25 Eylül 2016 Pazar

Jeniffer Royce




Merhaba;
Bu ayın konuğu Tarihi Aşk Romanları yazarı Jennifer Royce…

Sevgili Jennifer Royce öncelikle söyleşiyi talebimi kabul ettiğin için çok teşekkür ederim. Sorulara hazır mısın?
Hazırım ve çok heyecanlıyım. Asıl ben teşekkür ederim bu söyleşiye beni davet ettiğin için Çilek Kız: D



1- Jennifer Royce kimdir önce seni tanıyalım…
Jennifer Royce öncelikle bir eş ve anne. Yirmi altı yılını çocuklara adamış bir eğitim gönüllüsü… Çocukluğundan bu yana şiir deneme, kısa öyküler ve çocuk hikâyeleri yazan, bu arada deli gibi kitap okuyan, sürekli aklında kurgularla dolaşan ve bir an geldiğinde patlayıp bunu yazmalıyım dediği uzun soluklu kurguları sayfalara dökmek için kıvrandığı cümlelerle hayat bulan bir kadın…



2-Jennifer Royce isminin hikâyesi nedir, kimden esinlendin? (Ben biliyorum:))
Jennifer ve Royce Judith McNaught’un Düşler Krallığı kitabının kahramanları: D Beni tarihi aşk kitaplarına yönlendiren ve bu türü tutkuya dönüştüren muhteşem kadının muhteşem kitapları



3-Jenifer’ın iyi bir okuyucu olduğunu biliyorum. Belli bir tarzın var mı yoksa ne bulsam okurum diyenlerden misin?
Seçici değilim sanırım bu konuda. Bulduğum her kitabı okurum. Ama ağırlık olarak her zaman romantik ve aşk kitapları olmuştur. Yaşım ilerlediğinde tarihi kurguları keşfettim o andan itibaren benim vazgeçilmezlerim arasına girdi. Bu demek değildir ki sadece bu türü okuyorum. Polisiye, fantastik, tarihi, klasik benim için fark etmiyor yeter ki kitap olsun.


4- Başucu kitabın var mı, varsa nelerdir?
Çok fazla başucu kitabım var. JM’nin bütün kitapları her zaman ulaşabileceğim bir noktadır. Julie Garwood’un İskoç kurguları da öyle. Nazan Bekiroğlu’nun kalemine hayranım. Elimde olan kitaplarını yeniden ve yeniden okurum. Bir de Mustafa Kutlu’nun kaleminden her zaman etkilenmişimdir.



5-Kitaplarını okumaktan en keyif aldığın yazarlar kimlerdir?
Genelde bir yazarın kalemini beğenmişsem bütün kitaplarını okurum. İlk gençlik yıllarımda Türk yazarların ardından dünya klasiklerinin hepsini okudum. Siyasi kitaplara, psikolojik kitaplara geçiş yaptım. Bir andan sonra baktım ki tamamen yabancı yazarlara yönelmişim. Bu yıllarca böyle devam etti. Son yıllarda kendi içimizdeki cevherler ortaya çıkmaya başladı. Ben yeniden Türk yazarları okumanın keyfine varıyorum.
Yabancı yazarlardan ne yazsa okurum dediğim : Dan Brown, C. Grange, JM, Julia Garvood, SEP, Anne Chapbell, Johanna lindsey, Nicola Jordan
Bizden ise: Selvi Atıcı, Meral Kır, Güneş Demirel şu an aklıma gelenler



6- Yazmaya ilk ne zaman başladın?
Ortaokul sıralarında kompozisyon dersimiz vardı. Yazdıklarımla Türkçe hocamızı şaşırttığımı fark etmiştim. Her yazdığım kompozisyon için bunu nereden alıntı yaptın sorusunu sormaya başladı. Lisede Edebiyat hocamız “Asla yazmayı bırakmayacağına dair bana söz ver.” demişti. Söz verdim ben de. Elimden geldiğince yazdım hep yazdım. En büyük yazma nedenimdir kendisi. Ama basılması için beni sürekli tetikleyen ve peşimi bırakmayan kişi Ebru Elif Aydın’dır. Kurgularımı okuyup beni bulan, en acımasız eleştirileri yüzüme karşı söylemekten çekinmeyen, kurgularımın kitaplaşmasında da beni yönlendiren ve desteğini asla eksik etmeyen canımdır o benim. Sonra Zeynep Alkanat girdi hayatıma. Biri yetmezmiş gibi acımasız bir eleştirmen daha… Benim aklımdan zorum olmalı hahahah :D İkisinin varlığı beni pes etmekten,hevesimin yarım kalmasından kurtardı. Buradan ikisine de kucak dolusu sevgi ve öpücük gönderiyorum.



7-Hayallerinin arasında kitaplarının basılacağı, imza günün olacağı, Bir Tutam Çilek ile söyleşi yapacağın var mıydı?(Bir Tutam Çilek yoktu biliyorum ama var dersen ben çok mutlu olurum)
Öğretmenlik hayatımda öğrencilerime konu anlatırken kendi yazdığım öykülerden yararlanırdım. Anlamadıkları konuyu hemen hikâyeleştirir anlatır ardından drama haline dönüştürürdüm. Alfabe sokağı, matematik gezegeni, zaman ülkesi bunlardan birkaçı. Aslında öğretmen olarak bu hikâyelerimi bastırmayı düşünmüştüm. Uzun soluklu roman hiç aklıma gelmemişti.Bir Tutam Çilek’le söyleşi elbette benim hayalimdi. :D



8- Tarihi Aşk Romanı yazıyorsun. Seninle tanışmamız ‘Asil Korsanlar’ serisinin ilk kitabı oldu. Açıkçası son okuma için bana geldiğinde kesinlikle ön yargılıydım ne kadar iyi bir eser olmuş olabilir dedim… Ama kitabı bitirdiğimde Ebru’ya sorduğum ilk soru devamı nerede oldu? Kitabı yazarken ‘Tarihi Aşk’ olması sende tedirginlik yarattı mı? Ya başaramazsam diye.(Yazarın ilk kitabı ‘Gözlerinin Esareti’ ama ben okumadım o yüzden onunla ilgili soru yok)
İlk yazdığım kurgularda bu tür endişeler taşımış olabilirim. Ama yazmaya başladığımda basılması ve kitaba dönüşmesi gibi bir hayalim olmadığı için rahattım. Sonuçta kendi zevkim için yazıyordum. Sonra okurlarım ön plana çıkmaya başladı. Sevildiğini ve zevkle okunduğunu gördükçe sanırım daha iyi yazmaya başladım.



9-Tarihi Aşk yazmak seni yormuyor mu? Biliyorum çok ciddi araştırmalar yapıyorsun, tek bir kaynakla yetinmiyorsun.
Kurgulamaya başlamam ve kurgunun devamını planlamam yaklaşıp bir yıllık bir süre içeriyor. Bu yazma aşamasına geçmeden önceki süreç. Daha sonra araştırmaya başlıyorum. Yaklaşık olarak bir yıllık bir demlenme gerekiyor. Yazma aşamasına geçtiğimde beni engelleyecek hiçbir şey olsun istemiyorum fakat yazarken bazen kendiliğinden yön değiştiren olaylar olabiliyor. O zaman yeniden araştırma yapmaya başlıyorum. Elbette bu bazen yazma hevesimi öldürüyor. Böyle zamanlarda bir süre ara verip başka bir kurguya geçiyorum.


10-Fahid ve Sagirah müthiş bir aşk, tutku ve masumiyet ikinci kez okuduğum ender kitaplardan biri oldu. Yazarken ne hissettin?

