdan kurtulayım diye peş peşe yazarak aynı günde bitirmiştim o iki bölümü. ( Benim için en dramatik sahne 5. Kitapta Yaman ve Alaz’ı birbirlerine sırlarını itiraf ettikleri sahne. Bir de Alaz’ın anne ve babası hakkında birkaç kelime duymak için yaptıkları.) 

• Yazarken en verimli olduğunu hissettiğin an ne zamandır? (İpek) 

 Ben gündüz insanıyım. Sanırım bu iş hayatında alışkın olduğum tempodan kaynaklanıyor. Sabah erken kalkacağım, güne erken başlayacağım ve tüm enerjimi verimli bir şekilde değerlendireceğim diye düşünüyorum hep ve bu şekilde yaşıyorum. Geceleri pek yazamıyorum açıkçası. Genelde sabah erken saatlerde işlerimi bitirip günün geri kalanında yazmayla geçiriyorum. Özellikle yürüyüş yaparken zihnim çok dingin oluyor ve o an yazdığım ne varsa onun içinde yaşıyorum ve çok şey o anlarda aklıma geliyor, bu yüzden sürekli ses kaydı yaparak notlar alıyorum. Gece uyumadan hemen evvel de aynı döngüye giriyorum. Birçok şey o anda aklıma geliyor. Bu nedenle telefonum hep yanımdadır ve aklımdakileri unutmamak için çok gece gözümü bile açmadan el yordamıyla telefonuma uzanıp ses kaydı yaptığım olmuştur. 

 • Sen Yaman gibi adanarak seven bir adamın varlığına inanıyor musun? (İpek)

 Hayır, inanmıyorum. Belki kısmen bunu yapabilecek birileri vardır bir yerlerde, bilemiyorum. Fakat günümüzde insanların duygular konusunda epeyce yozlaştığını ve her şeyi çok çabuk harcadıklarını düşünüyorum. Erkekleri de (umarım kusura bakmazlar ama bu benim şahsi düşüncem) genelde tek bir taraflarıyla düşünüp hissedebilen canlılar olarak görüyorum. Erkeklerin bana göre derinlikleri yok ve Yaman gibi bir karakter de zaten bu yüzden bir kadın tarafından ortaya çıkarıldı.

 • Nermin’i yazarken ilham kaynağın kimdi? (İpek) 

 Sanırım teyzem. Gençlik zamanlarında çekilmiş resimleri beni hep etkilerdi. Hâlâ etkiler. Şahane siyah beyaz fotoğraflar bunlar. Zihnimdeki Nermin gibi güzel ve naif bir duruşu vardı o resimlerde ve biraz hayal gücüyle o karakteri ortaya çıkarmak zor olmadı.

 • Tüm yazdıkların arasında yazarken seni en zorlayan hangi karakterdi? (İpek) 

Derim... Beni en çok zorlayan karakter Derim oldu. Öyle çok çatıştım ki onunla. Bir ara ruh hastası olacağım herhalde diye düşündüğüm bile oldu, çünkü zihnimin içinde sürekli onunla kavga ediyordum. Çok ketumdu, çok kendine dönüktü, çok gururluydu ve onunla ilgili bir şeyleri ortaya çıkarmak çok zor oluyordu. Mahrem anları yazmakta, sanki zihnime kilit vuruluyormuş gibi kalakalarak zorlanıyordum. Sana ne benim özelimden der gibiydi. Çok samimi olarak itiraf edeyim hâlâ onu tam olarak yansıtabilmiş olduğumu sanmıyorum. Koparabildiklerim o kadar oldu... Şimdi aynı sorunu Karanlık Sarmal’da Ulun’da yaşıyorum. Ulun, Derim’den beter çıktı. Canını sevdiğim Yamam’ım, Karan’ım delikanlı çocuklarmış. Hiç sakınmadan kendilerini açmışlardı ama bu iki lanet tip beni son derece uğraştırıyorlar. (Şizofrenik bir vaka olduğumu düşündüğünüzü biliyorum, hiç sıkıntı yok, Eyvallah diyorum)


 • Kendine yakın hissettiğin karakter hangisi? (İpek) 

 Tahir.... Tahir karakterini ortaya çıkarırken rol modelim rahmetli dedemdi ve bu nedenle Tahir karakteri benim için hem en özel hem de bana en yakın karakterdir. 


 • Yazarken, bazen yaşanmışlıklardan gerçek hayattan ilhan aldığını düşünüyorum, doğru mu? (Filiz) Kesinlikle doğru. Bir takım komik olaylar, birtakım mekanlar, yaşadığım, gördüğüm ya da etrafımdakilerden duyduğum hikayeleri içine alıyor. Zilal Ana karakterinin birçok diyaloğu annem ve anneannemden duyduklarımla ortaya çıktı. Sina’daki Sevgi teyzeyi en yakın arkadaşımın annesiden esinlendim. Birçok karakter aslında etrafımdaki insanların evrilmesinden ortaya çıktı. Karakterlerin yaşadıkları iyi kötü birçok anıyı çevremdeki insanların hayatlarından kesitler alarak aktardım. Etrafımda aslında tam bir hazine var ve ben o hazineyi hâlâ kullanmaya devam ediyorum.


 • Kitaplardaki dövmeleri kendin mi tasarladın? (Filiz) 
 Evet, tüm dövmeler o karaktere has, onları yansıtan figürlerdi. 

 • Sina’nın annesinin psikolojik sorunları var mı? (Filiz) 

 Kesinlikle var. Zaten sağlıklı bir kafada olan hiçbir kadın ya da anne onun yaptıklarını yapmazdı. Belki biraz vicdan eksikliğini de buna ekleyebiliriz.


