1 Mart 2018 Perşembe

Kitap Dedikoducuları Adminleri...





Merhaba,
Mart Ayının konukları bir değil, iki değil, üç değil tam 6 tane bir birinden tatlı kadın. Kim mi bunlar? Tabii ki Kitap Dedikoducularının adminleri.

Hanımlar öncelikle söyleşi talebimi kabul ettiğiniz için çok teşekkür ederim... Tabii ki kabul etmeme gibi bir şansınız yok. Ah bir kabul etmeseydiniz bende grupta çirkeflik yapsaydım… 

İlknur Çiloğlu;
Eltişim ister de, biz kabul etmez miyiz?

Sevgili Adminciğim, Blog takipçilerime kendinden bahseder misin?
Aydan Demir;
Doğma büyüme Adanalıyım, Adana’da yaşıyorum. Evli üç çocuk annesiyim. İki kız bir oğlum var. Büyük kızım üniversitede, oğlum lisede, küçük kızımda ortaokulda okuyor. Kendi aile şirketimizde çalışıyordum babam ve ağabeylerimle birlikte, üçüncü çocuktan sonra bıraktım arada sırada ihtiyaç olduğu zamanlar gidiyorum. Eşim de Mimar serbest olarak kendi işini yapıyor.

Elif Eser;
 
20 yıllık evli iki çocuk annesiyim. Üniversite sınavına hazırlanan 18 yaşında oğlum ve 6.sınıfa giden kızım var. Yüksekokul mezunuyum.10 yıldır beyaz eşya fabrikasında çalışmaktayım.

Fatma Vural Eminoğlu;
1976 Sakarya Doğumlu evli, mutlu, çocuklu, asabi tansiyonu inişli çıkışlı kendi halinde bir kadınım. Özel bir şirkette mali ve idari işler müdürüyüm…(çok sıkıcı)

Hidayet Yiğitalp;
Hidayet Yiğitalp 27 yasında terazi burcu bekâr bir ev kızı. Annesinin evde kalmışı, babasının baş belası arkadaşlarının 1 numaralı kankitosu… Bu dünyanın en muhteşem dişisi (kendimi övmek gibi olmasın ama çok güzelim. Ben dünyanın en güzel kadınları arasında açık ara farkla birinci olurum) Sonracığıma bu güzel hanım aynı zamanda el sanatları öğretmeni öğrencileriyle tasarım yapmayı çok sever onlarla gıybetin dibine vurur ama gıybette 1 numaralı arkadaşım hacıdır. (Kendisi babam olur) bir gün organizasyon şirketi kurmak ve işinde en iyisi olmak isteyen biriyim. Kitap okumaya âşık deli gibi kitap alan birisiyim ama annemden terlik yiyorum bu yüzden kadın bıktı benden. Böyle sessiz olduğuma bakmayın grupta. Ben çok fenayımdır aslında arkadaş ortamında lakabım egoisttir. Yaşam felsefem dünyaya bir kez geliyoruz o yüzden kimsenin seni üzmesine izin verme. Kendimi seviyorum ve özgüveni yüksek biriyimdir. Azcıkta cadalozumdur.

İlknur Çiloğlu(Eltişim);
Kesinlikle çok zor bir soru eltişim… Acaba ben kimim? Mavi sever, kitap okumaya seven, sıradan bir kız diyebilirim sanırım.


Şükran Beyaz;
Şükran Beyaz... 38 yaşında  Evli iki genç bireyin annesi Sosyoloji mezunu ama kamuda yaptığı iş hemşirelik (ameliyathane hemşiresi)... Çok söylenecek bir şey yok aslında hayat hepimize roller biçmiş bizde bu rolleri hakkıyla oynamaya çalışıyoruz. Ama yetenekliyiz ama değiliz ara sıra boyumuzun ölçüsünü alınca belli oluyor halimiz






Bize bir gününü anlatır mısın?
Aydan Demir;
Sabah 6.30 da güne başlarım. Çocuklarımı ve eşimi yolcu edip telefonumu elime alıp günaydın mesajlarımı yazıp Dedikoduculara bakar,  paylaşımlara cevap verip rutin ev işlerimi ayarlar. Çocuklarımı okuldan alır etüte bırakırım daha sonra tekrar onları alır eve geliriz. Yani anlayacağınız çocuklarımın peşinde koştururum. Bir pazar günü hariç her günüm böyle tabi aralarda dostlarımla kahvemi içer sohbetimi yaparım. Gece kitabımı okurum.

Elif Eser;
Vardiyalı çalışıyorum ama genellikle güne 06.20’de güne başlıyorum. Hem kızımı okula hazırlıyorum hem de kendim işe hazırlanıyorum. Sabah 08.00 de işe başlıyorum. Gün içinde fırsat buldukça grup paylaşımlarına bakıp yorum yapmaya çalışıyorum. Akşam 17.00 gibi eve geliyorum ev işleri kızımın dersleri derken gece oluyor. Sonra kitap okuyup gruptaki paylaşımlara bakıyorum.(Günün en dinlendirici saatleri benim için)

Fatma Vural Eminoğlu;
Sabah 6.45 alarm sesi ile güne merhaba derim. Rutin haftanın 6 günü sabah 8.00 – 18.00 arası yoğun bir iş temposu ile çalışmaya çalışırım. Diğer zamanlarımda da çok ev kadını kimliğim olmadığı için gez-toz hayat felsefesi ile rüzgâr beni nereye götürürse oraya uçarak giderim.

Hidayet Yiğitalp;
Benim bir günüm nasıl geçer? Çalıştığım dönemde sabahları erken kalkarım genellikle bir gün öncesinden neler yapacağım bellidir.  İşe giderim en büyük tutkum takı yapmak ama maalesef KPSS yüzünden tüm hobilerimden vazgeçtim onları bir süreliğine rafa kaldırdım. Sadece ders çalışıyorum bu ara bide geceleri uykumdan feragat edip biraz kitap okuyorum anlayacağınız çok monoton geçiyor benim günlerim

İlknur Çiloğlu(Eltişim);

Kitap okuyarak güne başlayıp, dizi izleyerek günü bitiriyorum. (Kışın dizi izlerken, örgü örmek de favorim.) Arada iş, kurs, gezme de olmuyor değil tabi ama genelde böyle.

Şükran Beyaz;
Şükran'ın bir günü nasıldır sorusu... Benim bir günüm bir güne denk gelmez. Çünkü nöbet usulü çalışıyorum. Bazen gündüz mesaiye giderken sabaha küfürler yağdırıyorum bazen geçmeyen geceye isyanlar. Ama şunu bilmeni isterim ki, söz konusu gezmek, kitap okumak, fotoğraf çekmek, muhabbet etmek olunca fırsatları asla kaçırmam. Zaman bulur bunları yaparım 

Bu Adminler neler okur?
Aydan Demir;
Ruhuma hitap eden kitapları okurum. Aşk, gerilim, polisiye, tarihi kurgu, tarihi, Dünya ve Türk edebiyatı klasiklerini severek okurum.

Elif Eser;
Genellikle Romantik, Fantastik... Arada sırada tarih, polisiye okuyorum. Ama senin de dediğin gibi ‘Gri olan hayata inat pembe okuyorum’ çünkü huzur buluyorum.
Fatma Vural Eminoğlu;
Ruh halime göre genelde seçimlerimi yaparım ama en çok Aşk-polisiye tür olarak… Ama çok iyi okuyucu olduğumu sanmıyorum. Grupta ay sonu okunanlar paylaşılınca kıskançlık krizlerine giriyorsam çok okumuş olmuyorum demektir.

Hidayet Yiğitalp;
Öncelikle bildiğimi okumakta number wanım; sonrasında Tarihi kurgu(historial) favorimdir yaşasın Judith McNaught ve Julie Garvood,  Jennifer Royce bu yazarların yazdıklarını gözüm kapalı alır okurum…

İlknur Çiloğlu(Eltişim);
Ben, beni saracak her kitabı okuyorum. Ama gerilim ve polisiye kesinlikle favorim… Sırayı tarih kurgu ve aşk kitapları takip ediyor.

Şükran Beyaz;
 Çok iyi bir okuyucu olmayabilirim. Çünkü öyle bir ayda bir sürü kitap okumam  Aslında her şey okurum, bazen sosyolojik bir inceleme, bazen aşk romanı, bazen de psikolojik roman, kişisel gelişimden tut siyaset her şey okurum. Ama çoğunlukla öykü severim. Tarık Tufan, Alper Canıgüz, Murat Menteş, Selahattin Yusuf, Nazan Bekiroğlu, Aslı Erdoğan, Cihan Aktaş, Fatma Barbarosoğlu, Firuzan, Latife Tekin, Ayfer Tunç, Nermin Yıldırım, Barış Bıçakcı bunlar günümüz ve çağdaş edebiyatta takip ettiğim Türk yazarlar. Popüler kitaplar da okurum. Çok sevdiğim canım yazarlar dediğim muhabbetim olan Güneş Demirel, Zeynep Saraç, Nehir Erdem, Müjde Albayrak, Mehtap Soyduruçiçek, Selvi Atıcı, Meral Kır daha bir sürü var yani.