Fahid’i yazmaya başladığımda ortaya âşık olduğum bir adam çıktı. Bu nedenle bende her zaman yeri farklıdır Elbette böylesine âşık olunası bir adama en az onun kadar sevdiğim bir kadın karakter olmalıydı. Sonuçta Ayrin ortaya çıktı. Dört yıl önce yazmaya başladığım ilk hali çok farklıydı. Laf aramızda okurlardan gelen tepkiler beni geri adım atmaya itti. Özellikle bir andan sonra… O an kurguyu bıraktım. Yeniden yazmaya başlamam iki yıl sonra oldu. Sevdiğim ve bağrıma bastığım heyecanla bakarken gözlerimi dolduran kurgumdur.



11-Dante heyecanla beklediğim serinin ikinci kitabı. Birazda ondan bahsedelim mi?

Dante ( Aşka Tutsak) Fahid ve Ayrin’den önce yazılıp tamamlanmış bir roman. Üç yıldır kitaplarımı sakladığım dosyamda sırasının gelmesini beklemekte. Esir Yürek’teki kahramanlarımızın aksine daha fazla duygu yoğunluğuna sahip. Şöyle ki Aşka Tutsak’ta kaybedilmiş bir aşk var. Bu nedenle işin içine öfke nefret ve intikam giriyor.  Evet, Esir Yürek’te de vardı fakat orada bu hisler Fahid’in ve Ayrin’in geçmişinde hayatlarını olumsuz yönde etkileyen başka şahıslar içindi. Bu kitapta kahramanlarımızın ikisinin de olumlu ve olumsuz duyguları birbirlerine yönelik.

(Bu arada “Esir Yürek’i” kime tavsiye ettiysem bana dönüşleri eee devamı nerede, ya acaba ne kadar iyi bir kalem diye aldık ama harika bir kalemle tanıştık şeklinde oldu.)
Dante için bir kitaplık süreç rica ediyoruz okurlarımızdan. Araya bağımsız bir kurgumuz olan İntikamla Gelen’i soktuk. O da okurlarımız tarafından basılması hevesle beklenen bir kurguydu.



12- Yeni kitabın “Mortena Yayınları” mutfağında hazırlanıyor. Bize biraz konusundan bahseder misin?
:D Kayla yazdığım en uçuk ve çılgın karakter. Tabi Falcon’da ondan geri kalmaz.
Kayla Filtz Walter'ın en uçuk hayalleri arasında bile bir Dük ile evlenmek yer almamıştı.Fakat babasından kendisiyle evlenmek için izin isteyen Stuherland Dükü sayesinde ayağına gelen kısmeti geri tepecek değildi tabi! Hatta lanet olasıca Dük düğünden hemen sonra kayıplara karışmasaydı, ona âşık bile olabilirdi.
Stuherland Dükü, Staffor Markisi Falcon Francis Egerton kapısına dayanıp karısı olduğunu iddia eden, egzotik ve bir o kadar da çekici ama aynı oranda yalancı bir kadına pabuç bırakacak adam değildi. Bu tür oyunları çok iyi bilirdi ve tuzağa düşmeye hiç niyeti yoktu. Kadının deli olduğuna da yemin edebilirdi. Yani öyle düşünüyordu. Ta ki bu egzotik güzel kendisini kaçırıp da evlendiğini bile bilmediği karısı olduğunu kanıtlayana kadar...



13-Wattpad de kitap okuyor musun? Mesela kimleri okursun?
Daha önce çok okuyordum özellikle keşfedilmemiş kurguları okumaya bayılıyordum. Son zamanlarda fırsat bulamıyorum açıkçası. Kalemini çok sevdiğim arkadaşlarım var Wattpad de. Lemariz, Öykü, Nehir, Demet ve sayamadığım diğerleri.  Ama ben daha çok kitaptan okumayı tercih ederek bekleyişe geçiyorum.




14-Blog takipçilerime ve okuyucularına son sözün nedir…
Yolun açık olsun sevgili Çilek Kız :D Seninle bu röportajı yapmaktan büyük keyif aldım ve onur duydum. Okurlarım… Ah okurlarım sessiz destekçilerim, onların geri dönüşlerini seviyorum. Lütfen beni bu mutluluktan mahrum bırakmasınlar. Bana yazılan bir cümle bile kalemime yansıyor. Benimle oldukları için çok teşekkür ederim ve kocaman öpüyorum. Umarım beni onlarsız bırakmazlar. Her şey bir yana dostluğumuzun baki kalması dileğiyle…


Sevgili Jeniffer,
Okuyucun bol, yolun açık olsun…
Sevgiler
Çilek Kız


Asıl ben teşekkür ederim. Sevgiyle kal…

19 Eylül 2016 Pazartesi

Merve Duman - Aşktan Sabıkalı




Merhaba;
Bu ayın konuk yazarı Sevgili Merve Duman

Merve’ciğim öncelikle söyleşi talebimi kabul ettiğin için çok teşekkür ederim. Sorularıma hazır mısın?  
Hazırım Çilek Kız! :)


1- Merve Duman kimdir önce seni tanıyalım…
Hım… Merve Duman, 21 yaşında üniversite son sınıf öğrencisi bir genç kızdır. Bu sıradan tanımın yanında inanılmaz bir okuyucu, tutkulu bir yazar adayı, arkadaşlarıyla konuşmaya bayılan çenebaz ve ailesine düşkün bir insandır.


2-Merve Duman yazmanın dışında iyi bir okuyucu. Neler okur? Belli bir tarzı var mıdır yoksa ne bulsa okur mu?
İşin aslı taşındığımız evde önceki ev sakinlerinin bıraktığı kitapları bile okumuşluğum var. Ki bunlar Grange ve Ahmet Ümit’in kitaplarıydı. Ne bulsa okur desek çok da eksik bir tanım olmaz. Kaliteli kitap olduktan sonra pek fark etmez.  Yine de aksiyon, maceraya biraz fazla düşüyor olabilirim.

Grange efsanedir korktuğum halde ısrarla okumaya devam ediyorum…



3- Başucu kitabın var mı, varsa nelerdir?
Başucumda direkt bir kitaplık var. Böyle gözlerimi kapatmadan önce, yeni güne uyanırken, gece kâbus görüp yatağımdan sıçradığımda görebildiğim minik bir kütüphanem var. Bu aralar sıkça elime aldığım başucu kitabım ise Lügat 365. Açıp açıp bir kelime okuyorum! 


4-Kitaplarını okumaktan en keyif aldığın yazarlar kimlerdir?
Guillaume Musso! Kendisi en büyük idollerimden biridir. Marc Levy, Zülfü Livaneli, Murat Menteş, Emrah Serbes, İhsan Oktay Anar, Selvi Atıcı, Zeliha Eren… İlk aklıma gelenler bunlar, hepsini de şiddetle tavsiye ederim.


5- Bize yazma hevesini anlatır mısın?
Yalnız bu çoook uzun bir hikâye! Uyarmadı demeyin! Yazma hevesim ikinci sınıfta giydiğim krem rengi monta dayanıyor. Bu montu sık sık üşütüp hasta olduğum için babam almıştı ama iki beden büyüktü. Sebebi o zamanlar kışların daha sert geçmesinden ötürü bütün bedenimin soğuk havadan korunmasıydı. Velhasıl kelam bu mont çantamın ağırlığı ile birleşince inanılmaz ağır hissediyordum kendimi. Bir adım bile bir yıl gibi geliyordu. Bir gün bu montun içinde okula yürürken içimden ‘Şimdi yazar olsan, kâğıtların ortasında kaybolsan, şöminen yansa…’ dedim. Bu fikir içimi öyle ışıtmıştı ki yıllar sonra yazmaya başladığımda ilk aklıma gelen bu anım olmuştu. Okulda kitap okuma derslerinden inanılmaz zevk alırdım mesela, hocanın durduğu yeri hep ben hatırlardım. Hikâye tamamlama aktiviteleri olurdu, onlar da favorimdi. Sonra liseye geçtiğim yıl yazmaya başladım. İtiraf ediyorum ilk yazdığım satırlar rezaletti! Ama duramıyordum. Sonra hızla geliştiğimi buna tutkuyla bağlandığımı hissettim.  Aradan dokuz sene geçti hala duramıyorum. Yazma hevesinin olduğu yerde trafik kuralları ve kırmızı ışıklar yok! Bas gaza gitsin!