 • Sina’nın anne ve babası için birinden ilham aldın mı? (Filiz) 

 Aslında tam olarak şundan diyemem ama zaman içinde gördüğüm duyduğum birtakım kişileri bir araya toplayarak karakterleri ortaya çıkardım. Açıkçası toplumumuzda bu tiplerin az da olsa bulunduğu da bir gerçek. 

 • Halit’in sevgilisi oldu mu? Yoksa o da Ragıp’ın genç kopyası mı olacak? (Filiz) 

 Halit’in bir sevgilisi olmayacak. Zaman zaman kısa süreleri birliktelikler yaşayacak ancak o da Ragıp gibi evlilik yapmayacak. Herkesin illa evlenmesi gerekmiyor zaten. Etrafındaki insanlar da onun ailesi ve bu konuda herhangi bir eksiklik hissetmeyecek. 


 Bu sorular Sevgili Filiz’den ve hepsi Karanlık Sarmal hakkında, ben henüz okumadığım için (Bölüm biriksin diye bekliyorum) sorulara tamamen Fransızım. Sevgili Filiz sorular için teşekkürler.

 • Hayalet; Alisa mı? 

 Spoiler sorusu  Buna cevap vermeceğim, Karanlık Sarmal’ın ilerleyen bölümlerinde herkes tüm sorularının cevabını alacak zaten.

 • Ulun, Hades’in oğlu mu? 

 Bu da şu an spoiler içeriyor.  Ortaya ne çıkacak hep birlikte göreceğiz. 

 • “Hades o anlarda, kadim zamanlarda bilmediği bir yerlerde yazılmış olan kaderinin nihayet onu bulduğundan habersizdir. Bunun gerçekliğine varmasına daha çok yıllar vardı.” Karanlık Sarmal ilk bölümde yazdığın bu paragrafa dayanarak Azrail’in Hades olma şansı var mı? (Filiz)

 Azrail ayrı bir karakter, Hades ayrı bir karakter.

 • Hades’in sevdiği kadın intihar etti diye geçiyor. Ama Hades hiç ölü bedeni görmediğine göre esir tutulma oranı % kaç? (Filiz) 

 Hades’in sevdiği kadın öldü. Burası net. Ama nasıl öldü? Bunu hep birlikte bölümlerde okuyacağız.

 • Hayalet koruyucu bir aileye verilmiş. Ve Hades, Zoya’yı Berlin’de bulmuştu. Zoya’nın koruyucu ailenin yanında kullandığı ismi nedir? (Filiz) 

 Yine bir spoiler sorusu olmuş. Bunun da cevabı ilerleyen bölümlerde alınacak. Sorularımız bitti. 


Sevgili Aslıhan, bu samimi ve keyifli söyleşi için çok teşekkür ederim. Yeni hikâyelerde buluşalım. İlhamın bol olsun sen hep bu güçlü kadınları ve adamları yaz biz okuyalım. 

 Sevgiler; 
Çilek Kadın Yasemin 

 Şimdi tatlı bir oyuna var mısın, Tek Kelime Oyunu için hazır mısın? (Yazdığım Kelimenin Karşısına Senin için İfade Ettiği Anlamı Tek Kelime ile Yazar mısın?) 

*** 

Kelimeleri gördüğüm an ilk aklıma gelenleri yazdım  (Tam da istediğim gibi) 

Hacker – Invictus 
İt - Karan 
Takıntı – Yaman 
Ateş – Alaz 
Öküz – Oğuz
Böbrek – Annem 
Çilek – Yasemin 
Lamborghini – Siyah 
Veyron – Kırmızı 
Chiron – Mavi
Kızıl – Güneş 
Gece – Ay 
Yasak - Engel 
Fransa – Marsilya 
Aşk - Tahir
İngiltere – Ailem 
Romantik - Yoğurt 
Çin – Ördek (En sevdiğim Çin yemeği olan Crispy Aromatic Duck’tan söz ediyorum)
Dost – Köpek 
Kasa – İbrahim
Kardeş – Kardeşlerim
Coğrafya – Derim 
Gül – Juliet (Anka’yı okurken düğün sahnesinde gördüm hemen Google dan araştırdım harika bir gül çeşidi.)

6 Eylül 2021 Pazartesi

El Yapımı Çikolatalar ile Alışılmışın Dışında Bir Çikolata Deneyimi!

 

Yerken mutluluk veren, pek çoğumuzun karşı koyamadığı meşhur lezzet: ‘’Çikolata!’’
Çikolata lezzetlerinin mutluluk verdiği bilimsel açıklamalar ile kanıtlanmış bir gerçek! Peki el yapımı çikolatalar ile çikolata lezzetinin büyüsüne kapılmaya ne dersiniz?
Eşsiz kokusu, parlak görünümü ve damaklarda iz bırakan yoğun tadı ile el yapımı çikolata deneyimi, çikolata severleri bambaşka lezzet yolculuklarına çıkartmaktadır. 
 


Neden El Yapımı Çikolata Tercih Edilmelidir?
Mücevher titizliğinde her dokusu incecik hazırlanan el yapımı çikolatalar çikolata severlerin daha önce yaşamadığı lezzet yolculularının kapılarını aralıyor! 
Lezzet ve doğallığı ilke edinerek hazırlanan el yapımı çikolatalar, çikolata severlere yeni nesil bir çikolata deneyimi sunuyor!

