23 Kasım 2016 Çarşamba

Dilek Taygun'u yakından tanıyalım mı?






Merhaba;
Kasım ayının ikinci konuğu Kır papatyası, Gelinim, Kalbime Fısılda ve Sevdanın Külleri'nin (Güzelim) yazarı Sevgili Dilek Taygun…

Sevgili Dilek, öncelikle söyleşi teklifimi kabul ettiğin için çok teşekkür ederim. Sorularıma hazır mısın?
Söyleşi teklifin için ben teşekkür ederim. Fazlasıyla heyecanlı ve hazırım.

1- Dilek Taygun kimdir? Bize kendini anlatır mısın?
18 Mayıs 1993 yılı doğumlu içinde yazma ve okuma hevesi bulunduran hayalperest bir yazarım. Aynı zamanda bir devlet kurumunda 1,5 yılını dolduracak bir hemşireyim. Doğma büyüme Tokatlıyım. 1 yıllık İstanbul geçmişim var. Pek sevemesem de İstanbul'u


2- Kitap okur musun? Eğer okuyorsan belli bir tarzın var mı, yoksa ne bulsan okur musun?
Çok fazla kitap okurum. Belli bir tarzım yok açıkçası. Tabii ne bulursam onu da okumuyorum o ayrı konu. Beğendiğim takip ettiğim yazarlar var.


3-Kitaplarını okumaktan keyif aldığın yazarlar kimlerdir?
Julie Garwood, Jill Shalvis, Danielle Steel, Judith Mcnaught… İlk aklıma gelenler bunlar
Takip ettiğim Türk yazalar arasında da; Burcu Büyükyıldız, Esra Tok, Jennifer Royce, Fatih Murat Arsal…
Aklıma gelenler bunlar



4-En sevdiğin kitap hangisidir ve neden?
Julie Garwood – Sende Yanarsın… Aslında öyle çok özel bir nedeni yok. Lise dönemin de ilk okuduğum romantik romanslardandı ve ben bir gece de bitirdim. Karakterler, olay örgüsü hala beni etkiler.



5- Peki, wattpad de okuduğun kitap, takip ettiğin yazar var mı?
Wattpadde kitap okumuyorum. Ne yazık ki bende okuduğum şeyi tekrar okuyamama gibi bir dürtü var… Bu sebepten elimden geldiğince takip ettiğim dostlarımın hikâyelerimin kitap olmasını bekleyip, kitap olmuş hallerini almayı tercih ediyorum

6- Yazmak senin için ne anlam ifade ediyor?
Nefes alıyorum. Yazmak benim için nefes almakla eş değer. Kendimi iyi hissediyordum. Bir karaktere, bir kurguya şekil vermek güçlü olduğumu hissettiriyor bana.

7-Yazarlık mı, Hemşirelik mi desem?
Çok zor bir soru… Hemşirelik çok kutsal bir meslek, elleriniz de can bulan da, can verende var… İnsanlara yardımcı oluyorsunuz, ağrılarını dindirmeye çalışıyorsunuz… Bazen bir hasta için tüm gece hiç oturmadan onun başında bekleyebiliyorsunuz. Bunlardan şikâyetçi değilim, aksine evime gidip gözlerimi kapattığımda kendimle gurur duyduğum anları inkâr edecek de değilim.  Fakat psikolojik olarak zorlayan bir meslek. Şahsen hemşire olarak kalmayı düşünmüyorum…
Yazarlık ise benim kendimi bulduğum yer. İmza günleri, kitap yazmak benim en mutlu olduğum anlar.
Kısacası bana böyle bir seçme şansı sunulsa gözüm kapalı yazarlık derim… Kim bilir belki bir gün böyle bir ikilem arasında kalırım


8-Biz Dilek’le Kalbime Fısılda zamanı tanıştık. Son okumasını yapmıştım ve kitap bittiğinde nasıl yani bu kadar mı demiştim. Kendi adıma Ömer Atay’ın aşkına âşık olmuştum. Sence gerçek hayatta böyle seven adamlar var mı? (Sizlerin Doğan’ı oku dediğinizi duyar gibiyim yakında okuyacağım)
Bilmiyorum ama olduklarına inanmak istiyorum açıkçası. Çünkü hepimizin gerçekten seven adamlara ihtiyacı olduğunu biliyorum. Ve bence de Doğan’ı okumalısın artık.