6- Hayallerinin arasında yazdıklarının basılacağı, imza günün olacağı ya da Bir Tutam Çilek ile söyleşi yapacağın var mıydı? (Bir Tutam Çilek yoktu biliyorum ama sen yine de vardı demelisin bence)
Ahahahah! Çok tatlısın! Bir Tutam Çilek ile röportaj yapmak en büyük hayalimdi! ;) İşin aslı ben yazmaya başladığımda yayın dünyası bu kadar yeni kalemlere açık değildi. Hiçbir zaman kitabımın basılacağı umuduyla yazmadım. Yazamadım desek daha doğru olur. Hayalini kurmak bile hayaldi. Kitap çıktı mesela ben hala ‘kitabını aldım’ diyenlere şaşırıyorum. Jeton geç düşüyor!


7-  Aşktan Sabıkalı’yı yazmaya nasıl karar verdin?  
Hiç yalan yok! Okulu astığım bir gün, battaniyem ve ben benzersiz bir ikili olduğumuz o pinekleme anında kısa bir video izlerken oluşuverdi kurgu. Dedim ki bir bakıcı bir çocuk bir adam olsa, bu adam ve bakıcı ajan olsa, yok yok polis olsa, kadın yanlış göreve düşse, adam bilmese, çocuk bunlara çok çektirse… Sonra? Sonrası gelmedi. Yine kendin çizdin kendin oynadın dedim, attım üzerimdeki battaniyeyi gittim annemin yanına. Sonra bir gece rüyamda kitabın ilk sahnesini birebir gördüm. Bihter ve psikopat hocanın arasında geçenlerin hepsi direkt rüyamdan aktarıldı. Rüyadan o kadar etkilendim ki tekrardan bu kurguya dönüş yaptım. Nasıl, ne şekilde klavyemin başına geçtim bilmiyorum ama ilk bölümden sonra arkadaşlarım devamı nerede diye çıldırdıklarında bu macera başlamış oldu.



8- ‘Savaş’ karakteri için gerçek hayatta kimden esinlendin? (Eğer böyle bir adam varsa kendime 7 tanecik kopyalatacağım)
Savaş kişilik olarak etrafımdaki hiçbir erkeğe benzemiyor ya da hepsine benziyor! Özünde kadınlar ve erkeklerin hepsi aynı nasıl olsa! Ama görsel olarak İtalyan bir oyuncudan esinlendiğimi söyleyebilirim. Özetle etrafımda bir Savaş yok. Polis de yok. Kancalı gibi biri de yok. Bihter bile yok!

9-Dansöz, Erkek Fatma ama güzeller güzeli Bihter’i kimden esinlendi?
Bunun cevabı da aynı. Bihter de etrafımdaki hiçbir insana benzemiyor. Özellikle soğukluğu, duvarları, tavırları… Tamamen bana zıt, benden uzak biri. Başlarda yazmaktan hoşlanmadığım bir karakterdi hatta. Sonra sonra duvarlarını indirdikçe sevdiğim bir karakter oldu.

10- Evet, biliyorum her iki karakterde hayal ürünü ama birilerinden esinlendiğin kesin… (Savaş’ın acıları, Bihter’in yaralı ruhu ve kalbi… Kim ilham verdi sana)
Bu soruyu okuyunca bir an tövbeye geldim! Yukarıdaki cevapları vereceğimi nereden biliyordun?
Bilemiyorum… Hepimizin içinde yaralı bir ruh, kırık bir kalp, acılı bir geçmiş vardır. Çevremi izlerken yakaladığım küçücük bir ayrıntı bile onlara şekil vermeye yetti. Mesela erkeklerin ilk aşkını unutamadığını lisede bir arkadaşımın başına gelince tecrübe ettim. Bu Savaş ve Sinem arasındaki ilişkiyi oluşturdu. Çocukluğunu yaşayamamış insanların zor insanlar olduğunu babamla keşfettim. Çok zor ve yoksul bir çocukluk geçirdiği için bize hep her şeyin fazlasını vermeye çalışıyor. Bu da Bihter’e çok yakın bir ruh hali. Başına kötü bir şey gelen her kadın dışarı çıkmaktan korkar. Tacize uğrayan kadınların çoğu kendini evine, odasına kapatır. Bu çok acı bir gerçek. Zekiye Teyze bu kadınlardan biri, âşık olduğu kadınla evlenmesine izin verilmeyince ömrünü yalnız geçiren bir adamın hikâyesini duydum kulaktan dolma. Feridun’un kötü bir adama dönüşmesinin temelinde aşk yok muydu? Kısaca benim bile farkında olmadığım ayrıntılar yazarken birer birer karakterlere dönüşebiliyor. Bu da bilinçaltımızın bize oyunu olsa gerek…


11- Aşktan Sabıkalı aşk romanı değil polisiye macera… Sevdiğin polisiye dizi veya filimler var mı bizlere de önerebileceğin…
Yılan Hikâyesi! Küçük bir kız çocuğu iken deli gibi izlerdim. Herhalde polisiye sevmemin temelinde o dizi var. Son izlediğim Person of Interest dizisi aksiyon severler için birebir. Film olarak inan şu an aklıma bir şey gelmedi.

Benim favorim “ARKA SOKAKLAR ve KANIT”



12-Buse’ye öldüm bayıldım onun gibi bir kızım olmalı… O kesin yeğenlerden veya komşu çocuklarından biridir yanılıyor muyum?
Yaklaştın! Buse’de bütün çocuklardan esinlendim. Çünkü bütün çocuklar inanılmaz zeki! Minik bir kuzenim var. Buse’den büyük ama Evin önü ile Eminönü onun karıştırmasıydı.  Resimleri okuma kız kardeşimin huyuydu. Benim okul kitaplarımdaki resimleri, boya kalemlerimi hatta bardakla tabağı bile konuştururdu. O konuda da kız kardeşimin küçüklüğünden esinlendim. Sonuç yine aynı anlayacağın, esinlenme deyince çocukluğuma bile inmek gerekiyor. :)



13- Gelelim Serkan ve Sedef’e… Biz ekip olarak (Ebru, Zeynep ve Ben Serkan’dan yanayız) Sedef gerçek bir kişi kimden esinlendin demeyeceğim ama Serkan kim?
Evet, Sedef gerçek bir kişi. Ama kurgudaki Sedef tabi ki bazı konularda gerçeğiyle ayrışıyor. Mesela gerçek versiyonu çekilmez derecede inatçı! Kitapta olsa mundar ederdi Serkan’ı. Serkan ise standart Türk erkeği. Kaçanı kovalayan türden! Sonra kovaladığına âşık olacak kadar da şapşal! Kalbi temiz, höt höt edecek kadar maço, çapkın… İki çimdik yiyince akıllanan! Her evde bunlardan var. :)


Serkan’ın aşkı, inadı işte bu dedirtiyor. Yazıyorsunuz böyle karakterler çıtayı yükseltiyorsunuz sonra da biz evde kalıyoruz…
Bu feryat üzerine kalemi bırakıp giderdim… Ama Atakan diyor ki, iş güç bekler! Geç klavyenin başına sırada ben varım!



13-Final… Eğer mutsuz son olsaydı gözüme gözükme derdim… Neyse ki mutlu son… Peki, senin hayalindeki final bu muydu?
Kuşkusuz buydu. Zaten bir ilk bölüm bir de son bölüm garantiydi aklımda. Aralarda kalanları ilham geldikçe yazdım. Finali noktasına kadar seviyorum.