Özenle ve doğal yöntemler kullanarak hazırlanan çikolatalar, fabrikasyon üretimden tamamen ayrılıyor ve kimyasal koruyucu madde içermiyor. Eşsiz lezzetleri el yapımı çikolata ile buluşturan; truff, kup ve benzersiz tatlı spesiyalleri mevsiminde toplanan özel meyveler ile buluşuyor ve kısa süreli tüketim için günlük ya da haftalık olarak hazırlanıyor. 
Dünyada yalnızca sayılı çikolata üreticisinin gerçekleştirdiği el yapımı çikolata deneyimi, dünyanın en lezzetli çikolatası Belçika çikolatası ile birleştiriliyor. Chocolate 333 yeni nesil çikolata anlayışına farklı bir lezzet imzası atan markalardan bir tanesi. Başka hiçbir yerde bulamayacağınız birbirinden lezzetli pek çok dönemsel spesiyali hazırlayarak kıymetli müşterilerine sunan Chocolate 333, Türkiye’de el yapımı çikolata ve Belçika çikolatası ile yeni damak tatlarına kapılarımızı aralıyor. Tariflerinde korkusuz davranan ve büyülü çikolata lezzetlerini bizlere sunan Chocolate 333’ün menüsünde farklı meyvelerle lezzetine lezzet katan trufflar, rocherlar ve pastalar ve çok daha fazlası yer alıyor. 


 
Mükemmel Bir Çikolata Nasıl Anlaşılır?
Kahve keyfimizin yanında, tatlı saatlerimizde ve ara öğünlerimizde… Mükemmel çikolata deneyimi ile kendimizi şımartmayı ve çikolatanın damaklarımızda bıraktığı imzayı çok seviyoruz. Peki tükettiğimiz çikolataların gerçekten mükemmel çikolatalar olduğunu nasıl anlarız?

 
Mükemmel çikolatayı keşfetmek için uygulamamız gereken bir deney bulunmakta. Çikolatayı dilinizin üstüne yerleştirin. Bu aşamada çikolata yavaşça erirken doygun yapıyı hissetmeye çalışmanız gerekmektedir. Çikolata lezzetinin dışı tamamen eriyip içerisinde yer alan dolgu ile birleştiğinde, iyi ayarlanan bir çikolata dengesi ve lezzet uyumu hissetmelisiniz. 
İyi harmanlanmış mükemmel el yapımı çikolata deneyiminde damaklardaki kalan yağlı tabaka hissine rastlamayacaksınız. Nefes kesen çikolata lezzetleri yaratmanın en mühim koşulunun kaliteli malzeme ve özenle hazırlama olduğunu bilen Chocolate 333 kıymetli müşterilerine mükemmel bir çikolata deneyimi sunmak için Belçika çikolatası ile özenle hazırladığı lezzetleri; mağazaları ve online web sitesi ile kıymetli müşterilerine sunmaktadır. 


 

Bir boomads advertorial içeriğidir.

31 Aralık 2018 Pazartesi

2018'in ardından













2018’in ardından…

Merhaba değerli takipçim bir yılı daha acısıyla ve tatlısıyla geride bıraktık. Hayat bazen güzellikler bazen de hüzünler getirdi. 2018 giderken bana çok şey öğretti… Herkese hak ettiği değeri vermem gerektiği konusunda. Yeni dostluklara yelken açıp, hayatımda insan yönünden sadeleşmeye gittim ve gitmeye de devam edeceğim.

2018’de neler yaptım…
Bol bol okudum, izledim, spor yaptım ve yüzme kursuna gittim (Evet yüzme öğrendim ama hâlâ denizde yüzemiyorum) , vazgeçilmezim diyet yaptım bol bol, nikâh şahidi oldum(Canım Tuba’mız evlendi Elif ve Ben de bu güzel anın şahidi olduk), ufak tefek sorunlar (Kocaman bir menüsküs yırtığı dışında) sağlıklı oldum.
Bu arada diyet yaptım derken Diyetisyen Özge Bezirci’nin şekersiz 21 gün diyeti ile sağlıklı beslenmeye başladım. Kesinlikle siz de sağlıklı beslenmek istiyorsanız instagramdan @sekersiz21gun hesabını takip edin derim…


2019 hayatımıza mutluluk, huzur, sağlık, bereket ve başarı getirsin… 2019’da eksilmeden bol kahkahalı bir yıl geçirelim.

MUTLU YILLAR
ÇİLEK KIZ
Yasemin

20 Haziran 2018 Çarşamba

Kayıp Blogger

Merhaba,
Uzun zamandır ortalarda olmayan kayıp blogger geldi. Nerelerdeyim, neler yapıyorum? Bol bol kitap okudum, film izledim, dosya düzenledim ve kitabımı yazmaya devam ettim... Bir ara tembelliği bırakıp okuduğum kitapların yorumlarını yapacağım. Ve söyleşilerimle bomba gibi döneceğim


Neler okudum ;
Hatırladıklarım,
Ayşegül Çiçekoğlu - İntikam
Selvi Atıcı - Yarasa / Sen / Biz
Sinem İşler - Bana Ait 
Seda Özerbay - Kaşıbeyaz
P.C.Cast - Tanrıça Serisi (Deniz Tanrıçası / Bahar Tanrıçası / Işık Tanrıçası / Aşk Tanrıçası / Gül Tanrıçası/ Truva Tanrıçası ve Efsane Tanrıçası)
Rebecca Donovan - Nefes Serisi (Benimle Kal / Tut Elimi / Aşk Yakar)
Fatih Murat Arsal -  Şahane Gelin / Yemin  / Ismarlama Bebek / Kusursuz Plan


Tanrıça serisi ilk kez fantastik okuyacaklara kesinlikle tavsiye edeceğim bir seri bayılarak okudum ve okutturuyorum...