Herkesin okuması gerektiğini düşündüğün 3 kitap hangisidir?
Aydan Demir;
Nutuk - Mustafa Kemal Atatürk
Sefiller- Victor Hugo
Bin Muhteşem Güneş -Khaled Hossein

Fatma Vural Eminoğlu;
Sefiller - Victor Hugo
Sol Ayağım- Christy Brown
Kelepçe – Canan Tan

İlknur Çiloğlu(Eltişim);
Yeşil Yol – Stephan King
Tess Gerritsen – Yörünge
Victor Hugo - Sefiller

Şükran Beyaz;
Bu soruya dört kitap eklemek istiyorum 
Nar Ağacı Nazan Bekiroğlu 
Doğudan Uzakta Amin Maaluf
Kırkyedililer Firuzan 
Hiçbir Yer Fatma Barbarosoğlu 



Bu adminin başucu kitabı var mı? Varsa hangisi (Birkaç tane olabilir)
Elif Eser;

Başucu kitabım ve yaşam biçimim NUTUK

Hidayet Yiğitalp;
Aslında tüm kitaplarım benim için önemlidir ama Judith McNaught yazdığı tüm kitaplar benim için çok kıymetlidirler onları okumaktan asla bıkmam

Hanımlar asla okumam dediğiniz bir tarz var mı?  
Aydan Demir;
Fantastik okumuyorum özellikle vampirli hiç tarzım değil dünyamıza ait olmayan hayal ürünü olanları sevmiyorum.
Elif Eser;
Kesinlikle korku ve gerilim okuyamam
Fatma Vural Eminoğlu;
Asla asla demem…

Hidayet Yiğitalp;
Felsefe, Ensest, Klasikler, birde +35 tarzında yazılmış kitapları asla okumam

İlknur Çiloğlu(Eltişim);
Psikoloji ve felsefe sanırım…

Şükran Beyaz;
Asla okumam dediğim bir tarz yok. Güzel ve akıcı yazılan her şeyi okurum çünkü bence kitaplar evrenseldir. Herkes her şeyi okuyabilir bence. 



Okumaktan bıkmam dediğiniz yazarlar kimlerdir?
Aydan Demir;
Judıth Mcnaught, Julie Garwood, Tess Gerritsen, Stefan Zweig, Nevra Karataş, Zeynep Saraç, Ayşegül Çiçekoğlu, Sinem İşler Meral Kır, Nazlı Ozan, Aslı Karabulut, Burcu Büyükyıldız, Nehir Erdem şu an aklıma gelenler
Elif Eser;
Bu biraz uzun bir liste  Nehir Erdem, Ayşegül Çiçekçioğlu,  Alev Eleyan, Fatih Murat Arsal, Lale Sarhan, Fatma Erdek, Güneş Demirel, Debbie Macomber, Aynil Beylik Değişmez, Lemariz Müjde, Meral Kır, Zeynep Işıklar, Alyssa Day, Özge Erkin, Öykü Odabaş, Sherrılyn Kenyon, Kresley Cole aklıma gelenler bunlar.
Hidayet Yiğitalp;
Fatih Murat Arsal, Nehir Erdem, Ayşegül Çiçekoğlu, Asude, Güneş Demirel, Meral Kır, Müjde Aklanoğlu, Jennifer Royce, Judith McNaught, Julie Garvood,  Öykü Odabaş… Şu an sadece bunlar aklıma geliyor aslında güzel yazan her yazarı okurum

İlknur Çiloğlu(Eltişim);
Ama bunu yaz yaz bitmez ki. Çoook var…
Tess Gerritsen başta geliyor kesinlikle. Dan Brown, Cristophe Grance, John Verdon, VI Keeland, J.A. Redemerski, Debbie Macomber, Zeynep Saraç, Nevra Karataş, Nazlı Ozan, Rita Hunter, Zeliha Eren, Selvi Atıcı, Nehir Erdem, Meral Kır, Jennifer Royce, Nazmiye Sümer, Ayşegül Çiçekoğlu, Seda Özerbay, Fatih Murat Arsal… Şimdilik aklıma gelenler

Şükran Beyaz;
Aslında çok yazar var yukarıda da bol bol konuştuk. Okumak engin bir deniz onun için her şey okunur her yazar özeldir 



Bu admin Wattpad de okuyor mu?
Fatma Vural Eminoğlu;
Çok sık olmasa da okuyorum… Özellikle takip ettiğim güzel hikâyeler var. Kesinlikle kitap olmayı hak ediyorlar. 
Hidayet Yiğitalp;
Okuyorum ama eskisi gibi değil çok nadir bakıyorum

İlknur Çiloğlu(Eltişim);
Sonu mutsuz olmamak şartı ile aşk hikâyeleri önceliği alıyor. İçinde gizem de varsa değmeyin keyfime. Birde eğlendiren, güldüren kitapları tabii ki...  Hep dram nereye kadar değil mi?

Şükran Beyaz;
Wattpad okudum arada okuyorum da Öyle Wattpad kitapların küçümseyen bir dünyam yok. O platformda bir sürü arkadaşım dostum oldu. Bence amacına uygun kullanılırsa aslında harika bir paylaşım platformu ama bizim toplumumuz da her şeyin cılkı çıkıyor malum bu da aynen öyle oldu


Aydan iyi bir Wattpad okuyucusu ve yorumcusu biliyorum. En beğenerek okuduğun hâlâ arada açıp okuduğun kitap var mı? 
Şu an fazla vakit bulamıyorum ama Nevra Karataş’ın kitap olarak beklediğim Doğu’nun İncisi, Ateşten Gökyüzü, Aslı Genç Gürışık’ın Kara Yazım, Sinem İşler’in Emrin olur, Okuyucuuuu’nun Özgür’e tutsak, Beaslove’un Mia,  Seda Özerbay’ın Heves, Semra Urlu’nun bitmesine rağmen arada açıp okuduğum ve kitap olarak ta okumak istediğim Hatıran Yeter.  İyi bir yorumcu olmamın nedeni emeğe saygı ve yazanı yüreklendirmek diyorum.


Bize wattpad’de önerebileceği hikâyeler var mı? 
Fatma Vural Eminoğlu;
www.askiariyorum.com -  Ysmn978 (Burada gözlerinden kalpler fışkıran bir ben)
Aşkın Umutlu Ezgisi -  AslimAk
Vahşi – TCSelviAtc
Çatlasın Düşmanlar – askyakarmi

Hidayet Yiğitalp;
Of isim hafızam çok kötüdür benim hikâye adı veremem ama takip ettiğim kişileri söyleyebilirim.
 Yasemin Yaman(mermarid), Aslıhan Akagöz, Semra Urlu, Kübra Oktay, Şeyma Demir,  Mehtap Soyuduru Çiçek, Aşkyakarmi, Rukiye Kayaarslan, Nehir Erdem Ayşegül Çiçekoğlu… Bu kişileri takip ediyorum ve onların yazdıklarını tavsiye ederim

Şükran Beyaz;
Tarzlar önemlidir. Ben daha çok bizden hikâyeler seviyorum. Mesela Zeynep Saraç canım nerde yazsa okurum, Mehtap Soyduru Çiçek, Nurdan Keleş, Ece Altınkaya, Sezgi Salman, Ayşegül Çiçekoğlu, Seda Özerbay, Selvi Atıcı, Nehir Erdem, Lemariz Müjde Albayrak, Burcu Demet

Sizin için E- Kitap mı, basılı kitap mı?
Aydan Demir;
Kesinlikle basılı kitap diyorum
Elif Eser;
E-kitap okumayı sevmiyorum, o yüzden tercihim kitap.
Kim her hafta kitap çıkarsa alır?
Aydan Demir;
6. Soruda cevap verdiklerim burası içinde geçerlidir.
Elif Eser;
Sevdiğim yazarların hepsini elimden geldiğince alırım her hafta çıkarsalar ne güzel olurdu. Ben işe gidemezdim herhalde
Fatma Vural Eminoğlu;
Fatih Murat Arsal, Meral Kır, Güneş Demirel, Nehir Erdem, Nazlı Ozan, Aslıhan Akagöz, Zeynep Saraç, Asude…


Fatma’nın Bir gün kalemi eline alıp yazmak gibi bir hayalin var mı?
Hayal demeyelim de, bazen öyle kitaplar okuyorum ki! O kitabı baştan yazasım geliyor.  Bir de wattsap’da adminlere özel yazıyorum gırgır şamata işte maksat eğlence olsun. ( Bir ara hatırlat da sana da yazayım)  
Okurken uyguladığın bir ritüel var mı?
Fatma Vural Eminoğlu;
Sanırım yok

İlknur Çiloğlu(Eltişim);
Her şekilde kitap okurum. Eğer kitap çok heyecanlı ise, yolda giderken ayakta okuduğum da oluyor.

İlknur Çiloğlu(Eltişim) kitap yazsa konusu ne olur?
Yazmayacağım için buna cevap vermeye gerek yok bence.


İlknur Çiloğlu(Eltişim) yazacağı kitabın ilk cümlesi ne olur? (Baş kadın karakterin adı kesin Yasemin olur?)
Değil mi eltişim? Kesinlikle baş karakterim sen olurdun ama ben yazamam o yüzden ilk cümlede asla olmaz…

Hidayet KPSS çalışmaktan vakit bulduğunda grupla ilgili neler yapar?
Ömrümü yedi bu kpss… Gıybetçiler fark etmişlerdir ben grubun en sessiz adminiyim. Genellikle yarışmalardaki kazananları belirlerim kura çekimleri bende üyelerle iletişim kurarım kitap kazanan kişi ile irtibata ben geçerim bir sorun olduğunda mümkün mertebe çözmeye çalışırım. Ama admin arkadaşlar bana hiç iş bırakmıyorlar sağ olsunlar bütün yük onların omuzlarında. Onlar olmasa ne yapardım bilmiyorum çok seviyorum onları

İlknur Çiloğlu(Eltişim) Yarışmalarla bir numara bir grupsunuz sponsorlarla mı yapıyorsunuz bu yarışmaları? (Gerçeği ben biliyorum ama grup üyeleri de bilsin isterim.)
Çoğunlukla kendimiz veriyoruz yarışma kitaplarını. Bizden, iyi sponsor olur mu ki? Bence olmaz. Ama arada yazarların verdiği kitaplarda oluyor tabi.