14-Blog takipçilerime ve okuyucularına son sözün nedir…
Vallahi ben konuşmayı çok seviyorum, buradan kahve içmeye mi gitsek millet? Kesmedi bu beni! :) Bu keyifli söyleşi için çok teşekkür ediyorum Çilek Kız, çok zevkli geçti benim için. Umarım okuyanlar da keyif almışlardır. Bu satırları okuyan okurlarıma kocaman öpücükler, Bir Tutam Çilek Blog’u takipçilerine gönülden sevgiler ve eline kalemi alıp yazan tatlı yazar arkadaşlarıma da bol ilhamlar! Soğuklar geliyor kendinize dikkat edin! Sevgiyle, sağlıcakla kalın!



Sevgili Merve,
Okuyucun bol, yolun açık olsun…
Sevgiler
Çilek Kız




14 Ağustos 2016 Pazar

HEVES - Sümeyye Kalyoncu






Sümeyye Kalyoncu’nun Mortena Yayınlarından çıkan kitabı ‘HEVES'

Kitabın son okumasını yaptım, finaline kadar müthiş bir merak ve heyecan ile okudum. Kesinlikle elinizden bırakamadan bir solukta okuyacağınız bir kitap…

Pilot Utkan ile Balerin Pare Heves ’in aşkı…

Babasının ölümünden kısa bir süre sonra evlenen annesinin eşinin tecavüz girişiminden kaçan Heves İstanbul’a gelir, yeni hayatının ilk akşamı kapısına gelen hiç tanımadığı bir kadından yumruk yer. Bu kadın ev sahibi aynı zamanda karşı komşusu Utkan’ın şizofren kız kardeşi Müge’dir. 

Bu duruma babasından dolayı alışkın olan Heves ikinci gece kapısına dayanan Müge ile konuşur. Artık sahip olamadığı kız kardeşe kavuşmuştur Heves. Aynı zamanda gerçek aşkı da karşı dairede bulmuştur.   Ama kavuşmaları sancılı ve zor olacaktır.

İlk sayfasından sizi içine alıp sarıp sarmalayan bitmesin diye yavaş yavaş okumak isteyeceğiniz ama merakınızın ağır basıp bir solukta bitireceğiniz bir kitap. Etkisinden kurtulamayacaksınız…  

Utkan ve Heves ’in iç sesleri size kahkaha attıracak. Bazen Heves ‘e kızacaksınız, bazen de Utkan’a ama ben en çok Pare Heves ’e kızdım. Müge’nin cesaretine hayran kaldım…


Be Brave! (Cesur Ol) Heves ‘in dövmesi ve ben kesinlikle aynısını yaptıracağım   


Kitaptan küçük alıntılar bırakıyorum buraya…

“Senin adın ne?”
 “Heves.”
 “Çok güzelmiş! Keşke benim adım da Heves olsaydı. Müge güzel değil.”
“Senin müge çiçeğinin güzelliğinden haberin yok sanırım?
“Seni bir gün çiçekçiye götüreyim ve oradaki en güzel çiçeği seç. Eminim seçtiğin çiçek müge çiçeği olur.”

                                                                              ***

Müge elini kızın köprücük kemiğinde gezdirdi. Kabartmalı yazının üstünde soğuk parmaklarını gezdirirken gözleri yeni bir şey keşfetmiş gibi şaşkınlıkla ve hayranlıkla bakıyordu. Parmakları yazıyı ezberledikten sonra dudakları oynadı.
 “Ne demek?”
 “Cesur ol demek.”
 “Tatlı Heves. Çok yakışıyor sana. Ben de istiyorum bundan. Benim hiç dövmem yok.”
 “Peki, o zaman ağabeyinle konuşurum ben. Bir gün bizi dövmeciye götürsün.”
 “Yaşasın! Ama aynısından olsun.”
 “Aynısından olacak!”

                                                                               ***

 “Sarıldım, Müge…”
   Sigaradan derin bir nefes aldı. Nefes aldı, heves aldı. Hevesi kursağında kaldı. Hayatı boyunca olduğu gibi…
 “Abi? Sen bu kız için bir şey mi hissediyorsun?”
 “Çok mu belli?”
 “Kızın üstüne çıkıp soymamışsın. Oradan anladım sanırım.”
 “Fazla… Bana fazla o kız, Müge. Olmaz. Ben sevemem onu, Müge. Çalarlar benden.”
 “Atlatamayacak mıyız hiç?”
 “Sanırım. Boş ver. Kahvaltı hazırlayalım.”
 “Bence uyuyalım. Ben gözümü kırpmadım.”
 “Ben de.”
                                                                             

Gerisini kitapta okuyun diyorum efendim kahkahalarla okuyun ama benim gibi ağlarsanız sakın bana kızmayın…







2 Ağustos 2016 Salı

Bay Mükemmel Serisinin Yazarı Aşkın ile söyleşi

Merhaba; Bu ayın ilk konuğu Wattpad’in sevilen serilerinden Bay Mükemmel ve Soğuk’un yazarı @asknnur


Sevgili @asknnur söyleşiyi teklifimi kabul ettiğin için çok teşekkür ederim…
Ne demek canım ilk söyleşimin sahibi oldun. Bana böyle bir fırsat tanıdığın için asıl ben sana teşekkür ederim.


1- Asknnur kimdir önce seni tanıyalım…
İsmim Aşkın Nur. Aşkın’ı kullanıyorum. Çanakkale’liyim ve memleketime aşığım diyebilirim ama iş sebebi ile maalesef ki İstanbul’da yaşıyorum. 23 yaşındayım 3.5 senelik evliyim. Çanakkale On sekiz Mart Üniversitesi Büro Yönetimi Yönetici Asistanlığı ve Açık öğretim Fakültesi Kamu Yönetimi mezunuyum. Hem ev hanımı hem iş kadınıyım J


2- Asknnur yazmak dışında neler yapar?
Ev ve iş hayatından arta kalan zamanlarda kitap okuyorum tabi ki. Ama bilgisayar oyunlarını da çok severim hatta bazen kendimi fazla kaptırdığım bile olur. J Ayrıca fantastik temalı yabancı dizileri, filmleri izlemeye de bayılırım.



3- Okumayı sevdiğini biliyorum belli bir tarz mı okursun yoksa ne bulsam okurum diyenlerden misin? (Şiir, Felsefe ve Psikoloji okuyamam ben mesela)
Ne bulsam okurum tarzı bir insan değilim açıkçası fazlasıyla seçiciyimdir. Okumaya çok erken başlamadım maalesef benim okumam lise zamanlarına denk geldi ondan öncesi için çok üzgünüm… L En sevdiğim türler Fantastik, Tarihi Kurgu ve tabi ki benimde yazdığım tarz olan erotik romanlar. Kişisel gelişim tarzı kitapları ve aşırı aşk içeren kitapları okurken sıkılıyorum ama yine de elimden geldiğince farklı tarzlar da okumaya çabalıyorum.



4-Kitaplarını okumaktan en keyif aldığın yazarlar kimlerdir?
Tarihi kurgu alanında benim için vazgeçilmez Philippa Gregory onun tüm kitaplarını okudum ve her birinde aynı heyecanı keyfi aldım.
Fantastik alanda P.C. Cast özellikle o fantastik dünyaya romantik duygular ve tutku katması olağanüstü.
Onun dışında R.K Lilley, Sylvia Day’in kitaplarını da çok beğeniyorum hem benim tarzım olduğu için hem de beni dünyalarına çekmeyi başardıkları için.
Birde yeni keşfettiğim ama müptelası olduğum bir yazarım var. Aleatha Roming…
Türk yazarlar arasından da birinciliğimi Fatih Murat Arsal’a veriyorum. (Farkındayım aşk kitaplarını sevmiyorum dedim ama Fatih Murat Arsal tüm kitaplarında çok dengeli heyecan, aşk, tutku uyumunu çok güzel yakalıyor.)



