16 Ağustos 2017 Çarşamba

Kaşıbeyaz'ın yazarı Seda'cığım ile keyifli bir söyleşi...






Merhaba;
Bugün wattpadin fenomeni Kaşıbeyaz Akın’cığımın yazarı, kaynanacığım (Akın’dan dolayı)Seda ile keyifli bir söyleşi yapacağız hazır mısınız? Seda’cığım öncelikle söyleşi talebimi kabul ettiğin için çok teşekkür ederim...


1- Blog takipçilerim ve okurların için Seda Rasgele Özerbay kimdir?
İlk olarak, ben de bu güzel söyleşi teklifi için sana teşekkür ederim Yasemin’ciğim. Sevdiğim birinin sorularını yanıtlamak, ben de bir sohbet ortamındayız hissiyatı yarattı. Seda Özerbay kimdir? Sanırım en zor olan insanın kendini anlatması. Kısaca bahsetmem gerekirse; Memleketim İzmir Karşıyaka. Tahmin edeceğiniz üzere her kadın gibi yaşımı söylemekten hoşlanmadığım için, yetmişli yıllarda doğmuşum deyip geçiştireceğim Lisans eğitimimi tamamladıktan hemen sonra, Aşk’ın peşinden giderek İstanbul’a taşındım. Doğru karar vermiş olmalıyım ki şu an adı telefonumda “Love” olarak kayıtlı harika bir adamla evliyim ve iki dünya güzeli kızım var. Kalıplaşmış tabiriyle, iflah olmaz bir romantiğim.

2- Anne, eş ve yazar olarak bize bir gününü anlatır mısın?
Çok sosyal bir insan olmama rağmen aynı zamanda evcimenim. Evde vakit geçirmeyi gerçekten çok severim. Ciddi bir rahatsızlık geçirdiğim için zaten son on yıldır çalışmıyorum. Tabi iki küçük çocuğa annelik yapmak, çok genç yaştan beri iş hayatında olan biri olarak söyleyebilirim ki dünyanın en zor işi. Günlük rutinimin en keyifli zamanı, yazmaya vakit ayırdığım an.

3- Seda, iyi bir okuyucu mudur?
Gerçek anlamda iyi bir okuyucuyum. Okuma sevdasına kapılmam sanırım ortaokul yıllarına tekabül ediyor. Hakiki bir kitap kurdu olan dedem vefat ettikten sonra, onun en büyük mirası kütüphanesiyle bambaşka bir dünyanın içine düştüm. Çocuk denebilecek yaşımda, Abdülhak Hamit Tarhan’la, Tevfik Fikret’le, Nazım Hikmet’le, yani büyülü kalemleriyle, tanıştım. Tutku haline dönüşmesi ise, doksanlı yıllarda Cumhuriyet gazetesinin Perşembe günleri verdiği “Kitap” ekiyle oldu. Bütün hafta perşembeyi bekler, sonra her satırını birden fazla kere okuduğum dergide tavsiye edilen kitapları almaya çalışırdım. Öğrenci harçlığının çoğunu kitaplara yatıran bir genç kızdım. Uzun süre kitap okumadığı zaman, boşluğa düşen insanlardanım.

4-Seda’ya göre herkesin mutlaka okuması gereken 3 kitap hangileridir.
Vedat Türkali-Bir Gün Tek Başına
Turgut Özakman-Şu Çılgın Türkler
Gabriel Garcia Marquez-Yüzyıllık Yalnızlık

5- Ve Seda’nın okumaktan asla sıkılmam dediği 3 yazar var mı?
Vedat Türkali
Yaşar Kemal
Ayşe Kulin

6-Peki, Wattpad de kitap okumayı seviyor musun? Wattpad de okuyup bizlere önerebileceğin hikâye var mı?

Maalesef Wattpad’de okumaya fırsat bulamıyorum. Kütüphaneme eklediğim birkaç hikâye var ama yazmak ciddi zaman ayırmayı gerektirdiği için, vakit kalmıyor.

7- Gelelim Seda’nın yazma tutkusuna… İlk ne zaman yazmaya başladın?

1986 senesinde çocuk denecek yaşta, şiir yazmaya başladım. Çok uzun yıllar sadece şiir yazdım. Sanırım üniversite yıllarında şiirin herkes üzerinde, bendeki kadar yoğun etki bırakmadığını fark ettim. Birkaç kısa hikâye yazdım. İstanbul’a geldikten ve evlendikten sonra ilk roman denememi yaptım; fakat tam istediğim gibi olmadığından yarım bıraktım.

8- İlk yazdığın satırları hatırlıyor musun?
Elbette. Seksen altı yılının ajandası benim şiir defterimdi. Mahallenin en yakışıklı delikanlısına abayı yakıp, çocuk saflığıyla ona bir şiir yazmıştım. Gülmeyeceğinize söz verirseniz ilk kıtasını paylaşayım.
Sevdiğin sevmiyorsa
Kalbin çok kırıldıysa
Gözlerin yaşla dolsa da
Eğer seviyorsan yaşıyorsun demektir

Hâlâ aynı şeyi düşünüyorum; İnsan sevdiği sürece yaşayabilir.

9-Yazmak senin için bir tutku mu yoksa vakit geçirmek için mi?
Kesinlikle bir tutku! Sanırım yazmaya başlayan ve tadını alan herkes, bir süre sonra benim gibi düşünecektir. Okumayı seven bir insanı, nasıl kitaplardan koparamazsanız; yazmanın hazzına ulaştıktan sonra da vazgeçemiyorsunuz.