Felsefik Şüko’muzun grup paylaşımlarına bayılıyorum nerden aklına geliyor bu konular?
Paylaşımlarımı beğenmene çok sevindim, çok teşekkür ederim.  Yani paylaşım yaparken öyle önceden hazırlandığım falan yok, her şey doğaçlama gelişiyor, bazen öyle sabah mesai başlamadan gün bize ne getirirse onu yazarım, bazen yaşadığım komik anları yazarım, bazen kızdığım bir şeyleri paylaşmak isterim. Öyle özel bir durum söz konusu değil yani

Şükommm,
Bu paylaşımları yazarken uyguladığın bir ritüel var mı?
Öyle bir ritüel yok Hemşire odasında arkadaşlar sabah goygoyu yaparken ben yazı yazıyorum arada onlara laf yetiştiriyorum da tabi.  Bazen sabah arabada yazıyorum illa bir ritüel yok




 Blog takipçilerime ve grup üyelerine son sözünüz nedir?
Aydan Demir;
Herkesin mutlaka kitap okuması ve bizleri takipte olması… Ben teşekkür ediyorum Çilek Kız başarılarının devamını diliyorum.

Elif Eser;
Öncelikle bu güzel söyleşi için sana teşekkür ederim. Okuyan takipçilerinde gözlerine sağlık… Hayatın acımasızlığına karşı kitapla kalın. Hüzünlü olaylardan uzak mutluluk dolu günler dilerim.

Fatma Vural Eminoğlu;
Sevgiyle ve kitaplarla kalın…

Hidayet Yiğitalp;
Bu söyleşi için çok teşekkür ederim ve grup üyelerimize de bizimle oldukları için çok teşekkür ederim unutmayın BİZ BİRLİKTE GÜZELİZ…

İlknur Çiloğlu(Eltişim);
Bu keyifli söyleşiyi okuyan herkese, teşekkür ediyorum. Umarım sıkmamışımdır.  Sana da teşekkür ediyorum Yasemin’cim…

Şükran Beyaz;
Blog takipçilerine senin kadar tatlı ve güzel bir bloggerle oldukları için çok şanslılar  Her ay keyifli, muhabbetler ve renkler ile bizleri buluşturduğun için teşekkür ederim canım 


Sevgili Kitap Dedikoducuları Adminleri,
Bu keyifli söyleşi için tekrar teşekkür ederim.  
Sevgiler,
Çilek Kız Yasemin,

(Yazdığım Kelimenin Karşısına Senin için İfade Ettiği Anlamı Tek Kelime ile Yazar mısın?)
Aydan’la Tek Kelime Oyunu
Kitap Dedikoducuları – Gıybet
Gözyaşı Çetesi -
Eğlence (Aslı Genç Gürışık)
Fatma –
Kitap annesi
İlknur –
Kardeşim
Hidayet – KPSS
Elif –  Efsane
Çilek –
Yasemin
Şükran  –
Doğa
Tuğrul –Jasmin
Kitap –
Huzur
Günseli –
Alperen
Tamahkâr – Tutku ( Aslı Genç Gürışık)
Aşk –
Ailem

Elif’le Tek Kelime Oyunu
Kitap Dedikoducuları – Kitap yuvam
Fatma –  Neşeli
İlknur – Heyecanlı, Enerjik
Hidayet – Okul
Aydan –  Dinlendirici
Çilek –  Yasemin Şahin
Şükran  – Güzel Paylaşımlar
Kitap – Huzur
Yazar – Yeni Dünyalar
Bestseller – En iyiler
Yarışma – Kitap
Birtutamcilek –  Güzel söyleşi
Televizyon – Kötü Haberler
Fatma ile Tek Kelime Oyunu
Kitap Dedikoducuları – Paylaşım
Kitap – Tutku
Dostluk –  Kitap Dedikoducuları
Şükran –  Can
İlknur –  Prenses gelinim 
Aydan – Kraliçem
Elif –  Şekerparem
Çilek – Çileğim Yasemin
Hidayet – Sister…
Birtutamcilek – Kardeş
FMA –  Aşkı yazan Adam
Meral Kır – Vazgeçilmezim
Evlat – Kaan
Burak – Büyük zıpır oğlum. Ama çok seviyorum… (Plaza Kızları Buğrul’un kardeşi)
Gelin – Yasemin and İlknur 
Kaynana – Bennnnn…

Hidayet ile Tek Kelime Oyunu
Kitap Dedikoducuları – Gıybet time
Grey – Bu konuda susma hakkımı kullanıyorum
Fatma – Onu anlatmaya tek kelime yetmez
. Ama ona sarılmayı çok istiyorum İlknur – Naiflik
Aydan –Asalet
Elif –  Anne
Çilek – Çikolata (Yanlış cevap…)
Şükran  – Onu da anlatmaya tek kelime yetmez
. Bir çay içsek…
E.L. James –Christian
Kitap – Tutku
Yazmak – denemedim


İlknur’la (Eltişim)  Tek Kelime Oyunu
Kitap Dedikoducuları –  Aile
Fatma –  Annecim
Şükran  –  Eğlence
Aydan –  Huzur
Elif –  Kitap
Çilek –  Eltişim
Hidayet –  Kpss (
J )
Buğrul – Aşk
Yaman – Sevdam
Emre – Kocam
Film – Mumya
Tanrıça  –  Venüs
Bilimkurgu – En sevdiğim
Klasik – Sefiller
Ankara –  Eltişim

Şükran’la  Cümleler  Oyunu
Kitap Dedikoducuları –
Benim için tatlı dostlukların başlangıcı, Paylaşmak güzeldir. Dediğim bir mekân hepinizi bekliyoruz 
Fatma – Hayata hep pozitif bakan dost, insanlara inanmaktan ve sevmekten vazgeçmeyen iyi yürekli dost… Tatlı dedikodu arkadaşım kitapların kahramanları en iyi çekiştirdiğim Fatoş’um 
İlknur – Ailemizin naif kuzusu  Dünya tatlısı insan bizim can kardeşimiz Saygı ve sevgiyi hep hissettiren güzel insan 
Aydan – Aydan her olaya olgunlukla yaklaşan hayatta tutunacak pembe bir umut bulan dünya tatlısı insan  Onunla geç tanıştım ama iyi ki tanıdım 
Elif –   Elif denince benim aklıma nedense hep annelik duygusu geliyor. Anne yanı, paylaşımcı yanı ve iyi bir okuyucu dikkatli bir insan... Bizim ailemizin Aydan ile birlikte annesi
Hidayet – Ailemizin yaramaz kızı. Kpss baş düşmanı, dürüst, komik keyifli bir kardeş yüz yüze görüşmeden de kardeş olabilmenin adı Hidoş haşarı yaramaz kardeş
Birtutamcilek – Aslında seni ve bu bloğu bilmeden önce benim için çilek =alerji ama şimdi bir tutam çilek = bir tutam mutluluk

Kafa –
Popülerliğe kapıldı ilk zamanlarda ki enerjisi yok artık bence 
Ot –  Hala okuyorum aldığım da hemen açıp baktığım bir sürü yazar var
Felsefe – Bence varoluş hikâyemiz. Belki vardır belki her şey bir ütopya
Filozof – Socrates (Fatoş’a ve bana göre ise Şükran Beyaz)
Nermin Yıldırım – Ot da okuduğum ve okumaktan zevk aldığım, olaylara marjinal bakışı ile dikkatleri üzerine çeken kadın saçlarına ve tarzına bayılıyorum
Bayan Yanı - BAYAN DEĞİL KADIN…  KADIN OLMAK BANA VERİLMİŞ EN BÜYÜK HEDİYE... KADIN OLMAK MÜCADELE DEMEK




6 Ocak 2018 Cumartesi

Seksi Numaranın yazarı Melis'i tanıyalım mı?

Merhaba;
Sevgili Melis, söyleşi talebimi kabul ettiğin için çok teşekkür ederim.


1- Nasıl Melis oldun? Melis olarak özgürce yazmaya nasıl karar verdin? Okuyucuya anlatır mısın?
Herkese merhaba öncelikle. Nasıl Melis oldum? Bir iddia üzerine desem…
Sohbet sırasında bir arkadaşım bana seks hatlarını pazarlayamayacağımı söyledi. İddiaya girdik. Wattpad’de dört bölümlük bir hikâye yazacaktım. Bütün olay, bir seks hattının reklamını yapmaktı.
İlk iş, Melis Ben adıyla bir profil açtım. Sonra Wattpad’deki +18 hikâyeleri okudum. Örnek olsun da, nasıl yazılıyor öğreneyim istedim. İstemez olaydım. Orada seks yazanlar ya seksi bilmiyorlar ya insan olmayı. Ben de hepsini kapatıp kendi içgüdülerimi devreye soktum ve yazdım.
Seksi Numara adını verdiğim hikâyeyi yazışımı hatırladıkça hala gülerim. İç sesimle sohbetime örnek vereyim…
“Yazılır mı lan böyle?”
-Yaşanabiliosa yazılır kızım, yaz gitsin.
“Ya ayıp olacak ama?”
-Yerim lan ayıbı. Yaşarken iyi de yazarken mi kötü?
“E bağırmasak diyorum!”
-Hadi hadi hadi, bitir şu bölümü çok heyecanlı! Daha iddiayı kazanıcaz!
İlk bölümü saymayalım, o bölüm ne okuyacağımızı tanıtma amaçlıydı. Sonraki bölümde Melis Erhan ile telefonda seks yaptı ve ben iddiayı o tek bölümle kazandım.

