15 Kasım 2016 Salı

Nuray Ergen Söyleşisi

Merhaba;
Kasım ayının ilk konuğu LİZGE’nin yazarı Sevgili Nuray Ergen. Kendisine benimle bu keyifli söyleşiyi yaptığı için çok teşekkür ediyorum.
Bu arada söyleşimizi Sevgili Nuray ifadeler (Emojiler) ile renklendirmiş ama maalesef blogda çıkmadığından sildim onları.


Sevgili Nuray,
Sorularıma hazır mısın?  (Sana bir sır vereyim ben uğurluyumdur söyleşi yaptığım birkaç kalem söyleşi yayınlandıktan kısa bir süre sonra kitap anlaşması imzaladılar. Darısı başına)
Asıl ben teşekkür ederim. İnşallah dediğin gibi olur da bende kitap kokusu ile buluşurum canım âmin.

1- Önce seni tanıyalım Nuray Ergen kimdir?  Bize kendini anlatır mısın?
Mersin/Erdemli doğumluyum. 30 yaşında, evli ve iki kız çocuğu annesiyim. Çiftçi kızıyım ve bir ablam, bir de erkek kardeşim var. Güzel sanatlar fakültesi el sanatları bölümünü okudum ve 9 yıldır evliyim.

2-  Kitap okur musun? Eğer okuyorsan belli bir tarzın var mı, yoksa ne bulsan okur musun?
Kitap okumaya bayılırım. Siyasi olmayan her kitabı okurum yeter ki olsun. Ama tarihi aşk ve romantik kitapların da yeri ayrıdır hani.

Tarihi aşk seviyorsan sana Jennifer Royce öneriyorum okuyunca çok seveceksin…

3-Kitaplarını okumaktan en keyif aldığın yazarlar kimlerdir?
Judith McNaught,Julie Garwood,G.A.Aiken,ve Julie Quinn bayılırım bu yazarları okumaya

4-Wattpad de okuduğun kitap, takip ettiğin yazar var mı?
Aslında birçok kitap okuyorum burada isimler çok yani bende. Ama illaki cevap vermem gerekiyorsa Aşkın Nur Karataş ve kitapları

Sevgili takipçilerim Aşkın ile yaptığım söyleşiyi blogda bulabilirsiniz. Aşkın’ın ilk kitabı Soğuk ‘Kartanesi ve Mücevher’ çıktı.


5- Yazmak senin için ne anlam ifade ediyor?
Aslında bunu anlatmak çok zor, yazdığım zaman tüm sıkıntılarım gidiyormuş gibi hissediyorum hele ki yorumları okuduğumda işte o zaman diyorum ki iyi ki yazıyorum.


6-Neden wattpad? 
Güzel soru… Öyle yerlerde bulundum ki kitap alsam dahi gelebilecek yerler değildi. Sonra burayı keşfettim. Güzel hikâyeler okuduğum kadar, bana uymayan hikâyeler de okudum ve dedim ki ben neden yazmayayım... Sonuç olarak buradayım



7-İlk kitabın, “KUMANIN SAVAŞI” normalde Kumalıkla ilgili kitapları okumam. Ama senin kalemini sevdiğim için keyifle okudum. Ah Azra’mın yaşadıklarına okurken ağladım. Kuma hikâyesi yazmak zorlamadı mı seni?
Aslında zorlanmadım ama farklı bir şey yazmak için elimden geldiği kadar çabaladım. Kumanın savaşı benim ile göz ağrım. Yeri bambaşka.


8- Ama Cihan Ağanın aşkı… Her kadın öyle bir aşk hayal eder… Bu aşkı gerçekte yaşayan kim?
Bu aşkı yaşayan tabii ki hayal dünyam, her kadın böyle sevilmek, değer görmek ister ve eminim ki böyle insanlarda vardır. Ama Cihan Ağa hayal dünyamdaki bir karakter.

Sevgili yazarcığım bana oradan bir Cihan Ağa sar lütfen nikâh salonuna gideceğiz.

9-“LİZGE” ile seni tanıdım ve severek okudum kitabını Ama ben yine 2. Kitap ile başlamışım okumaya J Lizge, Timur Ağanın kızı mı?
Bu soruyu sevgili okurlarım dan da duydum aslında. Fakat Lizge Timur Ağanın kızı değil. Ayrıca Teşekkür ederim benim hikâyelerimi okumaya değer gördüğün ve olumlu olumsuz yorumlarını esirgemediğin için.