5- Başucu kitapların var mı? Varsa hangileridir.
Başucu kitabı diyemem ama benimde ‘’En’lerim’’ var…
Bana okumayı sevdiren roman Stephenie Meyer’in Alacakaranlık serisiydi. Beni okumaya âşık etmiş ve sonrasında doyumsuzca okumama neden olmuştu.
Aimee Carter’in Tanrıça serisi beni benden almış uyku nedir bilmeden bitirene kadar okutmuştu.
Birde Pepper Winters’in Tess’in Gözyaşları kitabı şahaneydi…



6- Wattpad de okuduğun ve önerebileceğin hikâyeler var mı?
Bildiğin gibi ben biraz hızlı bir yazarım iki hikâyeme de iki günde bir bölüm yazıp paylaşıyorum onun dışında bir işim ve ilgilenmem gereken bir evim var. Bu sebeple platform içinde ki kitaplara pek vakit ayıramıyorum.



7-Yazma serüveninden bahseder misin? 
Benim yazma serüvenim daha yeni başladı. Ocak ayında yazmaya başladığım Mükemmel serisinin ilk kitabı Mükemmel Sapık ile yazmaya adım atmış oldum. İlk kitabım olduğu için biraz esinlenme işi oldu. Kitapları okurken birden ben de yazabilirim diye düşündüm. Tabi birde işin hayal boyutu var çok ileri derece de hayalperestliğim beynimden dışarı taşmak istemiş olabilir... J



8- Wattpad’e yazarken istediğin okuyucu kitlesine ulaşamamaktan ya da insanların seni anlamamasından korktun mu?
Ben yazmayı sevdiğim için yazıyorum bana bir tür arınma sağlıyor ve hafifliyorum. Hem gerçek dünyadan bir süreliğine uzaklaşmama yardımcı olurken hem de hayallerimin içine giriyormuş daha elle tutulur bir boyuta taşıyormuş gibi hissediyorum. Bu yüzden okuyucu kitlesi beni korkutmadı hatta şu an beklediğimden, tahmin ettiğimden çok daha fazla okuyucum var bu beni şaşkınlığa uğratıyor. Sonuçta ben erotizm kategorisinde yazıyorum ve herkesin bildiği gibi bizde böyle şeyler ulu orta yazılmaz, konuşulmaz, dile getirilmez. Fazla cesur davrandığımı düşündüm başlarda çünkü kitabım hiç okunmuyordu sonradan bir baktım ki ben cesaretimi sürdürüp yazdıkça insanlar okumaya başladı. Anlaşılmamak konusu da beni korkutmadı çünkü benim yazdığım tarz romanlar görecelidir. Herkese göre zevkler, tercihler değişebilir bunun bilincindeydim eleştiri almadım mı çok aldım ama sonuçta benim yazdıklarımı seven cesaretli yüzlerce okuyucuya da ulaştım.



9-Bay Mükemmel birçok okurun için “Elli ton serisine” benziyor ama ben senin o seriyi okumadığını biliyorum… Yazarken nereden esinlendin
Evet, bu beni bir dönem çileden çıkarmıştı. Bu tarz da yazılmış bir sürü roman ve çekilmiş filmler var ama ön planda olan Grinin elli tonu olduğu için ona benzetildi. İlk kitabımdı bir yerlerden başlamak için esinlenmem gerekiyordu bunun da kötü bir şey olduğunu düşünmedim. Kimsenin cümlelerini, kurgusunu falan çalmadım sonuçta konusundan ilham alarak yazdım. Mükemmel serisi için açıkçası Uçuşta serisinden fazlasıyla esinlendim beni çok etkilemişti. Onun dışında Crossfire serisi de tabi katkıda bulunan seriler arasındaydı. Mükemmel Sapık’ın başlarında elli ton eleştirisini aldım ama sonlarına doğru okuyucularım farklılığı gördüler.
Bu arada ben Grinin elli tonunu yeni okuma fırsatı yakaladım. Bu konu ile ilgili okuduğum kitapların hepsinin birbirine benzediğine kanaat getirdim. Elli tonun tek avantajı filmi olmuş olabilir.



10- Alp ve Nazenin iki yaralı ruh bir birlerini iyileştirebilecekler mi yoksa daha fazla yaralayacaklar mı?
Alp, Nazenin’i ilk kitapta çok yaraladı ve şimdi o yaraları sarmak için büyük bir mücadele içinde. Alp Nazenin’den ayrı kaldığında çok acı çekti bunu hep birlikte gördük bu acı ona yeterli gelmiştir diye düşünüyorum. Bundan sonra Nazenin’i kaybetmek istemeyecektir. Nazenin’in ise sorunlu bir geçmişi var bu onları ikinci kitapta biraz etkileyebilir. Ben onların çok güçlü bir çift olduğuna inanıyorum sorunlarının üstesinden gelmelerini sağlayacak tek güç birbirlerine karşı olan dürüstlükleri olacaktır. Tabi dürüstlüğü seçecekler mi? Bunu ilerleyen bölümlerde göreceğiz.



11- Bunu sana da yazmıştım ikinci kitabı okurken hüsrana uğrayacağımdan emindim ama aksine hikâyeyi Alp’in ağzından o kadar güzel anlatmışsın ki şimdi geçmişi Alp’in ağzından okuyabileceğimiz bölümleri heyecanla bekliyorum.
Peki, sen de duygularını Alp olarak aktaramama korkusu oluşmadı mı?
Açıkça söylemem gerekirse Bay Mükemmel beni inanılmaz korkutuyordu. Bir erkek ağzından kitap yazmak çok zordu. Tecrübeli yazarlar arasında bile hüsranla sonuçlanan örnekleri olabiliyordu. Ama laf ağzımdan bir kere çıkmıştı sözümden de dönmek istemedim. İlk yazmaya başladığımda Alp’in kimliğine büründüğümü hissettim bütün hislerini içimde yaşadım ve duyguları bana geçmişti sanki. Sonrası ise kolaylıkla geldi hem ben keyif aldım hem de Alp çok gizemli ve hislerini belli etmeyen bir karakter olduğu için okuyucularım keyif aldı.



12-Yazdığın bölümlerden dolayı tepki almaktan korkmadın mı?
Ben biraz aşırı bölümler yazıyorum özellikle erotik sahneleri fazla ayrıntılı anlatıyorum ama bu o türün getirisi. Romantik aşktan çok çiftler arasındaki o ihtirası, şehveti, tutkunun gücünü seviyorum. Tepki almaktan korktum açık söylemek gerekirse çünkü bunlar ayıp kategorisinde değerlendiriliyordu. Bu beni vazgeçirmedi tabi aşırılıklarımı sürdürmeye devam ettim. Başlarda çok kötü mesajlar alsam da sonradan insanlar benim yazdıklarımı benimsedi nede olsa cinsellikte hayatın gerçeklerinden.



13- Gelelim Nikolay ve Zaina ya farklı bir kurgu başlama serüvenini anlatır mısın?
Nikolay ve Zaina… Yazmaktan aşırı keyif alıyorum. Diğer kurgumun yanında fazla farklıydı ve birden bire başladım. Buradan garip bir itirafta bulunayım mı? Ben bu hikâyeyi rüyamda gördüm. J Tabi tüm hikâyeyi değil sadece konu birden rüyamın içinde canlandı sabah kalkar kalkmaz onlara hayat vermek istedim birkaç not aldım. Biraz araştırma yaptım ve başladım… Bu çiftim biraz daha romantikti romantik bölümleri yazarken hep zorlanacağımı ya da romantik olmayacağını düşünüyordum ama aldığım mesajlar bana aslında çokta odun bir insan olmadığımı gösterdi ben istediğimde romantik şeyler de yapabiliyordum sanırım. J



14-Soğuk Rusya’da geçiyor daha önce gittin mi yoksa Google sağ olsun mu diyorsun…
Rusya’ya hiç gitmedim. Google ve okuduğum birkaç klasik roman sağ olsun diyorum. J


15- Aslında hikâyenin başlangıcı sanırım Suriye (bu benim tahminim). Şimdi Rusya ve Amerika da daha gezeceğimiz yerler olacak mı?
Ülke ismi vermek istemiyorum çünkü bunlar eleştiriye beni çok açık bırakır. Ama ilk yazdığım zaman aklımda Mısır’ın darbe dönemi canlandı yola oradan çıktım.