Birde bana gelen doğum günü hediyelerim ve gün kitaplarım var...  Nasıllar ama sizce de harika değiller mi? Bu arada bu kadar kitaptan sonra alma oranımı biraz düşürdüm aylık 50 Lirayı geçmemeye çalışıyorum. Onuda Kitap yurdunun ekstra indirim hakkını kaybetmemek için yapıyorum.


 



İzlediklerime gelince tabii ki gri olan hayata inat pembe izledim bu kez ,
Öncelikle 1 haftada 5 kez Özel bir kadın - Richard Gere ve Julia Roberts izledim.
Bu nostaljiyi Kaçak gelin takip etti Richard Gere ve Julia Roberts.

Açıkçası Komedi ve Romantik filmlerden yaklaşık 50 tane izledim ama en sevdiğim Briget Jones'ın Bebeği oldu. Briget ve Marc Darcy özlemişim...

Sex and the City efsanelerinide unutmamak gerek... O ayakkabılar aşkın gerçek hali...




Artık yazılarımı geciktirmemeye çalışacağım kendinize iyi bakın, Allaha emanet olun...
Sevgiler

1 Mart 2018 Perşembe

Kitap Dedikoducuları Adminleri...





Merhaba,
Mart Ayının konukları bir değil, iki değil, üç değil tam 6 tane bir birinden tatlı kadın. Kim mi bunlar? Tabii ki Kitap Dedikoducularının adminleri.

Hanımlar öncelikle söyleşi talebimi kabul ettiğiniz için çok teşekkür ederim... Tabii ki kabul etmeme gibi bir şansınız yok. Ah bir kabul etmeseydiniz bende grupta çirkeflik yapsaydım… 

İlknur Çiloğlu;
Eltişim ister de, biz kabul etmez miyiz?

Sevgili Adminciğim, Blog takipçilerime kendinden bahseder misin?
Aydan Demir;
Doğma büyüme Adanalıyım, Adana’da yaşıyorum. Evli üç çocuk annesiyim. İki kız bir oğlum var. Büyük kızım üniversitede, oğlum lisede, küçük kızımda ortaokulda okuyor. Kendi aile şirketimizde çalışıyordum babam ve ağabeylerimle birlikte, üçüncü çocuktan sonra bıraktım arada sırada ihtiyaç olduğu zamanlar gidiyorum. Eşim de Mimar serbest olarak kendi işini yapıyor.

Elif Eser;
 
20 yıllık evli iki çocuk annesiyim. Üniversite sınavına hazırlanan 18 yaşında oğlum ve 6.sınıfa giden kızım var. Yüksekokul mezunuyum.10 yıldır beyaz eşya fabrikasında çalışmaktayım.

Fatma Vural Eminoğlu;
1976 Sakarya Doğumlu evli, mutlu, çocuklu, asabi tansiyonu inişli çıkışlı kendi halinde bir kadınım. Özel bir şirkette mali ve idari işler müdürüyüm…(çok sıkıcı)

Hidayet Yiğitalp;
Hidayet Yiğitalp 27 yasında terazi burcu bekâr bir ev kızı. Annesinin evde kalmışı, babasının baş belası arkadaşlarının 1 numaralı kankitosu… Bu dünyanın en muhteşem dişisi (kendimi övmek gibi olmasın ama çok güzelim. Ben dünyanın en güzel kadınları arasında açık ara farkla birinci olurum) Sonracığıma bu güzel hanım aynı zamanda el sanatları öğretmeni öğrencileriyle tasarım yapmayı çok sever onlarla gıybetin dibine vurur ama gıybette 1 numaralı arkadaşım hacıdır. (Kendisi babam olur) bir gün organizasyon şirketi kurmak ve işinde en iyisi olmak isteyen biriyim. Kitap okumaya âşık deli gibi kitap alan birisiyim ama annemden terlik yiyorum bu yüzden kadın bıktı benden. Böyle sessiz olduğuma bakmayın grupta. Ben çok fenayımdır aslında arkadaş ortamında lakabım egoisttir. Yaşam felsefem dünyaya bir kez geliyoruz o yüzden kimsenin seni üzmesine izin verme. Kendimi seviyorum ve özgüveni yüksek biriyimdir. Azcıkta cadalozumdur.

İlknur Çiloğlu(Eltişim);
Kesinlikle çok zor bir soru eltişim… Acaba ben kimim? Mavi sever, kitap okumaya seven, sıradan bir kız diyebilirim sanırım.


Şükran Beyaz;
Şükran Beyaz... 38 yaşında  Evli iki genç bireyin annesi Sosyoloji mezunu ama kamuda yaptığı iş hemşirelik (ameliyathane hemşiresi)... Çok söylenecek bir şey yok aslında hayat hepimize roller biçmiş bizde bu rolleri hakkıyla oynamaya çalışıyoruz. Ama yetenekliyiz ama değiliz ara sıra boyumuzun ölçüsünü alınca belli oluyor halimiz






Bize bir gününü anlatır mısın?
Aydan Demir;
Sabah 6.30 da güne başlarım. Çocuklarımı ve eşimi yolcu edip telefonumu elime alıp günaydın mesajlarımı yazıp Dedikoduculara bakar,  paylaşımlara cevap verip rutin ev işlerimi ayarlar. Çocuklarımı okuldan alır etüte bırakırım daha sonra tekrar onları alır eve geliriz. Yani anlayacağınız çocuklarımın peşinde koştururum. Bir pazar günü hariç her günüm böyle tabi aralarda dostlarımla kahvemi içer sohbetimi yaparım. Gece kitabımı okurum.