9-Baran nasıl güzel bir aşk adamı oldu öyle. Gitti Öküz Baran geldi Romantik Baran… Baran senin hayalinde yarattığın biri mi yoksa gerçekte var olan biri mi?
Baran ağa aslında hep romantik bir adamdı. Fakat yaşadıklarından dolayı bunu dışa pek yansıtamamış. Adam haklı aslında bir yönden.


11- Baran kızlarım diyor ama lütfen ters köşe yap erkek olsun.  Bu Baran Ağa ve Cihan Ağa’nın kız çocuk sevgisi gözlerimi yaşarttı. Sorum neden kız çocuk bu kadar çok istiyor Baran? (Bölümde verdin ama buraya da yaz istedim) 
Çünkü Baran ağa karısına deli gibi âşık bir adam... Hiç yaşamayacağına inandığı şeyleri Lizge ile yaşadı işte bu yüzden kız çocuk merakı. Hatta ilk önce sana söyleyeyim bebişler erkek
İşte bu… Ay çok sevdim Lizge’ye âşık iki erkek daha.


12- Gurur, okumanın öküzlüğü almadığının canlı kanıtı eminim yazarken zorlanmamışsındır… Nilay ve Gurur için ayrı bir hikâye olacak mı yoksa burada kalacak mı?
Onlar bu hikâyenin yan karakterleri. Gurur ciddi anlamda senin de dediğin gibi öküzün teki ama romantik öküz. Onlar için ayrı bir hikâye olmayacak ama bu çifti Nazlı’nın hikâyesinde elbet göreceğiz.


13-Ve sıra Nazlı’nın hikâyesinde…  Azra’nın kızı Nazlı… Biraz ipucu verir misin?
Sen sorarsın da ben vermem mi? Nazlı asi bir karakter olduğu gibi yufka yürekli bir kadındır. Lafını esirgemeyen bir tip ve hayali uğruna mesleğini bile bir kenara fırlatan güzeller güzeli bir kadın... Ve öyle bir karakter var ki karşısında aşk deyip sürekli dalga geçtiği şey başına gelecek. Öyle güzel âşık olacak ki umduğunu bulacak mı hep birlikte göreceğiz?

14-Selim’ciğim arsız çapkınım… Bizi yazmaya ne zaman başlıyorsun? Biraz anlatsana neler olacak bizim hikâyemizde?
Anlatayım mı? Sen iste yeter ki… Selim karakterim biliyorsun ki yan karakterdi ama öyle ilgi gördü ki bende şaşırmadım değil hani. Biliyorsun Selim senin de dediğin gibi arsız bir çapkın ama emin ol onunda yaşadığı bazı şeyler vardır… Vallahi Nazlı’dan sonra gelecek bölümler.

15-Yazdığın erkek karakterler hepimizin hayalindeki baba, eş, abi, evlat. Siz böyle yazdıkça çıta yükseliyor… Sence yazdığın erkek karakterlerin benzerleri gerçek hayatta var mıdır?
Mesela Selim karakterim gerçek hayatta vardır ve çok iyi bir arkadaştır kendisi… Baba karakterlerim de genelde kendi babamdan yola çıkarak yazdım… Tabii burada eşimin hakkını da yememek lazım.

16- Yazdıklarının kitap olması, imza günün olması gibi hayallerin var mı? 
İlk yazmaya başladığım zaman dedim ki elli kişi okusa yine bana yeter... Ama şu an dört yüz binlere doğru yol aldım gidiyorum… Tabii ki bende her yazar gibi böyle bir hayale sahibim... İnşallah bir gün bu duyguyu bende yaşarım ve okurlarımla tanışma fırsatım olur…

17-Blog takipçilerime ve okuyucularına son sözün nedir…
Takipte kalsınlar ve bu muhteşem söyleyişi kaçırmasınlar.

Sen şimdi bitti sandın ama bitmedi seninle küçük bir oyun oynayalım mı?