Ve gelelim yazdıklarına…
10- ‘Kalbine Sürgün ’ün’ doğuş hikâyesini anlatır mısın?
 Çok sevgili dostum Ayşegül Çiçekoğlu’nun ısrarıyla roman yazmaya başladım.  Nasıl bir konu yazacağımı bilemezken, kendim okumaktan en zevk aldığım romantik kurguları düşündüm. En sevdiklerimin, yanlış anlaşılmalardan kaynaklı aşk romanları olduğunu keşfettim. Ve uzun süren beyin jimnastiğinin sonunda Kalbine Sürgün doğdu.

11- Türkiye’de taşıyıcı annelikle ilgili yazmak seni korkuttu mu?
Elbette başta tedirgin oldum. Henüz kurguyu bilmeyen insanlardan önyargılı yorumlar da aldım. Belki de bıçak sırtı bir konuyla, roman yazmaya yeni başlamış bir insan için riskli bir tercih yaptım; fakat sağ olsunlar, o kadar güzel sözlerle beni destekleyip, hikâyeye sahip çıkanlar oldu ki ben doğru bildiğim yolda devam ettim. Elbette ilk kez bu kadar uzun bir metin yazdığım için, acemiliklerim oldu. Şu an baştan düzenleyerek, çok daha güzel bir şekilde okurlara sunmak için çalışıyorum.
12-Leyla’nın yerinde sen olsaydın ne yapardın?
Ben tabuları olmayan, hayatta her şeyin insanlar için olduğuna inanan, açık fikirli biriyim. Yine de Leyla’nın aldığı çok zor bir karardı. Ben yapabilir miydim, bilmiyorum. Sanırım yaşamadan da hiç kimse bilemez.

13-Adnan ve Meral’in aşkını yazarken sana ilham olan aşk kimindi?
İzmir’de otuz üç yıllık kapı komşumuzun aşkıydı. Birbirine değer veren, birbirini seven insanların aşkına şahit olarak yaşanan bir çocukluk ve ergenlik paha biçilemezdi.

14-Ve KAŞIBEYAZ… Bir kere yazdıklarını okuyunca iyi bir oyun bilgin olduğunu fark ettim. Yanılmıyorum değil mi? 
Yanılmıyorsun Yasemin’ciğim. Dedem zamanında İzmir’in ilk kumarhanelerinden birini işletmiş. Babam muazzam bir oyuncudur. Benim favorimse at yarışı. Sanırım insana kalıtsal olarak geçiyor.
Bende at yarışı severim zamanında çok kupon yapmışlığım var...  

15-Akın ve Hazal… Güçlü adam ile zayıf ama akıllı kadın. Bu karakterleri yazarken ilham aldığın birileri oldu mu?
Hazal karakteri için değil, fakat Akın karakteri için tanıdığım birkaç erkekten ilham aldım. Bazen bana” Bu kadar karizmatik ve kibar bir adam olur mu?” diye soruyorlar. Emin olun ki bu dünyada güzel seven adamlar var.

16- Kaşıbeyaz ne zaman final yapacak? Biraz ipucu versen bizlere…
Kaşıbeyaz’da sona yaklaşıyoruz diyebilirim. Biraz heyecan biraz ayrılık her zaman romantik bir kurgunun ayrılmazı olmuştur demekle yetineceğimJ

17 – Buradan herkese duyurmak istiyorum Seda’cığım AKIN kimin?
Ahaha! Herkes duysun ve bilsin ki Akın Yasemin’indir!

18 - Yeni kurgun Heves hayırlı olsun. Biraz anlatır mısın bize?
Çok teşekkür ederim. Tıpkı Kalbine Sürgün’deki Selim karakteri gibi kusurlu, zaafları, tutkuları olan ve bu yüzden bazen yanlışlar yapan bir kadın karakter yazmak istedim. Heves böyle doğdu. Elbette baş erkek karakterimiz de yabana atılır gibi değil. Köklü bir aile ve iki insanı birbirine bağlayan, geçmişten gelen ortak bir sır var. Ben değişik bir hikâye olacağına ve beğenileceğine eminim.

 19 – Yazdıklarınla ilgili en büyük hayalin nedir? 
Olabildiğince çok insana ulaşmak ve elbette yazdıklarımın beğenilmesi.

 20 – İlk hangi yazdığın kurgunun kitap olmasını istersin?
Kaşıbeyaz

21- Blog takipçilerime ve okuyucularına son sözün nedir…
Birbirini hiç tanımayan bir grup insan olsak da, bir noktada buluşuyoruz; Kitap sevgisi! Beni okudukları ve yazmaya devam etmemi istedikleri sürece o buluşmaya her zaman geleceğim. Öncelikle bu güzel söyleşi için seni, sonra da yazdıklarımı okunmaya değer bulan tüm kitap dostlarımı kocaman öpüyorum. Daima Aşk’la kalın!
 Sevgili Seda,
Yolun açık olsun…
Sevgiler,
Çilek Kız Yasemin,

Seninle Tek Kelime Oyununa Hazır mısın?
(Yazdığım Kelimenin Karşısına Senin için İfade Ettiği Anlamı Tek Kelime ile Yazar mısın?)

Selim  Asalet
Anne  Meral
Köşk  Leyla
Kukla  Piyon
Dost  Güven
Aşk  Kocam
Çilek  Yasemin
Akın  Karizma (Yanlış cevap doğrusu Yasemin olacak)
Kumarhane  Heyecan
Yasemin   Çilek (Yanış cevap doğrusu Akın olacak)
Kurt   Vahit
Emanet   Silah
Ceyda   Can



1 Ağustos 2017 Salı

Elif Yılmaz ile kısa bir mola...