16- Timur’un hikâyesini yazacak mısın?
Başta hiç böyle bir planım olmasa da (malum Timur ilk kitapta pek sevilmeyen bir karakterdi.) Bay Mükemmel’de yükselişe geçti. Timur şuan merak ediliyor istek alıyor bende Mükemmel Serisinin üçüncü ve son kitabını Timur için yazacağım. Onun dominantlığının yanında ki yumuşacık ve yaramaz kalbini sizlere sunacağım.




17- Her iki hikâye de mutlu sonla bitecek mi? Özellikle SOĞUK…
Hım… J Kapıyı tam açmadan aralık bırakarak cevaplayacağım tatlım bu soruyu. Ben acıdan, üzüntüden sonra gelen mutluluğu severim…



18- Araf serisi ne zaman başlıyor… Biraz bize HIRÇIN ı anlatır mısın?
Araf serisini yazmaya devam ediyorum ve her şey kafamda oturmadan yayınlamayacağım büyük bir ihtimal Soğuk kitabımın finalinden sonra gelebilir sıkı bir çalışmanın ürünü olmasını istiyorum.
Rock yıldızları ile ilgili yazılmış romanları çok sevmeye başladım daha yeni keşfettiğim bir tür çok sıcak, tutkulu ve eğlenceli… Bende böyle bir şey yapmak istedim. Rock müziği de çok severim özellikle 80’ler Rock favorimdir. O popüler tüm kızların sevgilisi yasakların peşinde koşan yaramaz Rock yıldızlarının dünyasının kapılarının ardına bakacağımız bir seri olacak.
İlk kitabı Hırçın ise dünyaca ünlü Rock grubu olan Araf’ın üyelerinden kırık kalpli solist Luke King ve çocukluğundan beri tek hayali ünlü bir Rock yıldızı olmak olan Luz’un arasında ki o hırçın duyguları ele alacağım. Bu hikâyemde geniş bir karakter ağı var. Yani kalabalık bir kitap olacak iki üç kişi arasında değil tamamen bir Rock grubu arasında ki iletişimi göreceğiz. Psikolojik durumlara değinmeyi seviyorum diğer iki kitabımda da bol bol psikolojik durumlar, çıkarımlar vardı. Bu hikâyemde aynı şekilde olacak sorunlu karakterlerimizin birbirlerinin sorunlarını nasıl çözdüğüne yaralarını nasıl sardığına şahit olacağız.



19-Bir gün yazdıklarının kitap olmasını ve okuyucuyla buluşmasını ister misin?
Bu bizim platformda ki herkesin hayalidir herhalde. Başta bu amaç ile yazmaya başlamamış olsam da tabi herkes gibi yazdıklarımı kitap olmuş bir şekilde görmek, onları kitapçılarda bulmak ve benim hayal dünyamın daha büyük kitlelere ulaştığını bilmeyi çok isterim.



20- Blog takipçilerime ve okuyucularına son sözün nedir…
Bana bloğunda yer ayırdığın için çok teşekkür ederim. Bu benim ilk söyleşimdi ve inanılmaz keyif aldım.
Okuyucularıma da senin çilek kokan bloğunun üzerinden çok teşekkür ediyorum. Ben zor bir şey yaparak yetişkin romanları yazıyorum onlarda cesurca beni takip ediyor, yorum yazıyor, yaptıklarımı sevdiklerini dile getiriyorlar. Ben kitaplarıma yazılan her yorumu, her mesajı ayrı ayrı okuyorum ve hepsini cevaplamaya çalışıyorum bunu yaparken de çok keyif alıyorum. Her okuyucumun benim için değeri çok büyük çünkü onlar olmadan benim hayallerim sadece bir kalabalıktı şimdi ise birer mutluluk, heyecan kaynağı.




Sevgili ASKNNUR, Yolun açık, hayallerin gerçek olsun…

Sevgiler Çilek Kız



22 Temmuz 2016 Cuma

Sözde Serisinin yazarı Nurcan ile söyleşi

Merhaba; Bu ayın ikinci konuğu Wattpad’in sevilen serilerinden Sözde serisinin (Sözde Nişanlı ve Sözde Evlinin) yazarı @dortgozkedikız…


Sevgili @dortgozkedikız söyleşiyi talebimi kabul ettiğin için çok teşekkür ederim…  ( Kabul etmeme gibi bir şansın yoktu Elticim  : )))   


Ben teşekkür ederim Elticim. Sen istersinde kabul etmez miyim?



1- @dortgozkedikız, kimdir önce seni tanıyalım… 


Tanıyalım Bakalım
J Adım Nurcan. Mersinliyim ve Mersin de yaşıyorum. İşletme mezunu, 25 yaşında ( yakında 26 J ) özel sektörün gariban işçilerindenim J
Bekârım :) En yakın arkadaşım Sevilay’ın dediği gibi; Ailemin ve arkadaşlarımın müzmin bekârıyım :)
Monoton bir hayat süren birisiyim. Evden işe işten eve J arada bir bu monotonluğu renklendirmek için sabah yürüyüşüne ve yüzmeye giderim.
Kitap okumak ise hayatta vazgeçemediğim bir tutkumdur. Hani bir soru vardır ya ıssız adaya düşseniz yanınıza alacağınız üç şey benim cevabım kitap, kitap, kitap olurdu o derece yani ;)

Adınla mı hitap etmemi istersin, yoksa @dortgozkedikız olarak mı devam edeyim?

Nurcan olarak devam edelim Elticiğim ;)


2- Nurcan’ın iyi bir okuyucu olduğunu biliyorum. Hangi kitapları okursun…


Ah güzel soru ama bu soruya şu kitapları okurum diye net bir şey demek doğru olmaz. Fantastik ve Romantik kitapları daha çok okusam da elime geçen her kitabı okumak gibi bir huyum vardır. ( Felsefe Hariç) nedense Felsefe ile yıldızım hiç barışmadı :)
Yani kitap okumak konusunda tam bir züppeyim :)


Ben de şiir ve felsefe okuyamam elticiğim


3- Başucu kitapların hangileridir? (Benim birkaç tane başucu kitabım olduğundan acaba herkes de benim gibi mi diye düşünüyorum?)


Aslında başucu kitabım yoktur ama beğenerek okuduğum ve etkisinden uzun süre çıkamadığım çok kitap vardır. Mesela “Ayşe Kulin; Sevdalinka” lisedeyken okuduğum bir kitaptı ve orada anlatılan Bosna Sırp savaşında insanların yaşadıkları beni çok etkilemişti.
Çoğu kişi gibi “Jojo Moyes; Senden Önce Ben” kitabından çok etkilendim. Kitabı gece iki de bitirmiştim ve sabaha kadar ağlamıştım. Söylemeden geçemeyeceğim arkadaşlar Drama bayılırım o yüzden beni ağlatan kitaplar her zaman favorimdir :) Yazarın diğer kitaplarından Ardında Bıraktığın Kadın ve Sevgiliden Son Mektubu da severek okudum.
Ve son tutkum Fantastiklerden Pierce Brown’un Kızıl Yükseliş serisi; kesinlikle harika bir kitap. Yazarın kurgu yeteneğine bayıldım. Ama aylardır serinin son kitabı Türkçeye çevrilmediği için çıldırmak üzereyim :) yani o kadar ki bir ara yayınevini arayıp taciz etmeyi, mail atmayı bile düşünmüşümdür :)

4-Kitaplarını okumaktan en keyif aldığın yazarlar kimlerdir?