Benim yazdığım kelimenin karşısına senin için ne anlam ifade ettiğini tek kelime ile yazar mısın?
Baran                        : Aşk
Lizge                         : Sevmek
Aşiret                        : Gelenek
Kuma                        : Acı
Anne                         : Her şey
Demir Ağa                : Adam gibi adam
Aile                           : Tek gerçek
Seksi çamaşırlar       : Yani pek ilgi alanım değiller (Lizge’nin İlgi alanı)   
Aşk                           : Eşim
Bebek                       : Mucize
Çilek                         : Meyve (Yanlış cevap doğrusu Yasemin olmalıydı)
Down Sendromu      : Önyargı
Moda                        : Yakışanı giymek
Lüks                         : İsraf
Nilay                        : Çılgın
Alp Ataman             : Gerçek üstü varlık
Sosyal Medya          : Olması gerektiği kadar


Sevgili Nuray,
Öncelikle bana ve sorularıma katlandığın için çok teşekkür ederim.
Okuyucun bol, yolun açık olsun.
Sevgiler
Çilek Kız


Senin de yolun açık olsun... Benim için harika bir deneyimdi. Ve tekrardan Teşekkür ederim her şey için…

13 Ekim 2016 Perşembe

Bir parça HEVES... Sümeyye Kalyoncu

Merhaba konuk yazarımız  Sevgili Sümeyye Kalyoncu
Sevgili Sümeyye, öncelikle söyleşiyi talebimi kabul ettiğin için çok teşekkür ederim. Sorulara hazır mısın?  
Çok heyecanlıyım ama sanırım hazırım. Hadi başlayalım!


1- Sümeyye Kalyoncu kimdir önce seni tanıyalım…
İnsan kendini nasıl anlatabilir ki? Deliliğini satırlar arasına gizlemeye çalışan bir kızım işte. Hayatla olan kavgasını en üst safhada yaşarken; hem okuyup, hem çalışıp meslekleri uç uça ekleyip duruyorum. Ne bileyim. Bir kez geliyoruz dünyaya… İyi değerlendirmeye çalışıyorum işte.


2-Sümeyye iyi bir okuyucu mudur? Yeni mezunsun biliyorum, ders kitapları dışında ne okursun…
Evet, zor bir sürecin ardından sonunda kitaplarıma daha çok vakit ayırabiliyorum. Okumak; ne ile ilgili olursa olsun bilgi aşığı bir kadınım. Bana bir şey öğretecek el broşürlerini bile okurum oda sayılıyor değil mi okumaktan?
Sayılmaz mı bende severim onları okumayı…


3- Neler okursun… Başucu kitabın var mı, varsa nelerdir?
Olmaz mı? Hepsi başımın ucu, başımın tacı… Hiçbirini ayıramam fakat gözümün bebekleri var ki hemen sayayım; Dostoyevski- Suç ve Ceza, Necip Fazıl Kısakürek-Çile, Oğuz Atay-Tutunamayanlar gibi… Sanırım saymakla bitiremeyeceğim.

4-Kitaplarını okumaktan en keyif aldığın yazarlar kimlerdir?
Dünyaca ünlü klasikleri okumaya bayılıyorum. Bu çok geniş bir yelpaze elbette… Ama yazarsa almadan geçemeyeceğim yazarlar elbette mevcut. Mesela Khaled Hosseini (Halit Hüseyni) kalemini bayılırım. Türk yazarlardan Canan Tan, İnci Aral, Ayşe Kulin… Bunlar çok daha genç yaşlarımdan beri takip ettiğim yazarlar. Hepsi kadın ve Türk, güçlü kadınları seviyorum vesselam.


5- Yazmaya ilk ne zaman başladın?   
Bu şu soru ile eş benim için; “Yaşamaya ne zaman başladın?”. Bilmiyorum. Çocukluktan beri bir yerlere bir şeyler karalıyorum. Ama iyi, ama kötü, ama kısa, ama uzun… İlk hatırladığım anım ise vefat eden dedeme sürekli mektup yazdığımdı. Ona dünyada olan bitenleri anlatıyordum ve özlemimi dile getiriyordum. Annemde benim için onları postaya verip dedeme yolluyordu. Tabi gerçek bir zaman sonra ortaya çıktı.