2- Nasıl oldu da iki bölümden sonrası geldi?
Konu kapanmıştı. Hayat devam ediyordu. Melis Ben hesabına bir daha hiç girmedim. Arada önerilerde gözüme ilişiyordu. Okunması 5k. 10k. Yok deve. İki bölüm yahu. Bölüm başı 5.000 okunma demek o. Hadi, bir okuyan 2. bölümü her gece bir kere ziyaret ediyor olsun… Çok ya… Yine de çok. Seks dedim… Satıyo abi, napçan. Sen de burada uğraş dur iki hikâye için bıt bıt bıt.
Derken beş ay sonra bir maile ilişti gözüm. Melis’e yapılan bir yorum. Ön sevişmeyi gereksiz bulmuş zatın teki. Doğrudan konuya girmek daha iyi değil miymiş?
Ba ba ba ba… Çükünü iki saniye havada tutmayı başarmış da görüş beyan ediyor paşa.
O gün neye sinirliysem bir tepem attı. Açtım Wattpad’i. Sileceğim hikâyeyi. Yuh! 25k okunma ne lan! Çükünüz eskiyecek!
Of, yorumlara gel! Mesajlara gel! Bunlar ne? Bir tane cinsel içerikli mesaj ya da yorum olsa hikâyeyi de profili de silerdim. Öyle değildi. Yazım tarzını sevmişti onlarca insan. Üç beş kişinin her gece uğrak yeri değildi Melis. Bir sürü okuyucusu vardı. Hepsi de teşekkür ediyordu. Wattpad’in +18’lerinden sonra normalin ne olduğunu hatırlamış ya da fark etmişlerdi.
Sonuçta hepsi tek bir cümlede birleşiyordu… Yaz… Bir bölüm daha yaz.
Rahibe olsam baştan çıkarırdı bu kadar ilgi. Ama ben rahibe değildim elbette. O yüzden baştan falan çıkmadım. Zaten de çok sinirliydim. O hıyara bir mesaj yazıp gidecektim.
E buyur, kapatmış profili! Ne olacak şimdi bu sinir? Hayır, ben kime hönküreceğim yani? Ülser olurum bunu içimden atmazsam!
O zaman, ben de bölüm yazıp orada hönkürürüm. O hıyar nasıl olsa düşer bu bölüme.
Yazdım valla. ‘Hıyar’ adında o öle olmaz böle olur içerikli bir bölüm yazıp giydirdim.
Ben rahat, okuyucular çıldırmış! Sen hep sinirlen, diyeni mi ararsın… Melis, benim şeyim şey olduydu da acaba… şey olmuş mudur… kimseye soramadım… diyen küçücük okurları mı… Tabi rahibe olmadığım gibi, uzman ya da öğretmen de değilim. Sorulara cevap veremem. Ama bilgiye nasıl erişilebileceğini iyi bilirim. Bunu da soruları olanlara gösterebilirim.
Peki, niye kitap yazılır? Birikimlerini ve bilgini paylaşmak için. İnsanlara farklı bir bakış açısını gösterebilmek için…
O zaman Melis niye seksi yazmasın? Kalitesiz olanın seks değil onun yazılış biçimi olduğunu; konuşmaktan çekindiğimiz şeylerin bayağılaşmadan da dile getirilebileceğini gösterebilecekken… Seksin doğal bir güdüden başka bir şey olmadığını; hakkında konuşabilsek aslında çok da eğlenceli olduğunu anlatabilecekken…
Bu şekilde Melis yazmaya devam etti. Ama artık seks olmadı yazdığı. Bakış açısı oldu. Kadının gözünden seks… erkek… hayat.
3-Bu bakış açısı diğer +18 hikâyelerden nasıl farklı?
Wattpad’de okuduğum +18’lerin ana çerçevesini çizeyim size…
Türkiye gibi bekârete gereğinden fazla önem verilen bir ülkede bütün kızların en büyük hayali, tanımadıkları bir erkek tarafından bir duvar kenarında tecavüze uğramaktır.
Bütün kadınların canı acır. Oğlan kibar olmayı beceremiyor değildir de, sekste acı anında zevke dönüşüyordur. Kız bakireyse bu zevk daha da artar. Yazar bu şekilde, söz konusu çükün can yakacak kadar büyük ve uzun olduğu subliminal mesajını pompalamaktadır. Oysa genellikle fıstık ile orta boy salatalık arasında olduğu aşikârdır. Kibarlığımızdan ses etmeyiz.
Kadınların hepsi mazoşisttir. Vurdukça zevke gelir, dövdükçe âşık olur. Seks demek kadını dövmek, ilişkiye zorlamak, bunun onun hoşuna gideceğinden de yüzde yüz emin olmak demektir. Herhalde küçükken çok dövmüşler yazarı. Ama anne baba da haklı bir yerde. Böyle çocuğum olsa ben de günde beş posta döverdim.
Sadece sapıklık içeren hayran-kurgu diye bir bölüm var Wattpad’de. Eşek kadar herif yurttan henüz yeni adet görmüş kız seçip evine getiriyor, hikâye boyu beceriyor. En heyecanlı seks ise aile bireyleri ya da hocalarla öğrenciler arasında yaşanıyor. Kardeş üveyse, potansiyel seks objesi. Abla evliyse, kocaya yürümek marifet. Okula yeni gelen her hoca için kızlara dalmak serbest. Ah unutmuşum, asıl babaya dalmak serbest, iyi mi?
Bir de yazarın kendisine biçtiği kaliteye göre belli bir kurguya oturtulmuş hikâyeler var. Bunlar kumalık ve zoraki evlilik şeklinde kurgulanıyor. Çok kaliteli olduğunu düşünen kimi yazarlarımızın hikâyelerinde zoraki evlilik, tecavüzün yasal kılıfa uydurulmasıyken; kuma hikâyeleri, metresliği yasal kılıfa sokuşturmak için çaba harcıyor. Ortada ne mertlik, ne adamlık, ne kadınlık, ne şeref, ne de onur var. Alayı tecavüz üstü aşk hikâyesi ve çoğu, kadınlar tarafından yazılıyor.
Sanırsın, normal insan yok ülkede. Yaşıtına âşık olan, kötü olmayan, bir ilişkide cinsellikten fazlasını arayan kimse yok. Herkes ruh hastası. Tecavüze uğramamış kişiler, tecavüzü yazmaktan ve okumaktan hoşlanıyor; kadının tecavüzcüsüne âşık olabileceğini varsayıp bundan kurgular çıkarıyor.
Melis bana göre bu kurgular arasındaki en normal insan. Melis’in bedeni değil ama ruhu bakire. Onun için erkeğin de kadının da onuru olmalı. Melis ona vurana âşık olmaz, o da ona vurur. Canını yakanın canını yakar. Onu seveni sever, ailesini korur.
Aşk, sevgi, hoşlanma, seks Melis’in hayatının içinde olan kavramlardır. Günlük hayattaki herhangi bir eylem olarak bakar sekse. Nefes alır, yemek yer, uyur, temizlenir, eğlenir, sevişir, ürer, yaşlanır, ölür… Bu yüzden, yaşadıklarını anlatırken de hepsinden aynı doğallıkta bahseder.
Melis’i okudukça görürsünüz… O bizden biridir. Sendir, bendir. Hayatın içinden bir karakterdir. Erhan da öyle… Ne çok zengindir, ne çok yakışıklı. Ve ikisi için de seksten önce duygular önemlidir.
İşte tüm bunlar Seksi Numara’yı diğer +18’lerden ayırır.



4- Melis nasıl biri peki? Hıyar bölümünden sonra ne oldu?
Melis doğanın kendisine hediyesi olan kadınlığı ile çevre koşullarını birbirine uydurmaya çalışan bir kadın. Türkiye’de yaşadığı için üzerindeki baskı çok fazla. Ama o yasakların, kuralların kaynağına inip başkalarının keyfinden kaynaklananları elinin tersiyle bir kenara itiyor; doğanın kurallarını sahipleniyor.
Kendisine sahip çıkmak onun yaşam biçimi. Ne iş çevresine ne aşkına ezilmiyor. Doğrularını sahipleniyor, yanlışlarla da sonuna kadar mücadele ediyor.
Melis ve Erhan birbirlerine âşık oluyorlar. Ama Erhan’ın hayata bakışı Melis’in özgür ruhunu anlayabilecek kapasiteye sahip değil. Onu doğrudan yargılamaya başlıyor. Birlikte olabilmeleri için biraz eğitilmesi, törpülenmesi gerekiyor. Melis de kitap boyunca bunu yapıyor.
Hayat, tek bir kazananın olmadığı bir oyun. Bu yüzden Melis için asla sonunda kazandı diyemeyeceğiz. Bunu Erhan için de diyemeyeceğiz. Biz aradaki oyunu seyredeceğiz. Yani… hayatı.


5- Kitabın sonu? CEO asistanlığı devam mı yoksa Erhan ile evlenip evini kadını mı oldu?
Bir kadının varoluş biçimi bir erkekle ilişkilendirilmemeli. Yoksa erkek gittiğinde kadın yok olur.
Melis “Seksi Numara” kitabının sonunda Erhan ile evlenir ya da evlenmez, bunu bilemeyiz ama evlenirse bence Erhan gibi işini yapmaya devam eder. Kendi parasını kazanır, kendi ilişkilerini sürdürür. Evlilikte tek fark bunları eşiyle paylaşması olur.


6- Kitabını okurken aldım elime fosforlu kalem işaretleyerek okudum. Benim gibi okuyucuların var mı?
Seksi Numara’yı satın alıp, üzerine yazdığı notlarla bana geri gönderen okurum bile var… O kitap benim başköşemde duruyor, kendisine yenisini imzalı gönderdim.


7- Bana göre Seksi Numara ergen gençliğe bir dönem zorunlu ders olarak okutulmalı. Sen ne düşünüyorsun bu konuda?
Çocuklarımıza ailede, anaokulunda “Kadın ve erkek eşittir. Sen kadın ya da erkek değil, insansın. En önemli şey insan onurudur. Sadece herkesin diğerine saygılı olduğu bir dünya yaşanmaya değer. Onurunu, yaşamını, dünyanı koru.” bilincini verebilsek bence her şeyin üzerinde bir eğitimi sağlamış oluruz.