Merhaba;
Bugün tatlış, şirine, ponçik yazarımız Elif Yılmaz ile söyleşimiz var. Buyurun bu keyifli söyleşiyi okumaya.

Elif’ciğim öncelikle söyleşi talebimi kabul ettiğin için çok teşekkür ederim demeyeceğim kabul etmeseydin neler gelirdi başına acaba...

Yaa esas ben teşekkür ederim. Yaptığın röportajları severek takip eden biri olarak şu an inanılmaz büyük bir keyifle cevaplıyorum sorularını.
Başıma gelecekler… Neyse ki asla öğrenmek zorunda kalmayacağız.

1- Elif Yılmaz kimdir blog takipçilerime kendinden bahseder misin? 
Elif Yılmaz henüz yirmili yaşların başlarında; İngiliz Edebiyatı mezunu, yazar, blogger… İnsanın kendini anlatması gerçekten çok zor aslında… Mesela şu an kendim hakkında herkesin bildiği şeyler dışında bir şey anlatamıyorum. Tüm bu söylediklerimi saymazsak 21 yaşındaki herhangi bir kız gibiyim ben de aslında.

2- Öğrenci, yazar ve bloger olarak bir gününü bize anlatır mısın?
Peki, o zaman hazır olun çünkü siz de okurken yorulabilirsiniz. Son bir buçuk yıldır blogger olmaya hiç zamanım yok öncelikle. Zaten okul kitapları dışında pek bir şey okuyamıyorum
 Güne yedide başlıyorum. 8.20’de servise binmiş olmam gerekiyor zira. 9.20’de dersim oluyor haftanın beş günü. Oluyor derken kendime mezun deyip hala daha bir kaç dersle cebelleştiğimi de belirtmiş oluyorum burada. Okulda ders aralarında vs hep elimde kalem kâğıdım oluyor. Hatta bazen bilgisayarımı da yanıma almam gerekiyor çünkü hep bir şeyler yetiştirmeye çalışıyorum. Yeni bir kitap, yeni bir bölüm… Eve varışım altıyı buluyor. Ben geceleri çalışabilen bir insanım bu yüzden bir nevi vampir hayatı yaşıyorum. İstisnai bir durum yoksa eve gider gitmez yatar uyurum ki gece kalkıp çalışabileyim. Sınavım varsa sabaha kadar sınav çalışırım ki zaten okulda yazacağımı yazmışımdır. Eğer yoksa ama en az iki saat yazmaya çalışıyorum. Sonra yatıp kalkıyor ve yine aynı döngüye giriyorum. Aralara da bir kaç nefes serpiştir, işte benim bir günüm!

3- Biliyorum Elif Yılmaz iyi bir okuyucu belli bir tarzı var mı ne bulsa okur mu?
Ne bulsam okumam ama belli bir tarzım da yok. Yani örnek vermek gerekirse polisiye, gizem, cinayet türlerini okuyamıyorum. Benim gibi sabırsız bir insan için çok fazla sırla dolular. Hep ilk on sayfa bitmeden sonunu okumuş buluyorum kendimi. Onun dışındaki türlerde de konuya bakarım. Okumayı reddettiğim belli başlı konular var. Tecavüz, ırkçılık, kadın ve çocuk istismarı gibi konuları okumam mesela. En azından elimden geldiğince okumamaya çalışıyorum. Yazarlar araya serpiştirmediği sürece.

4-Herkesin kütüphanesinde bulunmalı ve mutlaka okumalı dediği en az 3 kitap hangileridir?
Hmm… Baya zor bir soru bu aslında. Ben kendi vazgeçemediğim, hep açıp tekrar tekrar okuduğum üç başucu kitabımı söyleyeyim o zaman ama okuma zevkinize bağlı bu biraz. Belki de sizin başucu kitabınız olmaz bunlar; Özge Erkin’in Destan’ı.  Sylvain Reynard’ın Gabriel serisi. Tüm kalbimle âşık olduğum yazarın, Jane Austen’ın Gurur ve Önyargı’sı.

5- Okumaktan asla sıkılmam dediğin 3 yazar var mı?
Var tabii. Jane Austen ilk başta. Onun eleştirel bakış açısı ve ince dokundurmaları her zaman favorim olacak. Sonra yine Özge Erkin, o ne yazsa okurum… Net. Ve son olarak Selvi Atıcı. Tüm kitaplarını okudum ve hâlâ daha açıp açıp yine okuyorum. Aslında bu listeyi daha da uzatabilirim çünkü tam bir fanatiğim konu sevdiğim yazarlar olunca ama tutuyorum kendimi

6-Gelelim senin de yazdığın wattpade… Wattpad de okumayı seviyor musun?
Sevmem mi? Özellikle yeni kalemler keşfetmeyi seviyorum. Yeni hikâyeler ve beni kendine çeken karakterler de… Bir yazarın sıfırdan başlayıp kendini geliştirerek yükselmesini izlemek muhteşem bir şey ve Wattpad tam da bunu yapabileceğiniz bir yer

7-Wattpad de okuyup bizlere önerebileceğin hikâye veya yazar var mı?
Tabii ki önce senin hikâye Çünkü gerçekten çok iyi bir fikir ve takdiri hak ediyor. Sonra… Betül Güçlü’yü, Kübra Nur’u, Laviniapiaf’ı, Filiz Şakar’ı… Yine Özge Erkin’in Kutsal’ını okuyorum. Ve Çatlasın Düşmanlar adlı bir hikâyeyi. Muhtemelen duymuşsundur çünkü baya meşhur Wattpad’de. Eğlenceli, beni güldüren ve kendine bağlayan hikâyeleri seviyorum genelde. Romantik Komedi ve Mizah’a benim tarzım diyebiliriz sanırım. Arada da bir tutam, kalbimi usulca titretecek kadar dram.