6- Hayallerinin arasında kitaplarının basılacağı, imza günün olacağı, Bir Tutam Çilek ile söyleşi yapacağın var mıydı? (Bir Tutam Çilek yoktu biliyorum ama var dersen ben çok mutlu olurum)
Hayatınızda ki bazı şeylerden emin olursunuz. Henüz olmamıştır ve olacağı günü beklersiniz. Bu hayal değil, gerçeğin ta kendisini meydana getiren bir süreçtir. Ben bir gün kitabımın çıkacağını biliyordum. Şöhret olmak gibi bir gayem yok. Sadece yazdıklarımın belli bir zümreye ulaşıp ellerinin arasından mutluluğa dönüşmesini istiyordum ve oldu! Bu benim için yeterliydi. Tabii ki Bir Tutam Çilek ile söyleşi yapma hayalim vardı. Bu inanılmaz ve benim için pastanın kaymağı oldu.

7-  Heves ’i yazmaya nasıl karar verdin? 
Anlatmak istediğim şu. Karar vermiyorsunuz yazmaya. Yazıyorsunuz ve karakterleriniz kendi hikâyelerini yazdırıyorlar. Mavi ve Çınar, Heves ve Utkan… Benim yazma serüvenime sadece katıldılar ve ellerimden kendi hikâyelerini duyurdular. Ben sadece aracı oldum.

8- “Utkan” karakteri için gerçek hayatta kimden esinlendin?
Hiç kimseden desem? O bir hayali karakter ve kendi kendini oluşturdu. Dedim ya ben sadece yazdım. Etrafımda ona benzer kimse yok. O benim eşsiz adamım.

O senin çocuğun lütfen ama benim arsız aşkım…


9-“Pare Heves” narin, yaralı, güzeller güzeli Para Heves kim?
Bir parça Heves… Adı buradan gelmişti. Her şeyin başlangıcı bir parça heves ile oluyor. Devamı için daha güzel duygular lazım bunu anlatmaya çalışmıştım. Aslında sıradan bir kız, senden benden güzel değil anlayacağın… İnsanın kalbi güzel olsun.

10- Evet, biliyorum her iki karakterde hayal ürünü ama birilerinden esinlendiğin kesin…
 Hahaha gerçekten kimse yok esinlendiğim. Olsa söyleyeceğim ama gerçekten yok.


11- Utkan’ın iç sesleri arsız, müstehcen ve gerçek… Bir erkeğin iç sesini yazmak seni yormadı mı?
Aslında yormadı. Buradan beylere selam yolluyorum. Testosteron taşımak oldukça güç bir mevzu… Fakat kontrolü testosterona bırakmayıp avuçlarında tutan erkeklere bayılıyoruz bu bir gerçek. Dizginleri bırakmayalım beyler.


12- Pare Heves, Onu böyle büyük bir aşk ile seven Utkan’a yaptıklarından sonra gidip saçını başını yolmak istedim… Bence Pare Heves biraz da sensin yanılıyor muyum? (Güçlü, kendi ayakları üzerinde durabilen cesur kız)

Kendimden esinlenmedim. Tam tersi kendimden uzaklaştırmak istedim onu ama ne yaparsanız yapın her karakter biraz yazarını andırıyor. Okuyan ve beni tanıyan yakınlarımdan Heves’i okurken gözümüzün önünde hep sen canlandın geri dönüşleri almadım değil. Ne diyeyim. Heves gücünü elbette benim ellerimden aldı ve bende onun güzelliğinden. Beraber el ele verip güzel şeyler yapmaya çalıştık.


13-Final… Eğer mutsuz son olsaydı gözüme gözükme derdim… Neyse ki mutlu son… Senin hayalindeki final bu muydu?
Değildi. Son anda karar değiştirip mutlu bir son yaptım. Çünkü ben bir kitap okurken günlük streslerimden uzaklaşıp bir nebze mutlu oluyorum. Bir iki saatlik kitap okuma seansı beni bu dünyadan alıp başka bir yere götürüyorsa şayet; o gittiğim yerde mutluluk isterim. Bu yüzden mutlu son ile bitti. Belki de bitmedi? Hı ne dersiniz?


14-Blog takipçilerime ve okuyucularına son sözün nedir…

Bu bloğu takipte kalın. Bu çilek kız çok tatlı. Ve ben onu çok seviyorum. Sabrı ve sevgisi için sizin huzurlarınızda teşekkür ediyorum.
Sevgi, saygı ve öpücüklerimle.