Elif Eser;
Vardiyalı çalışıyorum ama genellikle güne 06.20’de güne başlıyorum. Hem kızımı okula hazırlıyorum hem de kendim işe hazırlanıyorum. Sabah 08.00 de işe başlıyorum. Gün içinde fırsat buldukça grup paylaşımlarına bakıp yorum yapmaya çalışıyorum. Akşam 17.00 gibi eve geliyorum ev işleri kızımın dersleri derken gece oluyor. Sonra kitap okuyup gruptaki paylaşımlara bakıyorum.(Günün en dinlendirici saatleri benim için)

Fatma Vural Eminoğlu;
Sabah 6.45 alarm sesi ile güne merhaba derim. Rutin haftanın 6 günü sabah 8.00 – 18.00 arası yoğun bir iş temposu ile çalışmaya çalışırım. Diğer zamanlarımda da çok ev kadını kimliğim olmadığı için gez-toz hayat felsefesi ile rüzgâr beni nereye götürürse oraya uçarak giderim.

Hidayet Yiğitalp;
Benim bir günüm nasıl geçer? Çalıştığım dönemde sabahları erken kalkarım genellikle bir gün öncesinden neler yapacağım bellidir.  İşe giderim en büyük tutkum takı yapmak ama maalesef KPSS yüzünden tüm hobilerimden vazgeçtim onları bir süreliğine rafa kaldırdım. Sadece ders çalışıyorum bu ara bide geceleri uykumdan feragat edip biraz kitap okuyorum anlayacağınız çok monoton geçiyor benim günlerim

İlknur Çiloğlu(Eltişim);

Kitap okuyarak güne başlayıp, dizi izleyerek günü bitiriyorum. (Kışın dizi izlerken, örgü örmek de favorim.) Arada iş, kurs, gezme de olmuyor değil tabi ama genelde böyle.

Şükran Beyaz;
Şükran'ın bir günü nasıldır sorusu... Benim bir günüm bir güne denk gelmez. Çünkü nöbet usulü çalışıyorum. Bazen gündüz mesaiye giderken sabaha küfürler yağdırıyorum bazen geçmeyen geceye isyanlar. Ama şunu bilmeni isterim ki, söz konusu gezmek, kitap okumak, fotoğraf çekmek, muhabbet etmek olunca fırsatları asla kaçırmam. Zaman bulur bunları yaparım 

Bu Adminler neler okur?
Aydan Demir;
Ruhuma hitap eden kitapları okurum. Aşk, gerilim, polisiye, tarihi kurgu, tarihi, Dünya ve Türk edebiyatı klasiklerini severek okurum.

Elif Eser;
Genellikle Romantik, Fantastik... Arada sırada tarih, polisiye okuyorum. Ama senin de dediğin gibi ‘Gri olan hayata inat pembe okuyorum’ çünkü huzur buluyorum.
Fatma Vural Eminoğlu;
Ruh halime göre genelde seçimlerimi yaparım ama en çok Aşk-polisiye tür olarak… Ama çok iyi okuyucu olduğumu sanmıyorum. Grupta ay sonu okunanlar paylaşılınca kıskançlık krizlerine giriyorsam çok okumuş olmuyorum demektir.

Hidayet Yiğitalp;
Öncelikle bildiğimi okumakta number wanım; sonrasında Tarihi kurgu(historial) favorimdir yaşasın Judith McNaught ve Julie Garvood,  Jennifer Royce bu yazarların yazdıklarını gözüm kapalı alır okurum…

İlknur Çiloğlu(Eltişim);
Ben, beni saracak her kitabı okuyorum. Ama gerilim ve polisiye kesinlikle favorim… Sırayı tarih kurgu ve aşk kitapları takip ediyor.

Şükran Beyaz;
 Çok iyi bir okuyucu olmayabilirim. Çünkü öyle bir ayda bir sürü kitap okumam  Aslında her şey okurum, bazen sosyolojik bir inceleme, bazen aşk romanı, bazen de psikolojik roman, kişisel gelişimden tut siyaset her şey okurum. Ama çoğunlukla öykü severim. Tarık Tufan, Alper Canıgüz, Murat Menteş, Selahattin Yusuf, Nazan Bekiroğlu, Aslı Erdoğan, Cihan Aktaş, Fatma Barbarosoğlu, Firuzan, Latife Tekin, Ayfer Tunç, Nermin Yıldırım, Barış Bıçakcı bunlar günümüz ve çağdaş edebiyatta takip ettiğim Türk yazarlar. Popüler kitaplar da okurum. Çok sevdiğim canım yazarlar dediğim muhabbetim olan Güneş Demirel, Zeynep Saraç, Nehir Erdem, Müjde Albayrak, Mehtap Soyduruçiçek, Selvi Atıcı, Meral Kır daha bir sürü var yani.


Herkesin okuması gerektiğini düşündüğün 3 kitap hangisidir?
Aydan Demir;
Nutuk - Mustafa Kemal Atatürk
Sefiller- Victor Hugo
Bin Muhteşem Güneş -Khaled Hossein

Fatma Vural Eminoğlu;
Sefiller - Victor Hugo
Sol Ayağım- Christy Brown
Kelepçe – Canan Tan

İlknur Çiloğlu(Eltişim);
Yeşil Yol – Stephan King
Tess Gerritsen – Yörünge
Victor Hugo - Sefiller

Şükran Beyaz;
Bu soruya dört kitap eklemek istiyorum 
Nar Ağacı Nazan Bekiroğlu 
Doğudan Uzakta Amin Maaluf
Kırkyedililer Firuzan 
Hiçbir Yer Fatma Barbarosoğlu 



Bu adminin başucu kitabı var mı? Varsa hangisi (Birkaç tane olabilir)
Elif Eser;

Başucu kitabım ve yaşam biçimim NUTUK

Hidayet Yiğitalp;
Aslında tüm kitaplarım benim için önemlidir ama Judith McNaught yazdığı tüm kitaplar benim için çok kıymetlidirler onları okumaktan asla bıkmam