8- Melis’i sevmeyen oldu mu?
Olmaz mı? İki tür insan Melis’i hiç sevemedi. Bunların ilki kadın ya da erkek, sekse dair umutları kalmayanlar… Onlar seksi ne konuşmayı sevdi, ne okumayı, ne yorumlamayı. Bu yüzden de kitabın içindeki seksi dışlama telaşıyla altındaki mesajı alamadı.
İkinci grup ise özgürlüğe gönlü olmayanlar. Melis’in söyledikleri onların hiç işine gelmedi. Çünkü özgürlük pahalıdır. Çaba gerektirir. Kolayına kaçarak elde edilemez de elde tutulamaz da… Onlar, gönüllü kölelerdir. Melis onların en büyük korkusudur.


9- Okuyun, öğrenin denildiğinde akla gelen kitaplar elli ton serisi ve benzerleri. Senin önereceğin Seksi Numara dışında kitaplar var mı?
E. L. James’in “Grinin Elli Tonu” üçlemesi, Türk insanını BDSM kavramıyla tanıştırdığı ve bir gizemi araladığı için çok önemliydi. Onu taklit ederek yazılan diğerlerini okumak zaman kaybı oldu.
Farklı olarak sadece Olivia Cunning’in ‘Günahkârlar Turnede’ serisinin son kitabı olan “Çifte Vuruş”u önerebilirim. İlk dört kitap yine anlamsız bir seks içeriğine sahipken, son kitapta biseksüel bir erkeğin bakış açısını görme şansım oldu.


10- Seksi yazmak ve okumak arasındaki fark nedir senin için?
Ben hiç de iyi bir seks okuru değilim. Çok sıkılıyorum. Eylemlerin tarifini okumak öyle gereksiz geliyor ki bana. Ne okumayı ne seyretmeyi sevmiyorum. Seks mahrem iken güzeldir. Bana özel iken… Bu yüzden ben Seksi Numara’da seksi yazmadım. Sekse ait duyguları yazdım. Her şey sadece duygularla anlamlıdır. Duygu yoksa çerdir, çöptür.


11-Blog takipçilerime ve okuyucularına son sözün nedir…
Seksi Numara’yı Gri dâhil bütün bu kitapların dışında tutmak istiyorum. İçerik olarak farklı kulvarda kitaplar bunlar.
Diğerlerinin konusu seks iken, Seksi Numara’nın konusu kadın. Kadınların sekse ilişkin beklentileri, düşünceleri, umutları ve normalleri.
Melis, oram ellendi zevk aldım, sonra beni bağladı heyecanlandım, oram kalktı buram kalktı’yı konu etmiyor. ‘Doğal bir ihtiyacım olan seksi telefonda yapmış olmak beni bir erkeği yaptığından daha fazla orospu yapmaz.’ diyor. Kitap boyunca da bu ve buna ilişkin kimsenin konuşmadığı kavramları masaya yatırıyor, tartışıyor…
O yüzden…
Herkes istediği kitabı okuyabilir ama bence Seksi Numara’yı mutlaka okumalıdır. Sustuklarımızın hepsi o sayfalarda haykırılmıştır. Birilerinin haykırmaya başlamasının zamanıdır.
Ben yazarak haykırdım, siz okuyarak haykırın. Eğer Melis’in söylediklerine hak verirseniz, içinizden “Aferin lan,” demekle yetinmeyin, kabuğunuza çekilmeyin, konuşun. Arkadaşınıza önerin. Bloglarınızda yazın. Çünkü böyle şeyler sadece bir kez yapılır. Kimseye faydası olmazsa, üstü örtülür gider.


Sevgili Melis,
Okuyucun bol, yolun açık olsun…
Sevgiler,
Çilek Kız Yasemin

Kelime oyununa var mısın?

Melis         -          Ben
Sex            -          Mahrem
Erhan         -          Aşk
Aşk            -          Hayat
Eşcinsel     -          Normal
Çilek          -          Artık “Yasemin”
Asistan       -          Wattpad seks objesi
Antropoz     -          Kaçın
Eğitim         -          Şart
Özgür          -          Herkesin hayali değil
Taciz           -          Cezaevine Zenne yapılan

Tecavüzcü   -          O çük kesilecek!

24 Aralık 2017 Pazar

Kül ve Ateş Yorumu



Kitap Adı         : Kül ve Ateş
Yazarı              : Katy Regnery  
Yayınevi          : Novella
Türü                : Roman
Puan                : 4 / 5 

Merhaba,
Taze taze bitirdiğim Katy Regnery’nin Modern Masalı KÜL VE ATEŞ yorumumla buradayım…

Savannah Carmichael, Newyork’ta başarılı bir gazeteciyken sevgilisi Patrick yüzünden yaptığı yanlı haber yüzünden işinden olup ailesinin yanına Danvers’a dönmüştür.  Ailesine ve çevresine uzun süre izin alıp kız kardeşi Scarlet’in düğününe yardıma geldiğini söylemiştir.


Asher Lee, Afganistan’da yaralı bir askeri kurtarmaya giderken yanındaki rehber askerin mayına basması sonucu bir kolunun dirsekten aşağısını, bir kulağını ve yüzünün bir kısmını kaybetmiştir. Uzun tedaviler sonrası kasabasına dönmüş ve münzevi bir hayat yaşamaya başlamıştır.


Yerel bir gazete olan Phoenix Times’ın Yaşam tarzı bölümüne 4 Temmuz’da yayınlanmak üzere bir gazi ile ilgili makale yazması istenir. Eğer yazı beğenilirse gazetede iyi bir konumda iş olanağı doğacaktır.  Bu teklif Savannah’ın fırtınalı hayatına güneş gibi doğar.   Ertesi gün bir tabak çikolatalı kek ve kız kardeşinden aldığı çiçekli elbiseyi giyip Asher Lee’nin kapısını çalar… Ve masal başlasın... 


Savannah ve Asher’ın bir birlerinin yaralarını sarıp, şifa olabilecekler mi? Peki, bu modern masalda prens ve prenses hak ettikleri mutluluğa kavuşmak için engelleri aşabilecekler mi?

Yazarın sade ve akıcı dili, hikâyedeki duyguların direk okuyucaya geçmesi çok güzeldi. Ama yayın evinden ricam edisyona biraz daha önem verilmesi.




Gri olan hayata inat pembe okuyoruz…



BODYGUARD Yorumu




Kitap Adı         : Bodyguard
Yazarı              : Jennifer L. Armentrout  
Yayınevi          : DEX Plus
Türü                : Roman
Puan                : 4 / 5 

Merhaba,
Yılın son ayında okumaya tam gaz devam… Jennifer L. Armentrout’un Gamble kardeşler üçlemesinin son kitabı BODYGUARD yorumum ile buradayım…

Kardeşlerin en büyüğü Chandler Gamble ile aile üyelerinin hoşlanmadığı ortanca kardeş Chad Gamble’nin ukala, oteriter halkla ilişkiler uzmanı Alana Gore’nin hikâyesi…

Yaşadığı şehirden ayrılıp Gamble kardeşler ile aynı şehirde yaşamaya başlayan Alana, uzun süredir tehdit mektupları almaktadır. Kendine bir bodyguard tutmaya karar verir ve etrafında bu işi yapabilecek tek kişi vardır o da Chandler Gamble’dır.

Özel hayatında BDSM Dominant olan Chandler ilk gördüğü günden beri Alana Gore’ı düşünüyor ve onunla ilgili fantaziler üretiyordur.  Ama en büyük prensibi koruduğu kişi ile özel ilişkiye girmemek.

Peki, prensiplerini bir kenara itip Alan Gore’ı korurken onunla özel bir şeyler yaşayabilecek mi? Ya birbirlerinin kırıklarına, yaralarına merhem olabilecekler mi?

Üç kitapta hemen bitebilecek hayatın karmaşasından sizi uzaklaştırabilecek kitaplar.  Şimdiden keyifli okumalar…

Gri olan hayata inat pembe okuyoruz…



13 Aralık 2017 Çarşamba

Oyuncu






Kitap Adı         : Oyuncu
Yazarı              : Jennifer L. Armentrout  
Yayınevi          : DEX Plus
Türü                : Roman
Puan                : 5 / 5 

Merhaba,
Yine bol kahkahalı, aşklı ve tutkulu kitap yorumum ile buradayım.

Jennifer L. Armentrout’un Gamble kardeşler üçlemesinin ikinci kitabı oyuncu.

Yazarın kalemi ile tanışmam serinin ilk kitabı Sağdıç ile oldu. Eğlenceli, tutkulu, akıcı yazım dili sizi hemen sarıveriyor ve kitaplarının okunması kısa sürüyor.

Gamble kardeşlerinin ortancası ünlü beyzbol yıldızı Chad ve balıketli asistan Bridget’in tesadüfen Deri ve Dantel isimli adı çıkmış barda tanışmaları. Bu tanışma tek gecelik bir şey içindir ama özgüven sorunu olan Bridget korkup kaçar. Ama ne o Chad’i aklından çıkarabilmiştir ne de Chad onu.
Bu tanışmadan bir ay sonra Bridget, patronu Maddie ve onun sevgilisi Chase ile öğle yemeği yemek için gittikleri hamburgerciye Chad’in de gelmesi ile macera başlıyor…

Bu arada Bridget tabii ki patronunun sevgilisi Chase ile Chad’in kardeş olduklarını biliyordu.

Şimdi bol kahkahalı, azıcık tutkulu bu hikâyeyi okumak için hemen kitabı edin.