Canımsın şirine yazarım…
Sevgili Sümeyye,
Okuyucun bol, yolun açık olsun…
Sevgiler
Çilek Kız




25 Eylül 2016 Pazar

Jeniffer Royce




Merhaba;
Bu ayın konuğu Tarihi Aşk Romanları yazarı Jennifer Royce…

Sevgili Jennifer Royce öncelikle söyleşiyi talebimi kabul ettiğin için çok teşekkür ederim. Sorulara hazır mısın?
Hazırım ve çok heyecanlıyım. Asıl ben teşekkür ederim bu söyleşiye beni davet ettiğin için Çilek Kız: D



1- Jennifer Royce kimdir önce seni tanıyalım…
Jennifer Royce öncelikle bir eş ve anne. Yirmi altı yılını çocuklara adamış bir eğitim gönüllüsü… Çocukluğundan bu yana şiir deneme, kısa öyküler ve çocuk hikâyeleri yazan, bu arada deli gibi kitap okuyan, sürekli aklında kurgularla dolaşan ve bir an geldiğinde patlayıp bunu yazmalıyım dediği uzun soluklu kurguları sayfalara dökmek için kıvrandığı cümlelerle hayat bulan bir kadın…



2-Jennifer Royce isminin hikâyesi nedir, kimden esinlendin? (Ben biliyorum:))
Jennifer ve Royce Judith McNaught’un Düşler Krallığı kitabının kahramanları: D Beni tarihi aşk kitaplarına yönlendiren ve bu türü tutkuya dönüştüren muhteşem kadının muhteşem kitapları



3-Jenifer’ın iyi bir okuyucu olduğunu biliyorum. Belli bir tarzın var mı yoksa ne bulsam okurum diyenlerden misin?
Seçici değilim sanırım bu konuda. Bulduğum her kitabı okurum. Ama ağırlık olarak her zaman romantik ve aşk kitapları olmuştur. Yaşım ilerlediğinde tarihi kurguları keşfettim o andan itibaren benim vazgeçilmezlerim arasına girdi. Bu demek değildir ki sadece bu türü okuyorum. Polisiye, fantastik, tarihi, klasik benim için fark etmiyor yeter ki kitap olsun.


4- Başucu kitabın var mı, varsa nelerdir?
Çok fazla başucu kitabım var. JM’nin bütün kitapları her zaman ulaşabileceğim bir noktadır. Julie Garwood’un İskoç kurguları da öyle. Nazan Bekiroğlu’nun kalemine hayranım. Elimde olan kitaplarını yeniden ve yeniden okurum. Bir de Mustafa Kutlu’nun kaleminden her zaman etkilenmişimdir.



5-Kitaplarını okumaktan en keyif aldığın yazarlar kimlerdir?
Genelde bir yazarın kalemini beğenmişsem bütün kitaplarını okurum. İlk gençlik yıllarımda Türk yazarların ardından dünya klasiklerinin hepsini okudum. Siyasi kitaplara, psikolojik kitaplara geçiş yaptım. Bir andan sonra baktım ki tamamen yabancı yazarlara yönelmişim. Bu yıllarca böyle devam etti. Son yıllarda kendi içimizdeki cevherler ortaya çıkmaya başladı. Ben yeniden Türk yazarları okumanın keyfine varıyorum.
Yabancı yazarlardan ne yazsa okurum dediğim : Dan Brown, C. Grange, JM, Julia Garvood, SEP, Anne Chapbell, Johanna lindsey, Nicola Jordan
Bizden ise: Selvi Atıcı, Meral Kır, Güneş Demirel şu an aklıma gelenler