Hanımlar asla okumam dediğiniz bir tarz var mı?  
Aydan Demir;
Fantastik okumuyorum özellikle vampirli hiç tarzım değil dünyamıza ait olmayan hayal ürünü olanları sevmiyorum.
Elif Eser;
Kesinlikle korku ve gerilim okuyamam
Fatma Vural Eminoğlu;
Asla asla demem…

Hidayet Yiğitalp;
Felsefe, Ensest, Klasikler, birde +35 tarzında yazılmış kitapları asla okumam

İlknur Çiloğlu(Eltişim);
Psikoloji ve felsefe sanırım…

Şükran Beyaz;
Asla okumam dediğim bir tarz yok. Güzel ve akıcı yazılan her şeyi okurum çünkü bence kitaplar evrenseldir. Herkes her şeyi okuyabilir bence. 



Okumaktan bıkmam dediğiniz yazarlar kimlerdir?
Aydan Demir;
Judıth Mcnaught, Julie Garwood, Tess Gerritsen, Stefan Zweig, Nevra Karataş, Zeynep Saraç, Ayşegül Çiçekoğlu, Sinem İşler Meral Kır, Nazlı Ozan, Aslı Karabulut, Burcu Büyükyıldız, Nehir Erdem şu an aklıma gelenler
Elif Eser;
Bu biraz uzun bir liste  Nehir Erdem, Ayşegül Çiçekçioğlu,  Alev Eleyan, Fatih Murat Arsal, Lale Sarhan, Fatma Erdek, Güneş Demirel, Debbie Macomber, Aynil Beylik Değişmez, Lemariz Müjde, Meral Kır, Zeynep Işıklar, Alyssa Day, Özge Erkin, Öykü Odabaş, Sherrılyn Kenyon, Kresley Cole aklıma gelenler bunlar.
Hidayet Yiğitalp;
Fatih Murat Arsal, Nehir Erdem, Ayşegül Çiçekoğlu, Asude, Güneş Demirel, Meral Kır, Müjde Aklanoğlu, Jennifer Royce, Judith McNaught, Julie Garvood,  Öykü Odabaş… Şu an sadece bunlar aklıma geliyor aslında güzel yazan her yazarı okurum

İlknur Çiloğlu(Eltişim);
Ama bunu yaz yaz bitmez ki. Çoook var…
Tess Gerritsen başta geliyor kesinlikle. Dan Brown, Cristophe Grance, John Verdon, VI Keeland, J.A. Redemerski, Debbie Macomber, Zeynep Saraç, Nevra Karataş, Nazlı Ozan, Rita Hunter, Zeliha Eren, Selvi Atıcı, Nehir Erdem, Meral Kır, Jennifer Royce, Nazmiye Sümer, Ayşegül Çiçekoğlu, Seda Özerbay, Fatih Murat Arsal… Şimdilik aklıma gelenler

Şükran Beyaz;
Aslında çok yazar var yukarıda da bol bol konuştuk. Okumak engin bir deniz onun için her şey okunur her yazar özeldir 



Bu admin Wattpad de okuyor mu?
Fatma Vural Eminoğlu;
Çok sık olmasa da okuyorum… Özellikle takip ettiğim güzel hikâyeler var. Kesinlikle kitap olmayı hak ediyorlar. 
Hidayet Yiğitalp;
Okuyorum ama eskisi gibi değil çok nadir bakıyorum

İlknur Çiloğlu(Eltişim);
Sonu mutsuz olmamak şartı ile aşk hikâyeleri önceliği alıyor. İçinde gizem de varsa değmeyin keyfime. Birde eğlendiren, güldüren kitapları tabii ki...  Hep dram nereye kadar değil mi?

Şükran Beyaz;
Wattpad okudum arada okuyorum da Öyle Wattpad kitapların küçümseyen bir dünyam yok. O platformda bir sürü arkadaşım dostum oldu. Bence amacına uygun kullanılırsa aslında harika bir paylaşım platformu ama bizim toplumumuz da her şeyin cılkı çıkıyor malum bu da aynen öyle oldu


Aydan iyi bir Wattpad okuyucusu ve yorumcusu biliyorum. En beğenerek okuduğun hâlâ arada açıp okuduğun kitap var mı? 
Şu an fazla vakit bulamıyorum ama Nevra Karataş’ın kitap olarak beklediğim Doğu’nun İncisi, Ateşten Gökyüzü, Aslı Genç Gürışık’ın Kara Yazım, Sinem İşler’in Emrin olur, Okuyucuuuu’nun Özgür’e tutsak, Beaslove’un Mia,  Seda Özerbay’ın Heves, Semra Urlu’nun bitmesine rağmen arada açıp okuduğum ve kitap olarak ta okumak istediğim Hatıran Yeter.  İyi bir yorumcu olmamın nedeni emeğe saygı ve yazanı yüreklendirmek diyorum.