8- Elif Yılmaz, ilk ne zaman yazmaya başladın?  
İlk kez gerçek anlamda yazmaya lisede başladım. Bir arkadaşım yönlendirmişti beni. Ben hep kafasında kurgular oluşturan biriydim ve o da neden yazmıyorum dedi bana. Sonra da Facebook’taki hikâye sayfalarından biride yazmama yardımcı oldu.

9- İlk yazdığın cümleler aklında mı?
Hayır. Muhtemelen hatırlamak istemeyeceğim kadar kötü olduğundan. İlk yazdığım şeylere dönüp bakınca çok gülüyorum kendimi. O zamanlar ki acemiliğimden kaynaklandığını biliyorum ama yine de tuhaf işte

10- 3 basılı kitabın ve basılmayı bekleyen kurguların var hepsinin içinde senin için en özeli hangisi?
Romantik Oyun. Çünkü o yazdığım ilk hikâyelerden. Kitapta baştan düzenlenmiş halini okuduğumuzdan belki o kadar da belli olmuyor ama gerçekten acemi olduğum zamanlarda başlamıştım ben onu yazmaya. Sonra da daha 17 yaşımdayken oturup düzenledim. Benim için bir uyanış gibi o hikâye. Bana kim olmak istediğimi gösteren bir rehber, hayallerime açılan bir kapı gibi.

11- Aşkın Kahramanı… Baran gibi seven adamları çoğaltmamız lazım… Baran’ı yazarken önünde bir örnek var mıydı?
Direk ilham aldığım biri. Gizli bir romantiktir ayrıca benim babam. Hani o karizmatik, romantik, esprili, zeki, kariyer sahibi ve bir de yanındaki kadına ismi yerine bir lakapla hitap eden herkesin aşinası olduğu kitap karakteri var ya, o benim babam. Kitaplardan fırlayıp gelmiş gibi bir adam varken hayatımdan başkasını örnek almak çok zor zaten.

12-Buradan soruyorum… Baran kimin? (Nihan hariç…)
Tabii ki senin, aşk olsun. (Evet, duymayan kaldı mı?)



13- Nihan’ın aşktan korkup kaçarken büyük bir aşka yakalanması yazarken neler hissettin.
Kitabın tamamında hissettiğim şeyi. Kitaptaki karakterler yer yer zorluklar da yaşasalar Nihan’ın Baran’a tutunması, Baran’ın onu koşulsuzca çok sevmesi ve birlikte aile olmayı öğrenmeleri bana hep huzur verdi. Zaten aile olmak böyle bir şey, size mutluluk ve huzur veren bir şey…

14- Baran ve Nihan’ın aşklarının başladığı o kafe neresi adres lütfen.
Ya aslında belirli bir mekân olduğunu düşünmek istemiyorum. İlk kitabı yazmaya başladığım zamanlarda Çukurambar’da gittiğim bir yer vardı, Mavi Tuna adı. O zamanlar orası demiştim ama aslında Çukurambar’da herhangi bir kafe olabilir.

15- Kahraman serisi kaç kitaptan oluşacak? Biraz serinin diğer karakterlerinden bahseder misin?
Dört kitap olacak. İkinci kitapta Beril ve Tolga’yı okurken, üçüncü kitapta Aylin’i okuyacağız. Dört sürpriz… Ama Feride ve Suat değil. Onu söyleyebilirim

16- Bir Boşanma Hikâyesinden bahseder misin? Mehmet ve Ayşe’yi okurken ben çok eğleniyorum…
Ben de ya… O aslında kötü çocuk hikâyelerine karşı bir tepki olarak başladı aslında. Gerçek hayatta kötü çocuk dediğimiz o tipler nasıl olurlar düşüncesinden. Ve kendime hep dedim ki Mehmet’ten nefret etmelisin ama öyle bir karaktere dönüştü ki bir anda sempati duymaya başladım ona. Kötü Çocuk tiplemesinden çıktı yani. Sadece biraz kör, biraz da salak Mehmet ve sevmesini bilmeyen biri de değil hani. Sadece gösteremiyor.
Ayşe de klasik liseli, âşık bir kız olarak çıkıyor karşımıza. O zamanlarda hepimizin düştüğü platonik aşk illetine kapılıyor. Sonrasında büyüyor bu aşk içinde. Mehmet de bunu destekliyor tabii… Ama kalbi kırıklarla doluyor zamanla. Psikolojik olarak bir anda bambaşka bir boyuta geçiyor karakter. Ayşe Çağlar değil de Mehmet’in Ayşe’si oluyor. Hikâye aslında onların boşanmasının hikâyesi değil, Ayşe’nin kendini yeniden bulmasının hikâyesi.

17 – Psikolojik gerilim ya da cinayet romanı yazmayı düşünür müsün?
Bir kez denedim ve zirvede bıraktım. Bence orada kalması en iyisi.

18- Kurgularını kâğıda dökerken dinlediğin müzik var mı?
Kurguya göre değişiyor. Karaktere göre de. Mesela Bir Boşanma Hikâyesi için eski şarkılar dinliyorum. 2000’li yılların başlarında çıkan şarkıları ama Aşkın Kahramanı için sürekli Burcu Güneş dinlerdim.