6- Yazmaya ilk ne zaman başladın?
Ortaokul sıralarında kompozisyon dersimiz vardı. Yazdıklarımla Türkçe hocamızı şaşırttığımı fark etmiştim. Her yazdığım kompozisyon için bunu nereden alıntı yaptın sorusunu sormaya başladı. Lisede Edebiyat hocamız “Asla yazmayı bırakmayacağına dair bana söz ver.” demişti. Söz verdim ben de. Elimden geldiğince yazdım hep yazdım. En büyük yazma nedenimdir kendisi. Ama basılması için beni sürekli tetikleyen ve peşimi bırakmayan kişi Ebru Elif Aydın’dır. Kurgularımı okuyup beni bulan, en acımasız eleştirileri yüzüme karşı söylemekten çekinmeyen, kurgularımın kitaplaşmasında da beni yönlendiren ve desteğini asla eksik etmeyen canımdır o benim. Sonra Zeynep Alkanat girdi hayatıma. Biri yetmezmiş gibi acımasız bir eleştirmen daha… Benim aklımdan zorum olmalı hahahah :D İkisinin varlığı beni pes etmekten,hevesimin yarım kalmasından kurtardı. Buradan ikisine de kucak dolusu sevgi ve öpücük gönderiyorum.



7-Hayallerinin arasında kitaplarının basılacağı, imza günün olacağı, Bir Tutam Çilek ile söyleşi yapacağın var mıydı?(Bir Tutam Çilek yoktu biliyorum ama var dersen ben çok mutlu olurum)
Öğretmenlik hayatımda öğrencilerime konu anlatırken kendi yazdığım öykülerden yararlanırdım. Anlamadıkları konuyu hemen hikâyeleştirir anlatır ardından drama haline dönüştürürdüm. Alfabe sokağı, matematik gezegeni, zaman ülkesi bunlardan birkaçı. Aslında öğretmen olarak bu hikâyelerimi bastırmayı düşünmüştüm. Uzun soluklu roman hiç aklıma gelmemişti.Bir Tutam Çilek’le söyleşi elbette benim hayalimdi. :D



8- Tarihi Aşk Romanı yazıyorsun. Seninle tanışmamız ‘Asil Korsanlar’ serisinin ilk kitabı oldu. Açıkçası son okuma için bana geldiğinde kesinlikle ön yargılıydım ne kadar iyi bir eser olmuş olabilir dedim… Ama kitabı bitirdiğimde Ebru’ya sorduğum ilk soru devamı nerede oldu? Kitabı yazarken ‘Tarihi Aşk’ olması sende tedirginlik yarattı mı? Ya başaramazsam diye.(Yazarın ilk kitabı ‘Gözlerinin Esareti’ ama ben okumadım o yüzden onunla ilgili soru yok)
İlk yazdığım kurgularda bu tür endişeler taşımış olabilirim. Ama yazmaya başladığımda basılması ve kitaba dönüşmesi gibi bir hayalim olmadığı için rahattım. Sonuçta kendi zevkim için yazıyordum. Sonra okurlarım ön plana çıkmaya başladı. Sevildiğini ve zevkle okunduğunu gördükçe sanırım daha iyi yazmaya başladım.



9-Tarihi Aşk yazmak seni yormuyor mu? Biliyorum çok ciddi araştırmalar yapıyorsun, tek bir kaynakla yetinmiyorsun.
Kurgulamaya başlamam ve kurgunun devamını planlamam yaklaşıp bir yıllık bir süre içeriyor. Bu yazma aşamasına geçmeden önceki süreç. Daha sonra araştırmaya başlıyorum. Yaklaşık olarak bir yıllık bir demlenme gerekiyor. Yazma aşamasına geçtiğimde beni engelleyecek hiçbir şey olsun istemiyorum fakat yazarken bazen kendiliğinden yön değiştiren olaylar olabiliyor. O zaman yeniden araştırma yapmaya başlıyorum. Elbette bu bazen yazma hevesimi öldürüyor. Böyle zamanlarda bir süre ara verip başka bir kurguya geçiyorum.


10-Fahid ve Sagirah müthiş bir aşk, tutku ve masumiyet ikinci kez okuduğum ender kitaplardan biri oldu. Yazarken ne hissettin?

Fahid’i yazmaya başladığımda ortaya âşık olduğum bir adam çıktı. Bu nedenle bende her zaman yeri farklıdır Elbette böylesine âşık olunası bir adama en az onun kadar sevdiğim bir kadın karakter olmalıydı. Sonuçta Ayrin ortaya çıktı. Dört yıl önce yazmaya başladığım ilk hali çok farklıydı. Laf aramızda okurlardan gelen tepkiler beni geri adım atmaya itti. Özellikle bir andan sonra… O an kurguyu bıraktım. Yeniden yazmaya başlamam iki yıl sonra oldu. Sevdiğim ve bağrıma bastığım heyecanla bakarken gözlerimi dolduran kurgumdur.