9- Buket, kitaplarda aranılan güçlü kadın. Başlarda ezildi ama sonra özgüvenini kazanıp dimdik ayakta durdu. Buket’i yazarken rol modelin var mıydı?
Ben yazmaya başladığım da karakterlerim için bir rol model biçmiyorum hiçbir zaman. Zaten yazarken kendi karakterlerini kendileri ortaya çıkarıyor. Buket’i inatçı, kinci bulanlar oldu. Ben ise Buket’i gururlu bir kadın olarak görüyorum. Her kadının olması gerektiği gibi…


10-Kitaplarda yazdığın adamlar ile çıtamızı yükselttin. Onlar gibi düşünürken zorlanmıyor musun?
Zorlandığımı itiraf edeceğim. O karaktere bürünmek ki bir de erkek kafasıyla bunu düşünmek bazen çok zor oluyor. Ömer Atay’ı yazarken çok zorlanmıştım. Güçlü, hırslı ve yaralı bir adam… Zorlamıştı beni Doğan da daha rahattım. Daha naif bir karakter olduğundan belki... Son çıkan kitabım Sevdanın Küllerinde ki Ahmet’i yazarken de onun psikolojisine girmeye çalışmak beni biraz zorladı. Ölen bir eş, küçük bir çocuk, aldatılmışlık hissi…  Umarım başarılı oluyor, sizlere karakterleri istediğim gibi yansıtabiliyorumdur.

11-Ahmet, ah ömrü boyunca tek kadına âşık olan adam. Yok, öyle erkekler ama olmasını isteriz. Ahmet için rol modelin var mı?
Az önce ki soruda dediğim gibi rol modelim yok. Kurgu yazılırken Ahmet kendi karakterini kendi çizdi… Bana ise sadece yazmak düştü.
Burada amaç varsa bir rol model adres alınıp gidip kendime alacağım…

12-Deniz acıların kadını… Deniz’i yazarken zorlandın mı?
Bayan karakterleri yazarken çok fazla zorlanmıyorum. Daha rahat oluyorum açıkçası. Ama bir sahne vardı ki bebeğiyle ilgili… İşte o sahnede o hisse bürünmek için çok çabaladım.

13- Deniz, platonik âşık olduğu adam tarafından tecavüze uğradı. Yazarken o duyguyu nasıl yansıttın.
Deniz yaşadığı travma sonrası kendisine acımaya başladı. Bizim sıkıntımız şu her karakterden aynı tepkiyi göstermesi bekleniyor. Ben daha güçlüyken sen daha zayıf olabilirsin. Deniz de zayıftı. Nedeni böyle bir şeyi annesinin kaldıramayacak olması, kendini yalnız hissetmesi. İçinde öfke ve intikam duyguları bir yandan da ne yapacağını bilememenin korkusu… Çok zor bir durum… O hisse bürünmek bile insanın ne yapacağını şaşırmasına yetiyor. Fakat Deniz dirayetli durdu.

14-Gelelim şu an yazdığın Okan ve Yasemin’in hikâyesine nasıl gidiyor. Bize ipucu verir misin?

Bu arada sevgili okur bu kitaptaki Yasemin benim …

Önceden bilgiyi de verip Okan’dan uzak durun diyorsun yani.  Ben dalga geçilmiş, gururu kırılmış bir kadınla, pervasız bir adamı yazıyorum ve bu umduğumdan daha zorluyor beni… Yasemin’in çektiği acılar, Okan yüzünden kendinden nefret ettiği anlar… Bu anlarda biraz zorlanıyorum açıkçası. Okan’a ise öfkelendiğim doğrudur. Nasip kısmet olursa inşallah 2017 İstanbul Tüyapa Okan ve Yasemin’i yani Sevda Yanığını ellerimiz de görürüz umarım. Küçük bir alıntı da bırakalım şuraya…


Ufukta bir çizgi görünüyor. Çok uzakta değil gibi… Sanki dokunsan tutabilecekmişsin gibi… Sonra bir anda silinip yok oluyor… Tıpkı bir toz bulutu gibi… Bir iz, bir dokunuş, bir yaşanmışlık hissi arıyor insan… Sonu yine hüsran, yine acı… Bile bile kanıyor insan!