19- Sevgili Elif, blog takipçilerime ve okuyucularına son sözün nedir…
Hepsini kocaman kocaman öpüyorum öncellikle. Benimle ilgili bir şeyler merak eden insanlar olduğunu bilmek tuhaf. Ben de biraz tuhafım galiba… Bu tuhaflığa sonuna kadar katlandıkları için çok seviliyorlar ama. Çilek kızı takip etmeye devam!

Sevgili Elif,
Okuyucun bol, yolun açık olsun…
Sevgiler,
Çilek Kız Yasemin,

Seninle Tek Kelime Oyununa Hazır mısın?
(Yazdığım Kelimenin Karşısına Senin için İfade Ettiği Anlamı Tek Kelime ile Yazar mısın?)

Ankara - Ev

Aşk - Sadece kitaplarda...

Kahraman - Baran

Tolga - Mavi (SPOILER!)

Çilek - Ama bunu tek kelime anlatamam ki. Kelimeler yetmez

Anne - ANNEM

Baran - Hayallerimin erkeği… Tek kelime olmadı ama olsundu...

Romantik - Beyaz çikolatalı ıslak kek…

Savaş - Kendi kitabım değil de Esra Tok’un Savaş’ı gelmesi aklıma peki… GÜNAHKÂR BEEE!

Yazmak - Meditasyon desem güler misiniz? Neyse gülün…

Müzik - İlham

Blog - Gezginler; çünkü blog maceram Gezgin Kitap Kardeşliği sayesinde böyle 
eğlenceli bir tecrübeye dönüştü

Kurgu - Taslak

Eda - Ne kadar zor sormuşsun ya. Hangi birini yazsam? Canım kardeşim diyeyim o zaman kısa yoldan.

İngiliz dili ve edebiyatı - Kitaplar

Mazi – BEBEĞİM.

Bihter - Kelepçe geldi direk aklıma nedense.

Tarihi Aşk -  Kayran aşkım


           








18 Temmuz 2017 Salı

Yörünge'nin yazarını daha yakından tanımak ister misiniz?

Merhaba;
Bugün çok tatlı bir kadınla söyleşi yapacağız. Yörünge serisinin yazarı Fatma Atınç ile. Fatma ablacığım söyleşi teklifimi kabul ettiğin için çok teşekkür ederim.
Ben teşekkür ederim canım Çilek kızım.



1- Fatma Atınç kimdir? Blog takipçilerim ve okurların için kendinden bahseder misin?
Kendi halinde bir kadındır aslında. Tek belirgin özelliği iflah olmaz bir kitap aşığı olmasıdır. Birazcık çenesi düşük olabilir… Bu da sık sık çekildiği inzivayı abarttığı için biriktirdiklerini dışa vurma ihtiyacından kaynaklanabilir.
Bir de hayatı boyunca onu tanıyan tanımayan herkes nedense öğretmen olduğuna karar verir ki bu durum onu hala şaşırtmaktadır…



2- Anne, eş ve yazar olarak bize bir gününü anlatır mısın?
İşte aykırı taraflarımı burada ifşa etmek zorundayım. Geç yatar, geç kalkarım. Yani sabaha karşı yatağa girer öğlen gibi kalkarım. Eğer yeni bir kitaba başladıysam da onu bitirmeden uyumam söz konusu değil. Bu alışkanlığım başta yadırgansa da zamanla herkes tarafından çaresiz kabullenildi. Arkadaşlarla sabah kahvelerimizi bile öğlenden sonra içeriz. Yine de her şeye zaman ayırmaya çalışırım. Yemek yapmayı çok severim mesela her yemeği biraz kafama göre değiştiririm. Film ve yabancı dizi tutkunuyum aynı zamanda. Tabi müzik önde gelen aşklarım arasında her zaman yerini korur.
Eşimle emekliliğin tadını çıkarıyoruz, oğlumuz ise iki lisans bitirmesine rağmen, on beş yaşından beri yakalandığı müzik sevdasından vazgeçmedi ve halen İstanbul’da profesyonel müzisyen olarak çalışıyor. Bu size bir şeyler çağrıştırıyor olabilir ki doğrudur…



3- Fatma abla iyi bir okuyucu ama neler okur?
İlkokuldan itibaren klasiklerle başladım ve orta sona kadar önce onları hatmettim. Her şey okurum gerilimden tut bilim kurguya kadar. Yine de itiraf etmem gerekirse son yıllarda eskiden biraz geri planda tuttuğum romantik kitaplara ağırlık vermeye başladım. Galiba hayat beni fazla yordu ve romantizmin büyülü dünyasında kaybolmak tam da ihtiyacım olan huzura kavuşmamı sağladı.

Gri olan hayata inat pembe okuyoruz…(Bu benim sloganım)




4-Sence herkesin kütüphanesinde olması gereken 3 kitap hangileridir?
Ah işte bu soru çok zor… Mesela Afgan yazar Halid Hoseini’nin “Bin muhteşem güneş” adlı kitabı beni çok sarsmıştı. Fakir Baykurt’un Onuncu köyü de öyle. Ve Nazım Hikmet’in şiirleri olmazsa olmazım sanırım… Ama bunun dışında yüzlerce kitabı anmak isterdim… Hatta binlerce…



5- Hangi 3 yazar her ay bir kitap çıkarsa okumaktan asla sıkılmazsın?
Klasiklerden Emile Zola, gerilim Stephen King ,bilim kurgu İsaac Asimov ve romantik olarak Judith Mc Naught.
Eyvah, dört tane oldu… Neyse ki kendimi tutup onlarcasını saymadım…



6-Peki, Wattpad de kitap okumayı seviyor musun? Wattpad de okuyup bizlere önerebileceğin hikâye var mı?
Wattpad okuyorum tabi ama yazmaya başlamadan önce daha fazla zaman ayırıyordum. Son zamanlarda esraeyul tarafından yazılmış “Ayakta kal” adlı hikâye farklı tarzıyla dikkatimi çekti. Ayşe Yeşim’in yazdığı “Tünel” de insanı düşündürmeyi başaran konusuyla güzel bir kitap. Ve favori yazarım Asuman Börklüce’nin bütün hikâyelerini zevkle önerebilirim.