11-Dante heyecanla beklediğim serinin ikinci kitabı. Birazda ondan bahsedelim mi?

Dante ( Aşka Tutsak) Fahid ve Ayrin’den önce yazılıp tamamlanmış bir roman. Üç yıldır kitaplarımı sakladığım dosyamda sırasının gelmesini beklemekte. Esir Yürek’teki kahramanlarımızın aksine daha fazla duygu yoğunluğuna sahip. Şöyle ki Aşka Tutsak’ta kaybedilmiş bir aşk var. Bu nedenle işin içine öfke nefret ve intikam giriyor.  Evet, Esir Yürek’te de vardı fakat orada bu hisler Fahid’in ve Ayrin’in geçmişinde hayatlarını olumsuz yönde etkileyen başka şahıslar içindi. Bu kitapta kahramanlarımızın ikisinin de olumlu ve olumsuz duyguları birbirlerine yönelik.

(Bu arada “Esir Yürek’i” kime tavsiye ettiysem bana dönüşleri eee devamı nerede, ya acaba ne kadar iyi bir kalem diye aldık ama harika bir kalemle tanıştık şeklinde oldu.)
Dante için bir kitaplık süreç rica ediyoruz okurlarımızdan. Araya bağımsız bir kurgumuz olan İntikamla Gelen’i soktuk. O da okurlarımız tarafından basılması hevesle beklenen bir kurguydu.



12- Yeni kitabın “Mortena Yayınları” mutfağında hazırlanıyor. Bize biraz konusundan bahseder misin?
:D Kayla yazdığım en uçuk ve çılgın karakter. Tabi Falcon’da ondan geri kalmaz.
Kayla Filtz Walter'ın en uçuk hayalleri arasında bile bir Dük ile evlenmek yer almamıştı.Fakat babasından kendisiyle evlenmek için izin isteyen Stuherland Dükü sayesinde ayağına gelen kısmeti geri tepecek değildi tabi! Hatta lanet olasıca Dük düğünden hemen sonra kayıplara karışmasaydı, ona âşık bile olabilirdi.
Stuherland Dükü, Staffor Markisi Falcon Francis Egerton kapısına dayanıp karısı olduğunu iddia eden, egzotik ve bir o kadar da çekici ama aynı oranda yalancı bir kadına pabuç bırakacak adam değildi. Bu tür oyunları çok iyi bilirdi ve tuzağa düşmeye hiç niyeti yoktu. Kadının deli olduğuna da yemin edebilirdi. Yani öyle düşünüyordu. Ta ki bu egzotik güzel kendisini kaçırıp da evlendiğini bile bilmediği karısı olduğunu kanıtlayana kadar...



13-Wattpad de kitap okuyor musun? Mesela kimleri okursun?
Daha önce çok okuyordum özellikle keşfedilmemiş kurguları okumaya bayılıyordum. Son zamanlarda fırsat bulamıyorum açıkçası. Kalemini çok sevdiğim arkadaşlarım var Wattpad de. Lemariz, Öykü, Nehir, Demet ve sayamadığım diğerleri.  Ama ben daha çok kitaptan okumayı tercih ederek bekleyişe geçiyorum.




14-Blog takipçilerime ve okuyucularına son sözün nedir…
Yolun açık olsun sevgili Çilek Kız :D Seninle bu röportajı yapmaktan büyük keyif aldım ve onur duydum. Okurlarım… Ah okurlarım sessiz destekçilerim, onların geri dönüşlerini seviyorum. Lütfen beni bu mutluluktan mahrum bırakmasınlar. Bana yazılan bir cümle bile kalemime yansıyor. Benimle oldukları için çok teşekkür ederim ve kocaman öpüyorum. Umarım beni onlarsız bırakmazlar. Her şey bir yana dostluğumuzun baki kalması dileğiyle…