15-Yazdığın karakterlerden yazarken hangisine âşık oldun ya da oldun mu?
Birçoğuna… Beni en çok etkileyenler Ömer, Doğan ve Ahmet idi. Ömer’in sahiplenir tavrı, Doğan’ın ince düşünceleri, Ahmet’in ise sadakati… Kısacası üçünün karışımı bir karakter yazdığımda ona âşık olacağım J

16-Peki, yazdıklarının kitap olması, imza günün olması gibi hayallerin var mıydı? 
Lise zamanında bir defterim vardı. Yazıp yazıp sayfaları yırtardım. Kendi kendime hayaller kurar sonra da kendime kızardım boş hayaller kuruyorum diye. Her zaman çok fazla hayal kuran bir insan oldum. Hala da öyleyim. Hayallerim de hep vardı ama hiç inanmadım… İlk kitabım çıktığında, kitabı aldığım an mutluluktan ağlamıştım. O his o kadar güzel ki… Gerçekten bunu isteyen herkese nasip olur umarım…
İmza günleri için ise söyleyecek hiçbir şeyim yok. Son paylaştığım fotoğraflara bakıldığında eşsiz mutluluğum görülüyor zaten. Hayatımda gülmediğim kadar imza günlerimde gülüyor, mutlu oluyorum. Bu da tabi tatlı okuyucularımız sayesinde. İyi ki varlar!

17-Blog takipçilerime ve okuyucularına son sözün nedir…
Benim her zaman okurlarıma söylediğim bir söz vardır yine onu söyleyerek bitirmek istiyorum; ‘’Ben okurlarımı bir çiçeğe benzetiyorum. Nasıl bir çiçeğe bakmazsak solup gider bir süre sonra, okurlarda öyledir. Ben sizlerle ilgilenmezsem bir süre sonra sizi kaybederim. Aksine ben kaybetmek değil kazanmak istiyorum…’’

Her zaman yanımda oldukları ve beni destekledikleri için çok teşekkür ederim. Daha birlikte nice başarılar elde edeceğiz. Sevgiyle kalın. 


Sen şimdi bitti sandın ama biten sadece benim sorularım şimdi sana dört okurundan sorular hazır mısın?
Ya işte bunu beklemiyordum… Yüzümde şapşal bir gülümseme ile bu soruları büyük bir memnuniyetle cevaplayacağım…

Sevgili Esra Tok’un soruları,
1-Ahmet ve Ömer... İkisi de benim favorilerim. Peki Dilek Hanımcığım, böylesine zor ve hayran bırakan adamları yazmak seni hiç zorladı mı?
Benimde favorilerim onlar. Ben onları yazmadım onlar kendilerini yazdırdı… Evet, zorlandığım çok nokta oldu ama bir şekilde elimden geldiğince karakteri toparlamaya çalıştım.

2-Bazı yazarlar sessizlikte, bazıları müzik dinleyerek yazıyormuş. Senin bu şekilde yazarken ilham aldığın bir şey var mı? 
Ben müziksiz yazamam… O an o sahneye uygun bir müzikle yazmalıyım, yoksa duygularla ilgili sıkıntı yaşıyorum…

3-Şu ana dek yazmaktan en çok keyif aldığın kitabın hangisi oldu? (Bakalım benim en sevdiğim kitabını mı söyleyeceksin )
Senin en sevdiğin kitabı tahmin edebiliyorum.  Sanırım aynı şeyi düşünüyoruz kuzum… Sevdanın Külleriydi en keyif alarak yazdığım kitap.

4-İlham perilerinin seninle olduğuna inandığın anlar var mı? 
Kesinlikle var… Bazen öyle bir yazma hissi oluyor ki içimde boş bulduğum bir sayfayı doldurmaktan kendimi alıkoyamıyorum.

5-Karakterlerinde, hayatındaki kişilerden yansıma yaptıkların oldu mu?
Sadece bir karakterim için öyle bir şey yaptım… Onun dışında ki her şey hayal ürünüdür.


Sevgili Nurhayat Turna’nın soruları,

1-Yazarken zorlandığınız kurgu veya karakter oldu mu?
Nur bu sorunun cevabını iyi biliyorsun J Tabi ki Ömer… Ömer’i yazarken zorlandım.