Gri olan hayata inat pembe okuyoruz…

12 Aralık 2017 Salı

Aşkın Adı Yahya



Kitap Adı         : Aşkın Adı Yahya
Yazarı              : Nehir Erdem  
Yayınevi          : Müptela Yayınları
Türü                : Roman
Puan                : 5 / 5 

Merhaba,
Yine bol kahkahalı bir mahalle kitabı yorumuyla buradayım. Moralimin bozuk olduğu şu günlerde ilaç gibi  geldi bana... Ama bu mahalle kültürünü 90 ve sonrası doğumlular pek bilmez.

Hikâyemiz ilk kitabımızın(İki Entrika Bir Düğün İsmail) kahramanı İsmail’in en yakın arkadaşı Yahya ve İsmail’in kuzeni Esra’nın aşkını anlatıyor…

İsmail’in düğününden sonra hiç kimseye bir şey açıklamadan mahalleyi terk eden Yahya baba memleketi Düzce’de yeni bir hayat kurmuştur.
Esra, Yahya’nın gidişine bir anlam veremez. İnci dışında da kimselere soramaz bunun sebebini. İsmail’in annesi entrikalar kraliçesi Teyzesi Ayten’in yeğenidir o… Ve bu gidişin ardındaki sırrı çözmesi, aşkı için savaşması gerekmektedir...

İkinci üniversiteyi kazanmıştır ve okumak için Abant İzzet Baysal üniversitesini tercih eder… (Aslında aldığı puan ile İstanbul’da istediği üniversiteye girebilir ama o Yahya’nın yanına gitmek ister)

İsmail tarafından Düzce’ye götürülüp okul ve yurt kaydı yaptırılır. 1 hafta sonra okuluna gider. Yurttaki ikinci gününde yurt önünde yaşanan siyasi kavga haberinin Yahya’ya ulaştırılması ile ev arkadaşı olurlar…

Hikâyemiz bundan sonra başlıyor bol kahkahalı, azıcık sövmeli(ben sövdüm Yahya ve Esra’ya birbirlerinin gözlerindeki aşkı göremedikleri için)


Buradan yazara sesleniştir; Ben şimdi Yasin ile İpek’in aşkını okumak istiyorum…


Gri olan hayata inat pembe okuyoruz…

1 Aralık 2017 Cuma

Öğretmen, Anne, Eş ve Yazar Sinem İşler...

 Merhaba;
2017’nin son ayında Wattpad’in fenomen yazarı Mine Selen, gerçek adıyla Sinem İşler’le (Yüzü Olmayan Adam, Bana Ait ve Hayalin Yetmez’in yazarı)  keyifli bir söyleşiye hazır mısınız?

Öncelikle Sinem’ciğim söyleşi talebimi kabul ettiğin için çok teşekkür ederim...  Etmeme gibi bir şansın yoktu çenemle seni hayattan bezdirirdim… J Ve sen sevgili blog takipçim çayını, kahveni al ve bu keyifli söyleşinin tadını çıkarmaya başla…

1- Öncelikle klasik sorumla başlayalım mı? Sinem İşler kimdir? Seni merak eden okuyucularına ve blog takipçilerime kendinden bahseder misin?

Merhaba Sevgili Kitap Dostları,
1972 İzmir Karşıyaka doğumlu, dünya tatlısı iki insanın kızı ve üç kardeşin ortancasıyım. Eğitim hayatım boyunca İzmir’de yaşadıktan sonra öğretmen olarak ilk görevimin Erzurum’a çıkmasıyla, maalesef sevdiğim şehrimden ayrılmak zorunda kaldım. Sınıf öğretmeni olarak başladığım meslek hayatıma, ardından kendi branşım olan Görsel Sanatlar (Resim) Öğretmenliği ile devam eden ve halen çalışan bir devlet memuruyum.
Tabii ki öncelikle fanatik bir kitap okuyucusuyum, daha doğrusu yazmaya başlayana kadar öyleydim. Yazarlığın çok zaman ve emek isteyen bir alan olduğunu yazarken öğrendim. Bunun yanı sıra branşımdan dolayı doğal olarak resim hayatımda önemli bir yer alıyor. Öğretmenliğin yanı sıra, hikâye yazmaya başlamadan önce sulu boya ressamı olarak çalışmalar yapıyordum. Boş duramama gibi garip bir hastalıktan muzdaripim, ya okuyacağım, ya resim yapacağım ya da yazıp çizeceğim.
 

2- Sinem İşler’ in anne, öğretmen, eş ve yazar olarak bir gününü bize anlatır mısın?
İşte en sevdiğim soru, henüz anlatmadan yoruldum :) Genelde 06.15 civarı kalkarım, duruma göre saati erteleye erteleye bu 06. 45 e kadar gidebilir. Rutinim var, otomatiğe bağlanmış gibi hızlı bir tempoda işlerimi halleder ve evden çıkmaya hazır hale gelirim. Huyum kurusun, çok sakin ve ağırkanlı bir insan olduğum halde zamanımı çalan lüzumsuz işlere karşı alerjim mevcut, o yüzden her bir saniyeyi iyi kullanma odaklıyım.
Unutmadan kahvaltının ardından koca bir fincan sade Türk kahvesi içerim, bu da olmazsa olmazlarımdan. Artık nasıl alıştıysam, iki sefer okula giderken kahve içmeyi unuttum ve az daha ilk derste uyuyordum, teneffüsü zor ettim :)
Her şey bir yana öğrencilerime karşı vicdani yükümlülüklerim, iş ahlakı ve sorumluluklarım bir yana… Benim için çok önemli kavramlar, aldığım maaşı hak etmeliyim, hepsinden öte gönlüm rahat olmalı. Genç dimağları yetiştirmeyi çok önemsiyorum.  Zamanında okula varmak, derslerime girip hakkını vererek işimi yapmak bir nevi saplantım. Mesleğiniz ne olursa olsun, en iyisini yapmanız gerektiğini düşünüyorum.
O günkü yoğunluğuma göre öğrencilerimle dersimi işledikten sonra çarşıda işim yoksa oyalanmadan eve dönerim. Tabii bazen programım değişebilir, yakın arkadaşlarımla buluşabilirim ya da ziyaretlerine gidebilirim. Genellikle eve varır varmaz yine koşuşturmam başlar, üzerimi değiştirecek kadar bir zamanın ardından hiç oturmadan yemek ve bir evin olmazsa olmazı işlerimi tamamlarım. Bu arada çiçeklerimi kontrol ederim, çorba karıştırıyorsam boştaki elimle iki sayfa kitap okurum. Akabinde sofrayı hazırlar ve eşim evdeyse bir yorgunluk kahvesi yapıp muhabbet ederim. Maalesef oğlum İzmir de okuduğu için normalde onunla geçirdiğim zamanı bu şekilde değerlendiriyorum.
Veeeee büyük an gelip çatar; yemekler yendi, sofra toplandı, tabak çanak durulanıp makineye dolduruldu. Ben boşa çıktım ve yerime kuruldum. Elime kağıt kalemimi aldığım gibi yazmaya, bu arada hayal alemine dalmaya hazırım. Televizyonla hiç aram yok, izlemiyorum desem yeridir. Gece, kendi kendime kaldığım ve en sevdiğim saatler, maalesef sabah çok erken kalkmam gerektiği için 23.30 gibi yazmayı bırakıp yatmak zorundayım. Bana kalan 4- 5 saatlik zaman dilimi… Ve gün benim için biter.

3- Sinem öğretmen neler okur?
Vallaha ne yalan söyleyeyim, bu konuda o kadar arsız bir insanım ki sokak tabelalarını, sonra direklerine asılan pankartları bile üşenmez okurum :) Durakta beklerken yerde gördüğüm bir ilanı, muayenehanenin bekleme salonundaki dergileri veya kat nöbeti tutarken öğrencilerin astığı afişleri asla sektirmem. Hatta yeri geldiğinde yeğenimin ilkokul hikâyelerini bile okuduğum doğrudur. Mesele La Fontaine hikâyelerine bayılırım, kendimi Tavşan ve Kaplumbağa hikâyesindeki Kaplumbağa karakterine benzetiyorum :) Ağırkanlı, sakin fakat azimli… Küçükken Teksas Tombiks ve bilumum dönemin resimli kitaplarına bayılırdım, bizim çocukluğumuzda Tercüman diye bir dergi vardı noktasına virgülüne kadar okurdum. Sonra Shekspare ile Beyaz Diziyi aynı dönemde keşfettim, Kemalettin Tuğcu’yu araya sıkıştırıp ağladım. :) Halk kütüphanesi ve okul kütüphanesinden Türk ve Dünya Klasiklerini, Karşıyaka’da herkesin bildiği Serpil Kitabevinden aşk, macera, fantastik, mizah romanlarını beraber götürdüm. Üniversite dönemi branşımdan dolayı, sanat, mitoloji, din ve felsefe ağırlıklı olmak üzere kişisel gelişim kitaplarına merak sardım. Anlayacağınız okuma zevkim aşure kıvamında, aşureyi çok sevdiğimden olabilir. Onun gibi karışık ve her çeşit malzemeyle yoğrulmuş. Aynı anda 3-5 kitap okumak gibi kendime bile saçma gelen bir huyum olduğu için sanırım bu normal.


4-Sinem Öğretmenin başucu kitabı var mıdır?  Ve Başucu kitabı dışında herkesin mutlaka okuması gerektiğini düşündüğü 5 kitabı söyler mi bize?

Olmaz mı hiç, yalnız zaman zaman değişir :) Bazen, Montaigne ( Denemeler), Ömer Hayyam (Rubailer) ya da Reşat Nuri Gültekin’in (Çalıkuşu) olabilir, ruh halime göre bazı yönlerini hiç sevmediğim halde Charles Bukowski okuduğum bile olur.