7- Fatma ablacığım neden yazmak? Nasıl fark ettin kendindeki bu cevheri?
Genellikle kendini kolaylıkla ifade eden bir insanım ama yazmayı hiç düşünmemiştim.(Yani bir cevherim olduğundan bihaberdim) Wattpad’te bir yığın çok okunan saçmalığa rastladıktan sonra benim gibi kitap delisi olan arkadaşım “Sen daha iyisini yazarsın” dedi ve ben ona inandım. Böylece sakin yaşantımda oldukça canlandırıcı bir maceraya atılmış oldum…



8-İlk ne zaman yazmaya başladın?   
Geçtiğimiz yıl mayıs ayında Yörünge’nin ilk bölümünü yayımladım.



9-Yazmak senin için bir tutku mu yoksa vakit geçirmek için mi?
Vakit geçirmek için başlayıp tutkuya dönüşen bir yolculuk diyelim.



Gelelim Yörünge serisine
10- Yörünge serisinin doğuş hikâyesini anlatır mısın?
 Öncelikle gençlere yönelik yazmak istedim. Gerçek hayattan kesitler içeren ve herkesin kendinden bir şeyler bulabileceği sade ve insancıl hikâyeler. Oğlumla diyalogum her zaman yakın ve arkadaşçaydı bu yüzden Yörünge’yi oluştururken onu ve grup arkadaşlarını başlıca karakterlerim olarak örnek aldım ama Kerim, Can, Cemil ve Altay’ın hayat hikâyeleri tamamen kurgu tabi.



11- Neden bir rock grubu yazıyorsun?
Babam müzisyendi, kardeşim ve oğlum da müzisyenler. Bu yüzden müzik ve sahne hayatına biraz aşinayım ve tabi bildiğim bir şeyi yazmak kolay geldi… Müziğin türüne gelince… ROCK… Fazla söze gerek yok…


12-Ela’ya karşı Ela bitti ama ana karakterler Kerim ve Ela serinin tüm kitaplarında olacaklar mı? 3. Veya 4. Kitapta onların çocuklarını okur muyuz?
Kesinlikle… Ela’nın evlenmeme inadı Kerim’in ikna kabiliyeti karşısında nereye kadar dayanabilir ki…



13-Karanlıktan çık… Ne desem ne sorsam beni o kadar yaralayan bir hikâyeydi ki… Öncelikle Mine’nin ablasının intiharı çok gerçekti günümüzde yaşanan olaylar mı yazdırdı?
Sanırım son yıllarda artış gösteren bu iğrenç taciz olayları hepimizi isyan ettiriyor. Nerdeyse her gün okuyoruz ve bir yandan kahrolurken diğer yandan deliriyoruz… Bunun ne kadar ağır ve ölümcül bir suç olduğu ve kanun nezdinde asla taviz verilmemesi konusunda tepkimi göstermek istedim.



14- Pedofili hastası zengin adamımız Talip Biçici o karakteri yazarken zorlanmadın mı? (Ben okurken cinnet geçirdim)
Ben de yazarken geçirdim Yasemin inan bana. Bu yüzden onun tarafından en büyük kötülüğe maruz kalan karısı Jale’yi bu kadar zeki ve onu yerle bir edecek kadar güçlü kıldım. Asla şiddet taraftarı değilim ama böylelerine hiçbir ceza gözüme yeterli görünmüyor.



15-Ve Cemil’in yetimhanede yaşadıkları açıkçası okuyamadım o iki bölümü kabul edemedim abla sen nasıl yazdın?  
Böyle ağır bölümler beni inanılmaz zorluyor. Boğazıma bir yumru tıkanıyor ve üzerimdeki boğucu ağırlık yazmayı bitirene kadar beni mahvediyor, çünkü yazdığım her şey bir bir gözümde canlanıyor.



16- Karanlıktan çık ne zaman final yapacak?
Az kaldı. Tam olarak sayı veremem ama en çok beş altı bölüm sonra bitiyor. Ufacık bir spoi vereyim sana Cemil’in annesini tanımadan olmaz değil mi?

İşte bu harika haber kayınvalidem çıkıyor ortaya demek… (Cemil benim)


17 – Ve serinin üçüncü kitabı can ne zaman başlayacak…
Ha işte en büyük spoyleri de sen verdin… Tam herkes Can mı Altay mı diye fikir yürütürken…
Can’ın tanıtımını Cemil’in finalinde yayımlayacağım ama başlamam iki-üç haftayı bulur. “Karanlıktan çık’a hiç ara vermeden başlamış ve çok zorlanmıştım.



18 - Yeni bir şey denedin ve ben bir okur olarak çok beğendim. Masalların devamı gelecek mi?
Teşekkür ederim canım. Devam etmeyi çok istiyorum zaten masalları da seri olarak düşünüyorum. Hatta her masalı farklı bir türde yazmak istiyorum polisiye, bilim kurgu, fantastik v.s. İnşallah zaman ayırabilirim…

Umarım bir prenseslerden birinin adı Yasemin olur ablacığım…


 19 – Yazdıklarınla ilgili en büyük hayalin nedir? 
Daha fazla okura ulaşmak isterdim ve tabi hikâyelerimi okuyan her bir okurun “Zamanımı boşa harcamadım” demesi beni çok mutlu eder.