2-Genel olarak aşk romanları yazıyorsunuz. Farklı bir tür yazmayı hiç düşündünüz mü?
Düşündüm fakat genelde senin de bildiğin üzere düşünmekle kalıyorum… Fakat yakın zamanda mizah denemelerime devam edeceğim… Bir gün benden de bir mizah kitabı çıkar belki…

3-Yazarken nelerden ilham alırsınız?
Hiçbir şeyden… Sadece şarkı dinlerim o kadar…


Sevgili Zeynep Alkanat soruları;
1-Kitaplarında yazdığın kadın karakterler neden hep acı çekiyor?
Bu soruyu bekliyordum işte. Bunu bana çok soran insan oldu. Hatta mutsuz bir evliliğin falan mı var ya da zorlan mı evlendirildin diye de bir sürü soru aldım. Onlara da cevap vermiş olayım bu soruyla. Bekârım arkadaşlar ben, zorla falan evlendirilmedim… Neden kadın karakterlerim acı çekiyor ben acı çekmeden bir insanın mutlu olabileceğine inanmıyorum. Hayatında acı çekmedim diyen insan benim gözümde yalan söyler. Safi bir mutluluk yazmaktansa acıdan sonra mutluluk bana daha hoş geliyor Ondan kaynaklı belki de…

2-Yazdığın o güçlü erkekler nerede satılıyor? Yasko ile birer tane alacağız.
Bulursanız bana da adres verin… İnşallah bir gün karşınıza daha iyisi çıkar…

3-Baş kadın karakterin adının Zeynep olduğu hikâyeyi ne zaman yazacaksın?
En kısa zamanda ama bu Zeynep biraz değişik bir Zeynep olacak… Hırslı, güçlü… İnşallah beğenirsin.


Sevgili Huriye Çelik soruları;
1-Kurgularında genel olarak erkek karakterinin değişimini gözlemliyoruz fakat Selim hikâyesinde bu farklı. Neden böyle bir değişiklik yapma ihtiyacını hissettin.
Hiç hani bu seferde kadın karakter değişime uğrasın diye düşünmedim canım ama yukarıda verdim cevap gibi ben yazıyorum onlar karakterlerini kendi koyuyor… Anlık bir şekilde oluştu ama iyi ki de oluşmuş… Neşe’nin yaşadığı karakter bocalaması hoşuma gidiyor.

2- Ortalama bir kitap yazmak için ne kadar bir araştırma süresine ihtiyaç duyuyorsun?
Değişiyor bu kitaba göre. Şöyle örnek vereyim. İlk çıkan kitabım Kır Papatyasında at binme sahnesi vardı bir tane… Bir sayfalık bir sahneydi. Ben hiç hayatımda at binmedim, bu sebepten araştırdım. Toplamda beş altı saatlik gibi bir sürenin sonunda 20 ye yakın kaynak taramıştım.

3- Selim’in hikâyesinde Neşe’yi sevmiyorum, değişimine rağmen sevmiyorum. Yazdığın hikâyelerde sevmediğin karakterler var mı?
Hepsi benim çocuklarım gibi… Hepsini seviyorum…

Siz bitti sandınız ama bitmedi şimdi Sevgili Dilek ile Kelime oyununda sıra… Benim yazdığım kelimenin karşısına senin için ne anlam ifade ettiğini tek kelime ile yazar mısın?


Hemşire                     : Ben
Buket                         : Ömer
Avukat                       : Buket
Vasiyet                       : Ömer
İlk Aşk                       : İnci
Ömer Atay                 : Buket
Güç                            : Ömer
Deniz                         : Ahmet        
Platonik                     : Yasemin
Bebek                        : Deniz
Çilek                         : Sen :D        
Ahmet                       : Deniz
Selma                        : Efe
Yazmak                     : Aşk
Sevgi                         : Doğan
Doğum                      : Deniz

Sevgili Dilek,
Yolun açık, Okuyucun bol olsun…
Sevgiler,
Çilek Kız
Yasemin…



















14 Kasım 2016 Pazartesi

Nuray Ergen Söyleşisi

Merhaba;
Kasım ayının ilk konuğu LİZGE’nin yazarı Sevgili Nuray Ergen. Kendisine benimle bu keyifli söyleşiyi yaptığı için çok teşekkür ediyorum.
Bu arada söyleşimizi Sevgili Nuray ifadeler (Emojiler) ile renklendirmiş ama maalesef blogda çıkmadığından sildim onları.


Sevgili Nuray,
Sorularıma hazır mısın?  (Sana bir sır vereyim ben uğurluyumdur söyleşi yaptığım birkaç kalem söyleşi yayınlandıktan kısa bir süre sonra kitap anlaşması imzaladılar. Darısı başına)
Asıl ben teşekkür ederim. İnşallah dediğin gibi olur da bende kitap kokusu ile buluşurum canım âmin.