Diana Gabaldon Yabancı serisi

Elizabeth Kostova Tarihçi

Collen McCullough Dokunuş ( Maalesef baskısı tükenen bir kitap ve bulana kadar 2 yıl aradım ve uğraşıma değdi. )

Paullina Simons Bronz Atlı – Tatyana ve Alexander



5- Okumaktan asla sıkılmam dediğin en az 5 yazar var mı?
Linda Howard Hemen hemen tüm çıkan kitaplarını çok severek okudum.

Nora Roberts Aynı şekilde kitaplarının neredeyse hepsini severek okudum.

Diana Gabaldon

Darynda Jones (Mizah anlayışına hayranım, çok doğal )

Karen Maria Moning

6- Hayatta okumam dediğin tür veya yazar var mı?
Kesinlikle var, korku ve gerilim kitapları… (Hani şu ruhlu, şeytanlı olanlar, bir de ismi lazım değilleri kapsayanlar, acayip ürküyorum) Polisiye, macera, fantastik ve ütopik kitap türlerini bunun içine katmıyorum.
Aslında yazım tarzından veya seçtiği konulardan hoşlanmadığım yazar da var ama müsaadenizle onların ismini söylemek istemiyorum, seveni vardır darılır ya da malum sorun benden kaynaklı da olabilir. Durağan ve uzun paragraflardan oluşan, bitmek bilmeyen betimlemelerin devrik cümleyle anlatıldığı, kendisini tekrarlayan, biraz felsefe ve birbirinin tekrarı ya da benzeri kelimelerle kurulmuş cümleler yumağı, bende boğulma hissi uyandırıyor. Misal; bir yaprağın rüzgarda salınışını, gölgesinin yerde nasıl dans ettiğini ve bu şekilde giden iki sayfa yaprak muhabbeti bana göre değil… Ki okuyanlara saygım ve takdirim sonsuz, tamamen zevk meselesi BEN sevmiyorum.

Bu kadar muhabbet yeter… Şimdi en heyecanlı kısım başlıyor. Senin yazma tutkuna…
7- İlk yazdığın cümleleri hatırlıyor musun ve yazdığın tarihi?  
Sanırım; ‘Sevgili Eleanor’ idi. Hayalin Yetmez hikâyesinin ilk kelimeleri :) Aradan uzun bir zaman geçti, malum o sıralar baya acemiyim, kâğıdın köşesine tarih yazmak aklıma gelmedi. Tabi bronşit tanısıyla 38 derece ateşle yattığım ve boş duramadığım için sıkıntıdan gördüğüm halüsinasyonları kâğıda da geçiriyor olabilirim :)2013 Mayıs ayında olduğunu biliyorum.
Sevgili Elenor yazarın 3. Basılı kitabı Hayalin Yetmez’in başlangıç cümlesi…

8-  Yazarken nasıl bir ruh halinde oluyorsun?
Yaşıyorum resmen, duygusal bir sahneyse oturur hüngür hüngür ağlayarak yazarım, canım çıkar. Komikse gözümden yaş gelene kadar kahkahalarla gülerim, bazen yazmayı bırakmak zorunda kalırım. Ben aslında yazmıyorum, hikaye karakterinin yerine yaşıyorum. Sanırım bundan aldığım zevk, yazmaya devam etmemi sağlıyor.
9- Yazmak için ilham geldiği an kalem kağıt mı tercih edersin, bilgisayar mı?
Aslında ilham bana gelmiyor, canım çok sıkkın olduğu ya da kafamda ciddi sorunlar bulunduğu zamanlar dışında, müsaitlerse ben onlara gidiyorum. Kimse inanmaz belki, birkaç paragraf üsten okumaya başlayınca hemen aralarına katılıveriyorum ve yazmaya değil, ne yaptıklarını izlemeye başlıyorum. Garip bir duygu, resim öğretmeni olmamla alakası olabilir, aslında ben yazmıyorum bir nevi resim yapıyorum veya devam eden sahneleri izliyorum. Elim de boş durmuyor bu arada, aralarında geçenleri yazıya döküyorum. Evet, bazen olmadık zamanda aklıma düştükleri oluyor, algı odaklı olduğum için asla ciddi bir iş yaparken değil, genelde uyuyacağım zaman ya da boş dersimde :) Hemen bir kâğıt parçasına ufak notlar karalar ve müsait zamanımda temize çekerim. 

10-Yazarken uyguladığın bir ritüel var mı?

Var diyebilirim, bağdaş kuruyorum ya da ayağımın birini kıvırıp altıma alıyorum. Masa başında denedim fakat istediğim performansı alamayınca vazgeçtim.


11- Yazdığın hikâyeleri bir şarkı ile eşleştiriyor musun? (Bana göre İGAP’ın şarkısı Hadise’den - Bence evlenmeliyiz hem de bu sene…)

Bazen oluyor, mesela İGAP da ne hikmetse; Bayıra karşı yatır beni, tırmala beni kaşı beni :) :) diye günlerce söylenerek gezmiştim. Sebebi yine meçhul, ben de bilmiyorum. Bunun yanı sıra genellikle romantik ve slow parçaları tercih ederim.

12- Yazdıklarını ilk kim okudu ve yorumu ne oldu?  
 Nihal’im… Çok sevdiğim ve benim için çok değerli bir dostum. Kendisi sınıf öğretmeni olarak çalışıyor ve iyi bir okuyucudur. Çok hoşuna gitti, hatalarımı gösterdi, bilgisayarda temize çekmeme yardım etti ve her adımda bana destek verdi. İlk dediğiniz için Nihal’imi söyledim, yoksa bu konuda güzel dostlarım hep yanımda oldu. Gelişmemi sağlayan yegane insanların başında geliyor, iyi olduğu kadar kötü zaman dostlarımdan sadece birisi ve benim için çok değerli :)

13-İlk kitabın için gelen ilk yorumu hatırlıyor musun?
Hayır, fakat sevgili, ‘ jardin ‘ kullanıcı adıyla güzel dostumu unutmam imkansız. Henüz sayılı okuyucum vardı ve günde bir iki kişi hikayelerimi okuyunca çok mutlu oluyordum. Neredeyse ilk günden beri sayfamda olan kişilerden birisiydi Jardin… O zamanlar yorumlara cevap vermek için nereye gireceğimi bile bilmiyorum. Ben cevap veriyorum diye ortaya yazıp duruyorum, yanıtla seçeneğinden bile bihaberim o derece anlayacağınız, aylar sonra fark ettim :) Sevgili Jardin beni hiç bırakmadı, sağ olsun hep yanımda… Hâlâ yanlış yazdığım veya gözden kaçırdığım hatalarımı düzeltir. Buradan kendisine çok teşekkür ederim, sevgiler Jardin, güzel dostum :)

14-Kitap sözleşmesi imzaladığın süreçte ya beğenilmezse, ya okuyucu kötü eleştirirse korkun oldu mu? Gece kâbuslar görüp uykundan uyandın mı?
Şaşkındım, heyecanlıydım ve kesinlikle kafamın bir köşesinde hep bir ‘acaba’ vardı. Sebebi, kendine güven sorunundan ziyade, kişinin kendisine karşı ne derece objektif olabildiğiyle ilgili.
Bununla wattpad dışında yüzleşmem gerekiyordu ve yeni okuyucuların verdiği yorumlar bir nebze belirleyecekti. Farklı bakış açıları ve daha geniş bir kitleye hitap etmenin tedirginliği doğal olarak olmalıydı diye düşünüyorum.


Sevgili blog takipçim ben Sevgili Sinem’inYüzü olmayan adam ve Bana ait kitaplarını henüz okuyamadığım için  (Kitaplar mühürlü ve kütüphanemde var yeni yılın ilk okunacak kitapları)  bu iki kitapla ilgili soruları instagramda @hayalin_yetmez sayfasının yöneticisi @dileginkitapları Sevgili Dilek sordu huzurlarında kendisine tekrar teşekkür ediyorum…

15- Duru’nun öngörü yeteneği etkileyici ve insanda merak uyandırıyor. Yaptığı astral yolculuklar bu konu aklına nereden geldi? Bir olaydan mı esinlendin ya da astral seyahat ile alakalı bir deneyimin oldu mu?  ( Yüzü olmayan adam) 
Merhaba Dilekciğim J
Hikayenin içindeki bir çok şeyde ucundan kıyısından deneyimlediğim ve bende izler bırakan olayları kapsıyor. Kurgu bağımsız tabii… Misal; Duru’nun ilk astral seyahat hikâyesini maalesef yaşadım ve inanılmaz korktuğum için asla bir daha denemedim.
Ben kitapları okuduktan sonra bu konuyu seninle konuşalım…

16- Çınar gerçek mi? Çünkü bu kadar duyarlı bir kişi gerçek olamayacak kadar ütopik. (Okumayanlar için Bana ait kitabında İşitme engelliler ile iletişim kurmak için eğitim sahası açan ve kendisi de öğrenen biri)
Evet… Daha doğrusu çok sevdiğim ve saygı duyduğum bir kişiye hitaben yola çıktım. Onun hayatından alıntılar ile kendimce kurguladığım hikâyemin bir karışımı. Üzgünüm, kim olduğu hakkında spekülasyona sebebiyet vermemek ve reklam konusu olmaması için söylemek istemiyorum.  


17- Kitap karakterlerine âşık olan okurlar var mesela ben Çınar hayranıyım. Senin karakterlerine âşık olan okurlar var mı? (Burada Çilek Kız devreye girer Leon benimdir yan bakanı öldürürüm der …)
Var, hem de ciddi bir rakam sanırım :) Son dönem Emir ve Suat revaçta, Asaf’ın da ciddi bir hayran kitlesi var. Tahir diyeceğim ama burada hemen susuyorum onu zaman gösterecek. Arkadaş biraz küfürbaz ve ağzı bozuk da :)

18-  Piyaz sever misin? ( Yüzü olmayan adam da Cemal’in suratına yediği sahne en sevdiğim sahneydi.)
Hem de nasıl, çok gülerek yazdığım bir sahneydi :) Tamamen spontane ortaya çıkan ve bana kahkahalar attıran bir bölüm oldu.