Bize wattpad’de önerebileceği hikâyeler var mı? 
Fatma Vural Eminoğlu;
www.askiariyorum.com -  Ysmn978 (Burada gözlerinden kalpler fışkıran bir ben)
Aşkın Umutlu Ezgisi -  AslimAk
Vahşi – TCSelviAtc
Çatlasın Düşmanlar – askyakarmi

Hidayet Yiğitalp;
Of isim hafızam çok kötüdür benim hikâye adı veremem ama takip ettiğim kişileri söyleyebilirim.
 Yasemin Yaman(mermarid), Aslıhan Akagöz, Semra Urlu, Kübra Oktay, Şeyma Demir,  Mehtap Soyuduru Çiçek, Aşkyakarmi, Rukiye Kayaarslan, Nehir Erdem Ayşegül Çiçekoğlu… Bu kişileri takip ediyorum ve onların yazdıklarını tavsiye ederim

Şükran Beyaz;
Tarzlar önemlidir. Ben daha çok bizden hikâyeler seviyorum. Mesela Zeynep Saraç canım nerde yazsa okurum, Mehtap Soyduru Çiçek, Nurdan Keleş, Ece Altınkaya, Sezgi Salman, Ayşegül Çiçekoğlu, Seda Özerbay, Selvi Atıcı, Nehir Erdem, Lemariz Müjde Albayrak, Burcu Demet

Sizin için E- Kitap mı, basılı kitap mı?
Aydan Demir;
Kesinlikle basılı kitap diyorum
Elif Eser;
E-kitap okumayı sevmiyorum, o yüzden tercihim kitap.
Kim her hafta kitap çıkarsa alır?
Aydan Demir;
6. Soruda cevap verdiklerim burası içinde geçerlidir.
Elif Eser;
Sevdiğim yazarların hepsini elimden geldiğince alırım her hafta çıkarsalar ne güzel olurdu. Ben işe gidemezdim herhalde
Fatma Vural Eminoğlu;
Fatih Murat Arsal, Meral Kır, Güneş Demirel, Nehir Erdem, Nazlı Ozan, Aslıhan Akagöz, Zeynep Saraç, Asude…


Fatma’nın Bir gün kalemi eline alıp yazmak gibi bir hayalin var mı?
Hayal demeyelim de, bazen öyle kitaplar okuyorum ki! O kitabı baştan yazasım geliyor.  Bir de wattsap’da adminlere özel yazıyorum gırgır şamata işte maksat eğlence olsun. ( Bir ara hatırlat da sana da yazayım)  
Okurken uyguladığın bir ritüel var mı?
Fatma Vural Eminoğlu;
Sanırım yok

İlknur Çiloğlu(Eltişim);
Her şekilde kitap okurum. Eğer kitap çok heyecanlı ise, yolda giderken ayakta okuduğum da oluyor.

İlknur Çiloğlu(Eltişim) kitap yazsa konusu ne olur?
Yazmayacağım için buna cevap vermeye gerek yok bence.


İlknur Çiloğlu(Eltişim) yazacağı kitabın ilk cümlesi ne olur? (Baş kadın karakterin adı kesin Yasemin olur?)
Değil mi eltişim? Kesinlikle baş karakterim sen olurdun ama ben yazamam o yüzden ilk cümlede asla olmaz…

Hidayet KPSS çalışmaktan vakit bulduğunda grupla ilgili neler yapar?
Ömrümü yedi bu kpssGıybetçiler fark etmişlerdir ben grubun en sessiz adminiyim. Genellikle yarışmalardaki kazananları belirlerim kura çekimleri bende üyelerle iletişim kurarım kitap kazanan kişi ile irtibata ben geçerim bir sorun olduğunda mümkün mertebe çözmeye çalışırım. Ama admin arkadaşlar bana hiç iş bırakmıyorlar sağ olsunlar bütün yük onların omuzlarında. Onlar olmasa ne yapardım bilmiyorum çok seviyorum onları

İlknur Çiloğlu(Eltişim) Yarışmalarla bir numara bir grupsunuz sponsorlarla mı yapıyorsunuz bu yarışmaları? (Gerçeği ben biliyorum ama grup üyeleri de bilsin isterim.)
Çoğunlukla kendimiz veriyoruz yarışma kitaplarını. Bizden, iyi sponsor olur mu ki? Bence olmaz. Ama arada yazarların verdiği kitaplarda oluyor tabi.

Felsefik Şüko’muzun grup paylaşımlarına bayılıyorum nerden aklına geliyor bu konular?
Paylaşımlarımı beğenmene çok sevindim, çok teşekkür ederim.  Yani paylaşım yaparken öyle önceden hazırlandığım falan yok, her şey doğaçlama gelişiyor, bazen öyle sabah mesai başlamadan gün bize ne getirirse onu yazarım, bazen yaşadığım komik anları yazarım, bazen kızdığım bir şeyleri paylaşmak isterim. Öyle özel bir durum söz konusu değil yani

Şükommm,
Bu paylaşımları yazarken uyguladığın bir ritüel var mı?
Öyle bir ritüel yok Hemşire odasında arkadaşlar sabah goygoyu yaparken ben yazı yazıyorum arada onlara laf yetiştiriyorum da tabi.  Bazen sabah arabada yazıyorum illa bir ritüel yok




 Blog takipçilerime ve grup üyelerine son sözünüz nedir?
Aydan Demir;
Herkesin mutlaka kitap okuması ve bizleri takipte olması… Ben teşekkür ediyorum Çilek Kız başarılarının devamını diliyorum.

Elif Eser;
Öncelikle bu güzel söyleşi için sana teşekkür ederim. Okuyan takipçilerinde gözlerine sağlık… Hayatın acımasızlığına karşı kitapla kalın. Hüzünlü olaylardan uzak mutluluk dolu günler dilerim.