1- Önce seni tanıyalım Nuray Ergen kimdir?  Bize kendini anlatır mısın?
Mersin/Erdemli doğumluyum. 30 yaşında, evli ve iki kız çocuğu annesiyim. Çiftçi kızıyım ve bir ablam, bir de erkek kardeşim var. Güzel sanatlar fakültesi el sanatları bölümünü okudum ve 9 yıldır evliyim.

2-  Kitap okur musun? Eğer okuyorsan belli bir tarzın var mı, yoksa ne bulsan okur musun?
Kitap okumaya bayılırım. Siyasi olmayan her kitabı okurum yeter ki olsun. Ama tarihi aşk ve romantik kitapların da yeri ayrıdır hani.

Tarihi aşk seviyorsan sana Jennifer Royce öneriyorum okuyunca çok seveceksin…

3-Kitaplarını okumaktan en keyif aldığın yazarlar kimlerdir?
Judith McNaught,Julie Garwood,G.A.Aiken,ve Julie Quinn bayılırım bu yazarları okumaya

4-Wattpad de okuduğun kitap, takip ettiğin yazar var mı?
Aslında birçok kitap okuyorum burada isimler çok yani bende. Ama illaki cevap vermem gerekiyorsa Aşkın Nur Karataş ve kitapları

Sevgili takipçilerim Aşkın ile yaptığım söyleşiyi blogda bulabilirsiniz. Aşkın’ın ilk kitabı Soğuk ‘Kartanesi ve Mücevher’ çıktı.


5- Yazmak senin için ne anlam ifade ediyor?
Aslında bunu anlatmak çok zor, yazdığım zaman tüm sıkıntılarım gidiyormuş gibi hissediyorum hele ki yorumları okuduğumda işte o zaman diyorum ki iyi ki yazıyorum.


6-Neden wattpad? 
Güzel soru… Öyle yerlerde bulundum ki kitap alsam dahi gelebilecek yerler değildi. Sonra burayı keşfettim. Güzel hikâyeler okuduğum kadar, bana uymayan hikâyeler de okudum ve dedim ki ben neden yazmayayım... Sonuç olarak buradayım



7-İlk kitabın, “KUMANIN SAVAŞI” normalde Kumalıkla ilgili kitapları okumam. Ama senin kalemini sevdiğim için keyifle okudum. Ah Azra’mın yaşadıklarına okurken ağladım. Kuma hikâyesi yazmak zorlamadı mı seni?
Aslında zorlanmadım ama farklı bir şey yazmak için elimden geldiği kadar çabaladım. Kumanın savaşı benim ile göz ağrım. Yeri bambaşka.


8- Ama Cihan Ağanın aşkı… Her kadın öyle bir aşk hayal eder… Bu aşkı gerçekte yaşayan kim?
Bu aşkı yaşayan tabii ki hayal dünyam, her kadın böyle sevilmek, değer görmek ister ve eminim ki böyle insanlarda vardır. Ama Cihan Ağa hayal dünyamdaki bir karakter.

Sevgili yazarcığım bana oradan bir Cihan Ağa sar lütfen nikâh salonuna gideceğiz.

9-“LİZGE” ile seni tanıdım ve severek okudum kitabını Ama ben yine 2. Kitap ile başlamışım okumaya J Lizge, Timur Ağanın kızı mı?
Bu soruyu sevgili okurlarım dan da duydum aslında. Fakat Lizge Timur Ağanın kızı değil. Ayrıca Teşekkür ederim benim hikâyelerimi okumaya değer gördüğün ve olumlu olumsuz yorumlarını esirgemediğin için.


9-Baran nasıl güzel bir aşk adamı oldu öyle. Gitti Öküz Baran geldi Romantik Baran… Baran senin hayalinde yarattığın biri mi yoksa gerçekte var olan biri mi?
Baran ağa aslında hep romantik bir adamdı. Fakat yaşadıklarından dolayı bunu dışa pek yansıtamamış. Adam haklı aslında bir yönden.