 20 –  Blog takipçilerime ve okuyucularına son sözün nedir?
 Kitap sevdamız hiç eksilmesin. Sevgiler…



Sevgili Fatma Ablacığım,
Yolun açık olsun…
Sevgiler,
Çilek Kız Yasemin,




Seninle Tek Kelime Oyununa Hazır mısın?
(Yazdığım Kelimenin Karşısına Senin için İfade Ettiği Anlamı Tek Kelime ile Yazar mısın?)

Rock - yaşam biçimi
Yörünge - yaşadıklarına inanıyorum
Yetimhane - hepimizin sorumluluğu
Zeytinli - yılın festivali
Ela - ilk göz ağrım
Baba - olmayı bilmeli…
Öksüz - hayatı tek başına göğüslemek…
Can - sırada…
Çilek - sıcacık enerji ve sevgi dolu bir tatlış…
Külkedisi - inşallah devamı gelir…
Cemil - galiba hepimizin biraz âşık olduğu…




           








9 Temmuz 2017 Pazar

Milyoner serisinin ilk iki kitabı...








Kitap Adı        : Milyoner Serisi
Yazarı             : Jesica Clare

Yayınevi         : Novella Yayınları 
Türü                : Erotic Romance
Puan               : Milyoner                          4/5
                         Güzel ve Milyoner          5/5

Milyoner;
Milyonerler Kulubü başkanı, zengin milyoner Logan Hawkings ile Felsefeci garson Bronte Dawson’un hikâyesi.

Kansas City’deki yerel bir radyo kanalından Bahamalar ’da ki Seaturtle Cay’da tatil kazanan Bronte gidecek kimseyi bulamayınca iş arkadaşı Sharon ile bu tatile gider. Sharon her şeyden şikâyetçidir ve memnuniyetsizliği ile Bronte’nin moralini bozar. Sadece Sharon değil yağışlı havada Bronte’nin moralini bozar. Tatil köyünün megafonlarından yapılan kasırga uyarısı ile adayı boşaltmaları gerekmektedir.

Logan Hawkings, Bronte’nin kaldığı tatil köyünün yeni sahibidir. Tesisi teftiş ve kısa bir tatil için oradayken kasırga uyarısını duyar.

Bronte ve Logan kasırgadan etkilenen iki kişidir. Adada hatta küçük bir asansörde mahsur kalırlar. Mahsur kaldıkları süre boyunca Logan’ı otel müdürü sanarak onunla tutkulu bir aşk yaşayan Bronte gerçekleri öğrendiğinde Logan’dan kaçar. Peki, Logan aşkın peşinden gidecek mi? Eski nişanlısından aldığı yara sonucu kadınlara (Bronte) güvenebilecek mi?

Güzel ve Milyoner;
Logan Hawkings’in en yakın arkadaşı ve Milyonerler kulübünün bir üyesi olan Emlak Milyoneri Hunter Buchanan ile Bronte Dawson’un Logan’dan kaçarken bir süre ev arkadaşlığı yaptığı Hayalet yazar Gretchen Petty’in hikâyesi…

10 yaşındayken geçirdiği bir kaza sonrası yüzünün sol tarafında ve vücudunun bazı kısımlarında derin izler bulunan Hunter tesadüfen gördüğü Gretchen’i yakından tanımak ister. Yaptığı araştırmalar sonucunda uygulamaya koyduğu plan sayesinde Gretchen bir ay boyunca Buchanan malikânesinde misafir olacaktır.

Hunter'ın amacı bu süre boyunca diğer kadınların korkup kaçtığı gibi kendisinden kaçmaması için Gretchen’e kendini yavaş yavaş göstermektir. Ama unuttuğu şey bu kızıl melek fazla meraklıdır, gizlice malikâneyi gezerken duştan çıkmış Hunter’ı görür… Gördükleri onu korkutmaz aksine içindeki arzuyu ortaya çıkarır.

Hunter ile önce arkadaş sonra sevgili olarak tüm yaralarının sebebini öğrenir. Ona karşı beslediği acıma duygusu değil aşk’ tır…

Peki bu aşkta neler mi oldu okuyun azizim...

Serinin üçüncü kitabı “Yanlış milyoner’i” okumak için heyecanla bekliyoruz…  


Gri olan hayata inat pembe okuyoruz… 
Keyifle okuyun…
Sevgiler, 
Çilek Kız

8 Temmuz 2017 Cumartesi

İki Entrika Bir Düğün








Kitap Adı        : İki Entrika Bir Düğün – İsmail
Yazarı             : Nehir Erdem
Yayınevi         :Müptela Yayınları
Türü                : Roman
Puan                : 5/5 *  

Wattpad çok güzel hikâyelerle ve kalemlerle tanıştım bunlardan biride Nehir Erdem. Nehir Erdem’i wattpad’de okumadım ama hâlâ orada devam eden hikâyelerinin olduğunu biliyorum.

Kendisi hem senarist hem de yazar. Kadınların çok iyi mizah yazabildiğinin örneklerinden…

Gelelim İki entrika bir düğün İsmail’e; Bir mahalle hikâyesi herkesin bir birini tanıdığı komşuluk ilişkilerinin zirvede olduğu bir hikâye. Minübüs şoförü İsmail ile Komşu kızı İnci’nin yanlış anlaşılmalar sonucu nişanlanmaları ve üstüne bir birlerine nasıl olduğunu bilmeden âşık olmaları… Bol kahkaha ile okuyacağınız bir hikâye..