Önceki soruda dediğim gibi canım çok fazla seçmem ama Ayşe Kulin’in yeri bende ayrıdır. Bana okumayı sevdiren yazar desem doğru olur sanırım. Onun haricinde Fatih Murat Arsal’ın kitaplarını beğenerek okudum.
Jennifer L. Aarmentrout (Yazarın hem fantastik hem romantik tüm kitaplarına bayılırım), Samanta Young, Jojo moyes, Becca Fitzpatrick…
Bu liste uzar gider canım dediğim gibi Yazar ve Kitap isimlerine çok fazla dikkat ettiğim söylenemez ;)


5- Wattpad de okuduğun ve önerebileceğin hikâyeler ve yazarlar var mı?


Yazmaya başladıktan sonra maalesef ki okumaya ara vermek zorunda kaldım. O yüzden bu ara çok fazla hikâye takip edemiyorum. Takip ettiklerimin arasında M1_GNC yazarının Tamahkâr serisi, Hickimse33 yazarının Gelincik, Asi_Gece yazarının Asi Kurt ve Şeytanın Meleği hikâyeleri var.
Yazmaya başlamadan önce ise Nehir erdem, Gerçek Masallar, ozgeerk, burcudemet yazarlarının hikâyelerini severek takip ettim.


6- Yazmaya ilk kaç yaşında ve nasıl başladın…  


Bu soru beni gülümseten bir soru oldu Elticim :) Çünkü henüz çok tazeyim.
Wattpad’e yazar olarak katıldığım tarih geçen yıl 6 Haziran’dı yanlış hatırlamıyorsam. O tarihten iki hafta önce de yazmaya başladım ve ilk hikâyem olan Kedi Kız’ın ilk bölümünü 6 Haziran da yayınlamıştım.
Yazmaya başlamam ise birden oldu. Bir gece hayal kurarak uyudum ve sabah kalktığımda ben bunları neden yazmıyorum diye düşündüm. Tatil günümdü yataktan kalktığım gibi diz üstü bilgisayarımı kucağıma alıp o an düşündüklerimi yazmaya başladım ve gerisi geldi :)



7- Wattpad’e yazarken istediğin okuyucu kitlesine ulaşamamaktan ya da insanların seni anlamamasından korktun mu?


Yazmaya başladığımda amacım belli bir kitleye ulaşmak olmadığı için korkmadım. Okurken çalışırken gezerken sürekli bu hayatın sadece bunlardan ibaret olmadığını düşünürdüm sürekli ve bir gün öldüğümde arkamda bir iz bırakmayı hayal ederdim. Ama bir türlü nasıl yapacağımı bilemiyordum, Wattpad de bari bir iz bırakayım diye düşündüm.
Yani amacım belli bir kitleye ulaşmak değil bir iz bırakabilmekti kimse okumasa dahi orada yazdığım bir şey Wattpad programı silinene kadar orada kalacaktı. Şimdi yazdıklarımın birçok kişi tarafından okunması bu yüzden beni daha çok mutlu ediyor. Çünkü bir iz bırakabildiğimi düşünüyorum :)
İnsanların beni anlamaması konusu ise en çok korktuğum konudur. Sadece Wattpad için değil genel itibariyle en büyük korkum. Çünkü kendimi ifade etmekte her zaman zorlanırım. Çok fazla yanlış kelimeler kullanırım ve ifade etmek istediğimden çok farklı sonuçlar çıkar bazen, bu yüzden hikâye yazarken en çok korktuğum konudur bu. Çünkü burada okuyan herkesin düşünce yapısı farklı ve siz hepsine hitap etmeye çalışıyorsunuz. Çok zor bir durum…


8-Kedi Kız tanışmamıza vesile olan hikâyen. Aksiyon, kardeş sevgisi, dostluk,  aşk ve tutku var… (Motor tutkusu ama. Sevgili okuyucular bu hikâyede +18 bir tutku yok) Bize hikâyenin çıkış noktasını anlatır mısın?


Parantez içi açıklamaya kahkaha attım desem :)
Bu hikâyenin çıkış noktası, Kedi Kız hayatımın, yaşadığım acının ve motor tutkumun birleşimiyle ortaya çıktı.
Hayal etmeye ne zaman başlar insan hiç bilmiyorum ama ben kendimi bildim bileli hep hayal ederim. Her gece gözlerimi kapattığımda diğer insanların hayatlarını hayal ederek uykuya dalarım. Kendim ile ilgili tek hayalim ise motorlardır.
Hayatımın belli bir bölümüyle Motor tutkumu birleştirdim ve araya fazlasıyla da hayaller serpiştirerek bu hikâyeyi yazdım ;)


9- Wattpad de okuduğum farklı hikâyelerden ve oldukça güzel bir kurgu… Kitap olmasını ister miydin?


Çok teşekkür ederim canım. Kitap olmasını elbette isterim. Çünkü Kedi Kız hem ilk göz ağrım olduğu için hem de kaybettiğim kardeşimle olan anılarımı ve onu kaybetmenin acısını anlattığı için benim için yeri çok ayrı olan bir hikâye. İlk hikâyem olduğu için anlatımda çok zorlanmıştım ve çoğu duyguyu da yansıtamamıştım o yüzden çok fazla bir kitleye ulaşamadığını düşünüyorum.



10-Motorlara bayılırım özgürce kullana bilmeyi çok isterim ama korkum ağır basıyor… Hikâyende motorların markası ve özellikleri geçiyor, bu araştırma sadece hikâye için mi yoksa sen de motor tutkunu musun?


Canım senin korkun ağır basıyor ama benim de imkânım yok. Yıllardır motor kullanmanın hayalini kurarım ama beni sürücü koltuğuna oturtacak birini ikna edemedim bir türlü.
Hız tutkumdan dolayı kimse buna yanaşmıyor sanırım :)
Yani, motorlarla ilgili model bilgim evet vardır ama onun haricinde çok fazla bilgim yoktur. Hikâyedeki çoğu bilgiyi araştırarak öğrendim.



11-Gelelim Sözde serisine… Nasıl yazmaya karar verdin?


Daha önce dediğim gibi sürekli diğer insanların hayatlarını hayal ederdim ve hayal ettiğim hayatlardan birisi de Eva ve Bora’nın hayatıydı.
Kedi Kız’ı yazmaya devam ederken bir gece onları da hayal ederek olayları kurguladım ve yazmaya başladım. Zamanla yazarken o gece hayal ettiğim çok fazla şeyi unuttum ve çok farklı eklemelerde yaptım.
Koray ve Su hikâyesi gibi :) Aslında aklımda onlarla ilgili ayrı bir hikâye yoktu. Evet, Sözde seri olacaktı ama çocukların hikâyesiyle devam edecekti. Koray’ın arsızlıklarını yazarken çok hoşuma gittiğini fark edince ortaya onlar çıktı.