11- Baran kızlarım diyor ama lütfen ters köşe yap erkek olsun.  Bu Baran Ağa ve Cihan Ağa’nın kız çocuk sevgisi gözlerimi yaşarttı. Sorum neden kız çocuk bu kadar çok istiyor Baran? (Bölümde verdin ama buraya da yaz istedim) 
Çünkü Baran ağa karısına deli gibi âşık bir adam... Hiç yaşamayacağına inandığı şeyleri Lizge ile yaşadı işte bu yüzden kız çocuk merakı. Hatta ilk önce sana söyleyeyim bebişler erkek
İşte bu… Ay çok sevdim Lizge’ye âşık iki erkek daha.


12- Gurur, okumanın öküzlüğü almadığının canlı kanıtı eminim yazarken zorlanmamışsındır… Nilay ve Gurur için ayrı bir hikâye olacak mı yoksa burada kalacak mı?
Onlar bu hikâyenin yan karakterleri. Gurur ciddi anlamda senin de dediğin gibi öküzün teki ama romantik öküz. Onlar için ayrı bir hikâye olmayacak ama bu çifti Nazlı’nın hikâyesinde elbet göreceğiz.


13-Ve sıra Nazlı’nın hikâyesinde…  Azra’nın kızı Nazlı… Biraz ipucu verir misin?
Sen sorarsın da ben vermem mi? Nazlı asi bir karakter olduğu gibi yufka yürekli bir kadındır. Lafını esirgemeyen bir tip ve hayali uğruna mesleğini bile bir kenara fırlatan güzeller güzeli bir kadın... Ve öyle bir karakter var ki karşısında aşk deyip sürekli dalga geçtiği şey başına gelecek. Öyle güzel âşık olacak ki umduğunu bulacak mı hep birlikte göreceğiz?

14-Selim’ciğim arsız çapkınım… Bizi yazmaya ne zaman başlıyorsun? Biraz anlatsana neler olacak bizim hikâyemizde?
Anlatayım mı? Sen iste yeter ki… Selim karakterim biliyorsun ki yan karakterdi ama öyle ilgi gördü ki bende şaşırmadım değil hani. Biliyorsun Selim senin de dediğin gibi arsız bir çapkın ama emin ol onunda yaşadığı bazı şeyler vardır… Vallahi Nazlı’dan sonra gelecek bölümler.

15-Yazdığın erkek karakterler hepimizin hayalindeki baba, eş, abi, evlat. Siz böyle yazdıkça çıta yükseliyor… Sence yazdığın erkek karakterlerin benzerleri gerçek hayatta var mıdır?
Mesela Selim karakterim gerçek hayatta vardır ve çok iyi bir arkadaştır kendisi… Baba karakterlerim de genelde kendi babamdan yola çıkarak yazdım… Tabii burada eşimin hakkını da yememek lazım.

16- Yazdıklarının kitap olması, imza günün olması gibi hayallerin var mı? 
İlk yazmaya başladığım zaman dedim ki elli kişi okusa yine bana yeter... Ama şu an dört yüz binlere doğru yol aldım gidiyorum… Tabii ki bende her yazar gibi böyle bir hayale sahibim... İnşallah bir gün bu duyguyu bende yaşarım ve okurlarımla tanışma fırsatım olur…

17-Blog takipçilerime ve okuyucularına son sözün nedir…
Takipte kalsınlar ve bu muhteşem söyleyişi kaçırmasınlar.

Sen şimdi bitti sandın ama bitmedi seninle küçük bir oyun oynayalım mı?

Benim yazdığım kelimenin karşısına senin için ne anlam ifade ettiğini tek kelime ile yazar mısın?
Baran                        : Aşk
Lizge                         : Sevmek
Aşiret                        : Gelenek
Kuma                        : Acı
Anne                         : Her şey
Demir Ağa                : Adam gibi adam
Aile                           : Tek gerçek
Seksi çamaşırlar       : Yani pek ilgi alanım değiller (Lizge’nin İlgi alanı)   
Aşk                           : Eşim
Bebek                       : Mucize
Çilek                         : Meyve (Yanlış cevap doğrusu Yasemin olmalıydı)
Down Sendromu      : Önyargı
Moda                        : Yakışanı giymek
Lüks                         : İsraf
Nilay                        : Çılgın
Alp Ataman             : Gerçek üstü varlık
Sosyal Medya          : Olması gerektiği kadar


Sevgili Nuray,
Öncelikle bana ve sorularıma katlandığın için çok teşekkür ederim.
Okuyucun bol, yolun açık olsun.
Sevgiler
Çilek Kız


Senin de yolun açık olsun... Benim için harika bir deneyimdi. Ve tekrardan Teşekkür ederim her şey için…