İsmail’in bir annesi var Ayten Sultan Rabbim öyle bir kaynana versin tabi yanında da İsmail gibi bir eş…

Kitapta beni rahatsız eden tek nokta evet mahalle ağzı ile yazılmış yazar en başında belirtmiş sorun yok.  Ama onun dışında da düzeltilmesi gereken kelime hataları vardı…



Gri olan hayata inat pembe okuyoruz… 
Keyifle okuyun…
Sevgiler, 
Çilek Kız

Zümrüt Şelaleleri kitap yorumu






Kitap Adı        : Zümrüt Şelaleleri
Yazarı             : Kimberley Freeman
Yayınevi         : Arkadya Yayınları
Türü                : Roman
Puan                : 5/5 *  

Öncelikle ben sıkı bir Kimberley Freeman okuruyum. Kendisini ilk keşfettiğim andan beri bütün kitaplarını büyük bir merak ve keyifle okuyorum. Yazar kurgularında geçmiş ve günümüzü çok güzel birleştiriyor. Kalemi akıcı sizi sıkmadan akıp gidiyor yazdıkları. Okuduktan sonra damağınızda hoş bir tat bırakıyor. Yazarın kalemi ile tanışmak isterseniz kitaplarının sıralaması aşağıdadır. Kitapları seri değil. Her kitap yeni karakterler ve yeni hikâye.  Yazarın son kitabı ‘Esir şarkılar vadisi’ aldım kitaplığımda yeni kitabın çıkışına yakın okuyacağım. 

1-Kır çiçeği tepesi
2-Deniz feneri koyu
3-Kor Adası
4-Zümrüt şelaleleri
5-Esir şarkılar vadisi


Geçmiş;
Violet hasta annesine para gönderebilmek için çalışmalıdır. Garson olarak çalıştığı otelden işini savsaklaması sebebi ile kovulur. Annesine bu durumu açıklayamayacağını bildiğinden ne yapacağını düşünür. Kısa bir süre flört ettiği Clive’den kendisine çalıştığı Sidney’in ardındaki Blue Mountains’de ki Zümrüt kaplıca otellerinde iş ayarlamasını ister ve bir süre sonra otelde işe başlar. Otel kuralları mutfaktan yemek çalmayacak ve misafirler ile flört etmeyecektir. Ama yasaklar tatlıdır Violet otelin zengin ve afyon bağımlısı müşterisi Sam H B ile yasak bir aşk yaşar…  Bu yasak aşkın sonunda neler olacak… Lauren’in komşusu Tait bu aşkın neresinde?


Günümüz;
Lauren abisinin hastalanıp yatağa düşmeden önce yaşayıp mutlu olduğu Sidney’in ardındaki Blue Mountains’te bir cafede garsonluk yaparak yaşamaktadır. Bu abisinin ona vasiyetidir. Tazmanya’da ki baskıcı annesinden ve ipleri annesinin elinde bulunan babasının tüm itirazlarına rağmen. Blue Mountains’te aşkı ve özgürlüğü bulmuştur. 
Bölgedeki Zümrüt Kaplıca Oteli’nin yenileme çalışmalarında görevli Danimarkalı mimar Tomas ile flört ediyordur ‘30 yaşında ve ilk flörtü Tomas’tır.’
Tomas bir gün elinde bir deste aşk mektubu ile gelir. Mektuplar âşk, tutku ve şehvet dolu kelimelerle doludur. Sam ve Violet’in bu mektuplarıdan daha fazlasının olup olmadığını merak eder ve Tomas’ın ona verdiği anahtar ile gizlice inşaat alanına girer. Mektup bulamaz ama Violetin karakalem bir portresi ve otel kayıtlarına ulaşır.
Lauren,  Blue Mountains’te Violet ve Sam’in aşkını değil. Abisinin aşkını ve cinsel tercihini öğrenir. Abisine bu aşkı yüzünden annesinin neler yaptığını öğrenen Lauren anne ve babası ile büyük bir kavga eder. Artık özgürdür ve aşkının peşinde gidecektir.


Gri olan hayata inat pembe okuyoruz…
Keyifle okuyun…
Sevgiler,
Çilek Kız

Patron kitap yorumu





Kitap Adı        : PATRON  
Yazarı             : V I Keeland
Yayınevi         : Yabancı Yayınları
Türü                : Roman
Puan                : 4/5 *  


Reese’nin hayatında bir şeyler kötü gidiyordur. Martin ile çıktığı randevu veya çok sevdiği işinden ayrılmak zorunda oluşu gibi. İstediği ana kuzusu bir sevgili değildir. Martin’i kırmadan ilk randevudan uzaklaşmak için en yakın arkadaşı Jules’ı arayarak ondan yardım istemeyi planlar. Aramayı kadınlar tuvaletine giden karanlık koridorda yapar. Her aramasında ‘Sinyal sesinden sonra mesajınızı bırakın’ diyen robota en sonunda dayanamayarak mesajı bırakır. “Herif sıkıcı olmanın yanında gerzek değilse anlayacaktır,” sözleri ile şok olur. Karanlıkta gördüğü kadarı ile bu sözleri söyleyen oldukça hoş bir adamdır.


Gecenin ilerleyen saatlerinde bu hoş adam yanındaki kadın ile Reese’nin masasına gelir ve geceyi eğlenceli bir hale getirir. Bu gece onların karşılaştığı son gece olmayacak…


Chase’in hikâyelerine kıkır kıkır gülmek ve ah böyle adamlar var mı diye iç geçirerek birkaç saatte okunacak keyifli bir kitap.

Gri olan hayata inat pembe okuyoruz…
Keyifle okuyun…
Sevgiler,
Çilek Kız