19-Yazdığın hikâyelerde yan karakterlerinde çok seviliyor olması, onlarında kitap olması için yapılan baskıdan rahatsız mısın? (Yüzü olmayan adam’da Duru’nun arkadaşı Merve ve Aga’nın abisi Cemal mesela)
Genelde baskın bir karakterse zaten kafamda bir şeyler şekillenmeye başlıyor, onun dışındaki durumlarda ise açıkçası zorlama gibi oluyor ve çok da hoşuma gittiğini söyleyemem. Anlayamadığım şu, hikâyeye başlarken sonuna kadar gidişat kafamda canlanıyor ve kendiliğinden gelişen bazı ufak değişiklikler dışında yolunda devam ediyor. Okuyuculara sorarak ( Şimdi şöyle mi yapayım, yoksa şunu mu yapayım ne istersiniz, x kişi ölsün mü yaşasın mı, mutlu mu olsunlar mutsuz mu ) gibi sorular soran yazarların nasıl kurguladıklarını ve sona vardıklarını anlayamıyorum.
Ben bir okur olarak yan karakterlerin kitaplaşmasına karşıyım…
20 – Yüzü olmayan adam ve Bana Ait yeni bir yayınevi ile basılacak mı? (Piyasada bulunamıyor ve bazı sitelerde ikinci el fahiş fiyatlı satışı başlamış)
Çok üzücü ve tatsız bir durum, maalesef hiç istemediğim halde kitabın çıktığı yayın eviyle hoş olmayan bir takım şeyler yaşandı. Tabii ki tekrar basılmasını ve okumak isteyip de ulaşamayan kitapseverlerle kavuşmasını istiyorum. Hayırlısı inşallah, ileride tekrar basılacağını umuyorum.

21-Duru’nun Aga’yı gördüğü sahnenin tasvirini resmettin mi? Kitap kapağı olarak hep o sahneyi hayal etmiştim.(Bilmeyenler için Sevgili Sinem resim öğretmeni)
Evet, daha doğrusu karaladım demek daha uygun olacak. Aslında kapak tam anlamıyla hayalimdeki gibi olmadı. Astral düzlemde bulunan Duru, tamamen şeffaf ve hayalet gibi görünmeli ve içinden şehir ile kaçışan insanlar görünmeliydi. Yani aklımda olan buydu. Tarık Aga ise gölgelerin arasından güneş gibi doğacaktı, falan filan diye gidiyor :)
Sevgili Dilek bu güzel sorular için teşekkür ederim. Şimdi sazı aldım elime ve Çilek Kız olarak kaldığım yerden devam ediyorum.
:) :) :) :) :)

22-Yeni çıkan Hayalin Yetmez, kitap Elizabeth’in kız kardeşi Eleanor’a yazdığı mektupla başlıyor… Mektubu ben Eleanor oldum ablamın yazdıklarını okudum gibiydi duyguyu çok güzel yansıtmışsın… Sen yazarken Elizabeth miydin Eleanor muydun?
Böyle düşünmene çok memnun oldum. Ben kesinlikle Elizabeth oldum, daha doğrusu o an kimin ağzından yazıyorsan genellikle o karaktere bürünüyorum. Özellikle sevdiğim bir kişiyse… Not; Doğal olarak erkek karakterleri yazmak daha zor, bunların arasında en çok zevk aldığım, (Beni çok güldürüyor ama ağzı çok bozuk) buna keza zorlandığım kişiyse tabii ki Tahir…

21-Leon’un Elizabeth’i gördüğü o anı o kadar güzel betimlemiştin. (Kelebeğin kozasından çıkma hali gibi) (Ben o sahneyi okurken hayal ettim. Hatta kitap kapağını görünce işte Leon’un Elizabeth’ i gördüğü an dedim.) Sen yazdığın sahneleri hayal ediyor musun?
Çok teşekkür ederim sevgili Çilek Kız :) Sanırım farkında olmadan bu sorunun cevabını verdim. Resmen gözümde canlanıyor ve ben de onları izleyip gördüklerimi yaşayarak yazıyorum.

22-Elizabeth’in ailesi Amişler. Amişler hakkında takipçilerime biraz bilgi verir misin? Ve neden Amişleri yazdın.   (Ben wattpad de okurken hemen Google Amişler yazmıştım. Onların gerçekten var olduğunu ve haklarında bilgileri edinmiştim.)
Başta da söyledim hatırlarsanız, ben ne bulursam okurum demiştim. :) Bilim dergileri, tıp dergileri (sanki hasta iyileştireceğim), moda, gezi, national geografi dergileri vb. de buna dahil. Bir de buna lüzumsuz bilgilere duyduğum garip merak eklenirse, içlerinden birinde Amişler hakkında bir makale görmüş ve kaşla göz arasında okumuştum. Yetmedi, doymadım… Bir kere ilgimi çekmişti sorgulamadım başladım okumaya, ha bu arada Aborjinleri de bana sorabilirsiniz :) (Kesinlikle haklarında yazmak için değil, deli bir merak işte) Aralarına girip yaşamayı düşünmüyorum ama ne hikmetse inciğine cıncığına kadar araştırmama da engel değildi. Google amca sağ olsun, çok lazım gibi günlerce Amişler hakkında ne bulduysam okudum durdum. Hani bulsam birkaç kitap kaçarı yok alıp bir de oradan devam edeceğim. Eehh tahmin edersiniz ilk yazmaya başladığım zamana denk geldi ve doğal olarak bir Amiş kızıyla yola koyuldum, gözümde hikâye canlanıverdi işte :)
İnşallah bir gün karşılıklı kahve içip aborjinleri konuşuruz seninle… Kendilerine azıcık bayılıyorum da…

23- Yazdıklarının beyaz camda ya da beyaz perdede okurlarınla buluşmasını hayalin var mı? (Bana göre İGAP harika bir sit com olur)
Kısmet, neden olmasın tabii isterim… Açıkçası, başta hikayelerimin kitap olması hayalim bile yoktu, teklif geldiğinde çok sevinmiştim. Şimdiyse bunları yazıyor olmak bile çok güzel. Bilmiyorum, yönetmenlerin takdiri, kafamın içindeki gibi canlanacaklarsa herkesin seyretmesini isterim ve çok mutlu olurum. Hayırlısı diyelim. :)


24- Türk karakterler mi yoksa yabancı karakterler yazmak mı daha kolay?
Kendi kültürünü yazmanın daha kolay ve doğal olduğunu, ilk iki hikayemden sonra Yüzü Olmayan Adam hikayesini yazarken anladım. Yabancılık çekmedim, çok daha akıcı ve bizden oldukları için zorlanmadığımı o zaman fark ettim. Tabi bu kişiye göre değişebilir, kendi hissettiğim bu yönde.

25-Amerika veya İngiltere’ye gittin mi? Eğer gitmediysen; hiç gidip görmediğin yerleri yazarken internetten mi kitaplardan mı araştırma yaparsın?
İkisine de gitmedim. Teknoloji ile aram pek iyi olmadığı halde iyi bir araştırmacıyımdır. Google Earth sağ olsun, hikayeye uygun kriterlerde yeri bulduktan sonra günlerce, saatler süren bir gezi yapıp sokak sokak okuduklarımla bağdaştırırım. Yazmadan önce ciddi anlamda uzun ve zahmetli süren bir çalışma diyebilirim. Mantık hataları olmaması için notlar alıyor, hesaplar yapıyor (saat farkı vb.)  ve yemeklerinden kültürel özelliklerine kadar orada yaşayan insanlar hakkında bilgi topluyorum. 

26-Blog takipçilerime ve okuyucularına son sözün nedir…
Hepsine canı gönülden çok teşekkür etmek istiyorum… Yazmaya başladığım ilk günden beri destek veren, yapıcı eleştirileriyle önümü görmemi sağlayan bütün dostlarıma, yanımda oldukları ve hikâyelerime gösterdikleri ilgiyle beni onurlandırdıkları için… Fanatik bir kitapsever olarak ortak bir zevki paylaştığım dostlarıma saygı duyuyorum ve onları gerçekten seviyorum. Hayatınıza ufacık bir esenlik kattıysam ne mutlu bana, sağlıcakla sevgiyle kalın… İyi ki varlar, hayatıma varlıklarıyla renk kattılar J


Sevgili Sinem İşler
Okuyucun bol, yolun açık olsun…
Sevgiler,
Çilek Kız Yasemin,

Seninle Tek Kelime Oyununa Hazır mısın?
(Yazdığım Kelimenin Karşısına Senin için İfade Ettiği Anlamı Tek Kelime ile Yazar mısın?)

IGAP Projesi (Bende IGAP’ım ama)   Macera dolu Amerika
Leon                       Sabır
Mektup                    Aşk
Piyaz                        Balık :)
Naime Sultan         “Anneannem,” bir Naime değil ama kesinlikle Perihan Sultan
Çilek                         Sesim geliyor mu? Bu isim tanıdık geldi :) :) :) Dostluk
Portre                       Mineselen
Okul                          Bebelerim
Yazmak                     Hayallerim
Amerika                   Ay bir an Tramp diyesim geldi, son dönemde Bush’dan sonra en çok onun adını duyar oldum :)
Elizabeth                  Saflık
Asena                                    Dişi Kurt
Aga                            Rüya :)
Çınar                         Aaaahhhh aahh
Engel                         İçimizde
Gelin                          İnanmak (Her şeyin çok güzel olacağına; Amin)
Amişler                     Organik