Fatma Vural Eminoğlu;
Sevgiyle ve kitaplarla kalın…

Hidayet Yiğitalp;
Bu söyleşi için çok teşekkür ederim ve grup üyelerimize de bizimle oldukları için çok teşekkür ederim unutmayın BİZ BİRLİKTE GÜZELİZ…

İlknur Çiloğlu(Eltişim);
Bu keyifli söyleşiyi okuyan herkese, teşekkür ediyorum. Umarım sıkmamışımdır.  Sana da teşekkür ediyorum Yasemin’cim…

Şükran Beyaz;
Blog takipçilerine senin kadar tatlı ve güzel bir bloggerle oldukları için çok şanslılar  Her ay keyifli, muhabbetler ve renkler ile bizleri buluşturduğun için teşekkür ederim canım 


Sevgili Kitap Dedikoducuları Adminleri,
Bu keyifli söyleşi için tekrar teşekkür ederim.  
Sevgiler,
Çilek Kız Yasemin,

(Yazdığım Kelimenin Karşısına Senin için İfade Ettiği Anlamı Tek Kelime ile Yazar mısın?)
Aydan’la Tek Kelime Oyunu
Kitap Dedikoducuları – Gıybet
Gözyaşı Çetesi -
Eğlence (Aslı Genç Gürışık)
Fatma –
Kitap annesi
İlknur –
Kardeşim
Hidayet – KPSS
Elif –  Efsane
Çilek –
Yasemin
Şükran  
Doğa
Tuğrul –Jasmin
Kitap –
Huzur
Günseli –
Alperen
Tamahkâr – Tutku ( Aslı Genç Gürışık)
Aşk –
Ailem

Elif’le Tek Kelime Oyunu
Kitap Dedikoducuları – Kitap yuvam
Fatma –  Neşeli
İlknur – Heyecanlı, Enerjik
Hidayet – Okul
Aydan –  Dinlendirici
Çilek –  Yasemin Şahin
Şükran  – Güzel Paylaşımlar
Kitap – Huzur
Yazar – Yeni Dünyalar
Bestseller – En iyiler
Yarışma – Kitap
Birtutamcilek –  Güzel söyleşi
Televizyon – Kötü Haberler
Fatma ile Tek Kelime Oyunu
Kitap Dedikoducuları – Paylaşım
Kitap – Tutku
Dostluk –  Kitap Dedikoducuları
Şükran –  Can
İlknur –  Prenses gelinim 
Aydan – Kraliçem
Elif –  Şekerparem
Çilek – Çileğim Yasemin
Hidayet – Sister…
Birtutamcilek – Kardeş
FMA –  Aşkı yazan Adam
Meral Kır – Vazgeçilmezim
Evlat – Kaan
Burak – Büyük zıpır oğlum. Ama çok seviyorum… (Plaza Kızları Buğrul’un kardeşi)
Gelin – Yasemin and İlknur 
Kaynana – Bennnnn…

Hidayet ile Tek Kelime Oyunu
Kitap Dedikoducuları – Gıybet time
Grey – Bu konuda susma hakkımı kullanıyorum
Fatma – Onu anlatmaya tek kelime yetmez
. Ama ona sarılmayı çok istiyorum İlknur – Naiflik
Aydan –Asalet
Elif –  Anne
Çilek – Çikolata (Yanlış cevap…)
Şükran  – Onu da anlatmaya tek kelime yetmez
. Bir çay içsek…
E.L. James –Christian
Kitap – Tutku
Yazmak – denemedim


İlknur’la (Eltişim)  Tek Kelime Oyunu
Kitap Dedikoducuları –  Aile
Fatma –  Annecim
Şükran    Eğlence
Aydan –  Huzur
Elif –  Kitap
Çilek –  Eltişim
Hidayet –  Kpss (
J )
Buğrul – Aşk
Yaman – Sevdam
Emre – Kocam
Film – Mumya
Tanrıça    Venüs
Bilimkurgu – En sevdiğim
Klasik – Sefiller
Ankara –  Eltişim

Şükran’la  Cümleler  Oyunu
Kitap Dedikoducuları –
Benim için tatlı dostlukların başlangıcı, Paylaşmak güzeldir. Dediğim bir mekân hepinizi bekliyoruz 
Fatma – Hayata hep pozitif bakan dost, insanlara inanmaktan ve sevmekten vazgeçmeyen iyi yürekli dost… Tatlı dedikodu arkadaşım kitapların kahramanları en iyi çekiştirdiğim Fatoş’um 
İlknur – Ailemizin naif kuzusu  Dünya tatlısı insan bizim can kardeşimiz Saygı ve sevgiyi hep hissettiren güzel insan 
Aydan – Aydan her olaya olgunlukla yaklaşan hayatta tutunacak pembe bir umut bulan dünya tatlısı insan  Onunla geç tanıştım ama iyi ki tanıdım 
Elif –   Elif denince benim aklıma nedense hep annelik duygusu geliyor. Anne yanı, paylaşımcı yanı ve iyi bir okuyucu dikkatli bir insan... Bizim ailemizin Aydan ile birlikte annesi
Hidayet – Ailemizin yaramaz kızı. Kpss baş düşmanı, dürüst, komik keyifli bir kardeş yüz yüze görüşmeden de kardeş olabilmenin adı Hidoş haşarı yaramaz kardeş
Birtutamcilek – Aslında seni ve bu bloğu bilmeden önce benim için çilek =alerji ama şimdi bir tutam çilek = bir tutam mutluluk

Kafa –
Popülerliğe kapıldı ilk zamanlarda ki enerjisi yok artık bence 
Ot –  Hala okuyorum aldığım da hemen açıp baktığım bir sürü yazar var
Felsefe – Bence varoluş hikâyemiz. Belki vardır belki her şey bir ütopya
Filozof – Socrates (Fatoş’a ve bana göre ise Şükran Beyaz)
Nermin Yıldırım – Ot da okuduğum ve okumaktan zevk aldığım, olaylara marjinal bakışı ile dikkatleri üzerine çeken kadın saçlarına ve tarzına bayılıyorum
Bayan Yanı - BAYAN DEĞİL KADIN KADIN OLMAK BANA VERİLMİŞ EN BÜYÜK HEDİYE... KADIN OLMAK MÜCADELE DEMEK