Koray ve Yasemin’in hikâyesi diyecektin dilin sürçtü sanırım



12-Sözde Nişanlı… Eva’nın sevgi arsızlığı, Bora’nın kalpsiz görüntüsü altında iflah olmaz bir romantik olması… Ve diğer karakterler, nasıl ortaya çıktı… (Koray hariç o tek başına bir söyleşi konusu)


Eva’nın sevgi arsızlığı, Bora’nın kalpsiz görüntüsü altında iflah olmaz bir romantik olması… Buradaki Eva ve Bora isimlerini atın, bu cümle tamamen beni anlatıyor diyebilirim. Bunun için teşekkür ederim sana artık kendimi bu şekilde tanımlayabilirim :)
Yani Eva’nın sevgi arsızlığı; benim her zaman dillere destan bir aşka inanmamdan geliyor. Küçüklüğümden beri öyle bir aşk yaşayacağımı hayal ederim ve görüldüğü üzere evde kaldım :) anladım ki o aşklar sadece filmlerde ve kitaplarda yaşanıyormuş :)
Bora’nın kalpsiz görüntüsü altında iflah olmaz romantik olması; tamamen benim kişiliğimdir. Dışarı karşı kendimi soğuk ve güçlü göstermeyi severim. Kimsenin beni gerçekten tanımasına kolay kolay izin vermem. Yanında ağladığım kişi sayısı çok azdır. Çoğu kişi bana kalpsiz der ama beni gerçekten tanıyanlar aşırı derecede duygusal olduğumu bilirler ;) Yani Bora kişilik olarak benim erkek versiyonumdur. Bora’nın dışarı gösterdiği her şey görüldüğü gibi değil arkadaşlar ;)


13- Sözde Evli… Su beni ilgilendirmiyor ama onun hakkında bir şeyler yazmak istersen seni kırmam yayınlarım… Efe, Gülden Hanım…

:))) Taktın Su’ya yazık bazen acımıyorum kıza :) Tek suçu Koray’ın gönlünü çalmaktı oysa :) 
Koray benim bunu herkes kabul etti bir sen ve su kabul edemedi…

Su ile söyleyecek çok fazla şey yok zaten. Nasıl oluştuğunu bile bilmiyorum ama Su’nun güçlü durmaya çalışan yapısı da benden olduğu kesin ama onun haricinde alakam yoktur. Mesela hayatta onun gibi rahat küfür edemem :) Çünkü onun gibi küfür edersem annem ağzıma terliği vurur :) 

Su da aslında tanımadan beni anlatmışsın karakteri ve gün yüzü görmemiş küfürler…

Efe ve Gülden Hanım’a gelince, aslında hikâyelerimdeki çocuk karakterlerin hepsi yeğenlerimden yola çıkarak yazılmıştır. Üç tane yeğenim var ve üçü de bir ayrı dünya :)
Gülden Hanım ise kişilik bakımından tamamen annem. Gözümün önüne annemi getirerek yazdığım bir karakter. 

Elticim Gülden Hanım için annem ilham kaynağım demişsin ama ben Tamer Bey ve Gülden Hanıma ‘Sözde Olgun’ yazacağım haberin olsun…  Ben yazmasam bile yazan birini bulacağım. :)



14- KORAY’ım tek başına ayrı bir söyleşi konusu ama neyse tek soru sorayım aşkım ile ilgili… Benim hayatımda Koray gibi bir adam olmalı… Okumadan gelme kardeşim… (Koray için okurlarını nasıl püskürttüğümü biliyorsun) (Evet sevgili takipçim ben bir karaktere aşığım bu karakter “Sözde Evli” hikâyesinden KORAY ŞAHİN okuyun ve bana hak verin… Ama sakın Koray’ıma âşık olmayın) Sorumuza gelelim Koray’ı nasıl yarattın…


Hahahhaaa Elticim yaaaa Koray sana kurban olsun :)
Koray, benim kişilik olarak olmak istediğim bir karakterdir. Okuyanlar bilirler kişilik olarak Bora karakterinin tam zıttı. Yani Bora benim kişiliğim, Koray ise olmak istediğim kişi. Kısaca onun gibi sözünü esirgemeyen, yaşadıklarına rağmen sürekli gülen ve sevdiklerine hiçbir acısını yansıtmayan, rahatça hareket edebilen biri olmayı çok isterdim.




15- O Su’ya YASEMİN KOKULUM diyor ben bana demiş gibi mutlu oluyorum… Sanırım yazdığın erkek karakterler gerçek hayatta çoğu kadının istediği adamlar…


Biliyorsun ki o Yasemin kokusu zaten senin için ortaya çıkan bir durum :) Eğer hikâyeyi oluşturmadan önce tanışsaydık Su’nun adı Yasemin olabilirdi ;)
Evet, öyleler çünkü bende umutsuzca onlardan bulmaya çalışıyorum  :) görüldüğü üzere de bulamıyorum.


Sayın takipçi sakın gerçek hayatta kitap karakteri gibi bir sevgili bekleme. Onlar sadece hayal ürünü gerçekte yok…  Elticiğim bana wattpad şifreni ver tüm hikâyelerden Su adını silip YASEMİN yapayım… :)




16- Hayallerin arasında yazdıklarının sayfalarla buluşması, imza günün ve söyleşilerin olması var mı?

Aslında ilk başlarda böyle bir hayalim yoktu. İlk yazmaya başladığımda arkadaşıma hep “bir gün yüz bin okunmaya ulaşır mıyım?” diye sorardım. O da bana hep “ben inanıyorum ulaşacaksın” derdi ve oldu. Tabi zamanla okuyucular arttıkça umutlar ve beklentiler de arttı. Hepimizde aynı değil midir? Her zaman daha fazlasını isteriz çoğumuzun yapısında vardır bu.
Yani evet bir gün yazdıklarımın sayfalarla buluşmasını ve hepsinden öte okuyucularımı bilgisayar ekranından değil de kanlı canlı karşımda görmeyi çok isterim :)
Söyleşi kısmı şuan sayende gerçek oldu :) benim için bu soruların ayrı bir yeri olacak. İlkimsin Çilek Kız :) bu soruları ve cevapları yazdırıp ömür boyu saklayacağımı biliyorum.


Elticiğim sende benim canımsın… Bu arada değerli takipçim bu eltilik mevzu hikâye kahramanları paylaşmakla alakalı Koray benim, Bora İpekciğimin, Sarp yazarımızın, Efe Huriş’in, Toprak Sezen’in ve Tamer Bey Sultanımız Tubanın … Kızım Gizemi unutmayalım şimdilik Özkan ama her an değişebilir



17- Çöplük var bir de yazdığın ama onu okumaya henüz başlayamadım… Ondan da kısaca bahseder misin?


Evet, okumadığını biliyorum canım. Çok ayıp bak neden okumadın :)


Biliyorsun yoğunluğum ile alakalı elticiğim… Bende Sözde Olgun’u yazacağım onun hazırlıkları var  :)

Çöplük Nil ve Step’in içinde bulundukları suç örgütüne karşı açtıkları savaşı anlatıyor. Onların bulunduğu örgütün adı Çöplük daha doğrusu kendileri o şekilde bahsediyorlar. Nil ise bu örgütü yöneten kişinin kızı ve kendini örgütte bulduğunda yaşadığı hayatın yalan ve karanlıklarla örtülü olduğunu görüyor. Bazı sebeplerden dolayı da babasından nefret ettiği için kendine örgütü bitirmeyi amaç olarak görüyor.
Tabi zamanla işlerin düşündüğünden daha karışık olduğunu anladığında işin içinden çıkamaz bir duruma düşüyor. Bütün bu karmaşadan âşık olduğu adam Step ile birbirlerine tutunarak üstesinden gelmeye çalışıyorlar. Kısaca hikâyesi bu ayrıntılar için Çöplük ’e beklerim ;)


18- Blog takipçilerime ve okuyucularına son sözün nedir…


Öncelikle buraya kadar bıkmadan cevaplarımı okuduğunuz için çok teşekkür ederim :)
Okuyucularıma ise ayrıca teşekkür ediyorum. Başından beri beni takip eden oy ve yorumlarını esirgemeyen herkese çok teşekkür ederim size olan minnettarlığımı tarif edemem. 
Umarım bana destek olmaya devam edersiniz ve umarım sizi yanıltmam. Hepinize kucak dolusu sevgiler…



Sevgili Nurcan, Yolun açık olsun… Yazdıkların kâğıtla buluşsun bizlerde keyifle okuyalım… Sevgiler Çilek Kız


Ve sen bu söyleşiyi okuyan sevgili takipçim ön yargılarını bir kenara koy wattpad de @dortgozkedikız ın hikâyelerini oku