Sevgili Jeniffer,
Okuyucun bol, yolun açık olsun…
Sevgiler
Çilek Kız


Asıl ben teşekkür ederim. Sevgiyle kal…

19 Eylül 2016 Pazartesi

Merve Duman - Aşktan Sabıkalı




Merhaba;
Bu ayın konuk yazarı Sevgili Merve Duman

Merve’ciğim öncelikle söyleşi talebimi kabul ettiğin için çok teşekkür ederim. Sorularıma hazır mısın?  
Hazırım Çilek Kız! :)


1- Merve Duman kimdir önce seni tanıyalım…
Hım… Merve Duman, 21 yaşında üniversite son sınıf öğrencisi bir genç kızdır. Bu sıradan tanımın yanında inanılmaz bir okuyucu, tutkulu bir yazar adayı, arkadaşlarıyla konuşmaya bayılan çenebaz ve ailesine düşkün bir insandır.


2-Merve Duman yazmanın dışında iyi bir okuyucu. Neler okur? Belli bir tarzı var mıdır yoksa ne bulsa okur mu?
İşin aslı taşındığımız evde önceki ev sakinlerinin bıraktığı kitapları bile okumuşluğum var. Ki bunlar Grange ve Ahmet Ümit’in kitaplarıydı. Ne bulsa okur desek çok da eksik bir tanım olmaz. Kaliteli kitap olduktan sonra pek fark etmez.  Yine de aksiyon, maceraya biraz fazla düşüyor olabilirim.

Grange efsanedir korktuğum halde ısrarla okumaya devam ediyorum…



3- Başucu kitabın var mı, varsa nelerdir?
Başucumda direkt bir kitaplık var. Böyle gözlerimi kapatmadan önce, yeni güne uyanırken, gece kâbus görüp yatağımdan sıçradığımda görebildiğim minik bir kütüphanem var. Bu aralar sıkça elime aldığım başucu kitabım ise Lügat 365. Açıp açıp bir kelime okuyorum! 


4-Kitaplarını okumaktan en keyif aldığın yazarlar kimlerdir?
Guillaume Musso! Kendisi en büyük idollerimden biridir. Marc Levy, Zülfü Livaneli, Murat Menteş, Emrah Serbes, İhsan Oktay Anar, Selvi Atıcı, Zeliha Eren… İlk aklıma gelenler bunlar, hepsini de şiddetle tavsiye ederim.


5- Bize yazma hevesini anlatır mısın?
Yalnız bu çoook uzun bir hikâye! Uyarmadı demeyin! Yazma hevesim ikinci sınıfta giydiğim krem rengi monta dayanıyor. Bu montu sık sık üşütüp hasta olduğum için babam almıştı ama iki beden büyüktü. Sebebi o zamanlar kışların daha sert geçmesinden ötürü bütün bedenimin soğuk havadan korunmasıydı. Velhasıl kelam bu mont çantamın ağırlığı ile birleşince inanılmaz ağır hissediyordum kendimi. Bir adım bile bir yıl gibi geliyordu. Bir gün bu montun içinde okula yürürken içimden ‘Şimdi yazar olsan, kâğıtların ortasında kaybolsan, şöminen yansa…’ dedim. Bu fikir içimi öyle ışıtmıştı ki yıllar sonra yazmaya başladığımda ilk aklıma gelen bu anım olmuştu. Okulda kitap okuma derslerinden inanılmaz zevk alırdım mesela, hocanın durduğu yeri hep ben hatırlardım. Hikâye tamamlama aktiviteleri olurdu, onlar da favorimdi. Sonra liseye geçtiğim yıl yazmaya başladım. İtiraf ediyorum ilk yazdığım satırlar rezaletti! Ama duramıyordum. Sonra hızla geliştiğimi buna tutkuyla bağlandığımı hissettim.  Aradan dokuz sene geçti hala duramıyorum. Yazma hevesinin olduğu yerde trafik kuralları ve kırmızı ışıklar yok! Bas gaza gitsin!



6- Hayallerinin arasında yazdıklarının basılacağı, imza günün olacağı ya da Bir Tutam Çilek ile söyleşi yapacağın var mıydı? (Bir Tutam Çilek yoktu biliyorum ama sen yine de vardı demelisin bence)
Ahahahah! Çok tatlısın! Bir Tutam Çilek ile röportaj yapmak en büyük hayalimdi! ;) İşin aslı ben yazmaya başladığımda yayın dünyası bu kadar yeni kalemlere açık değildi. Hiçbir zaman kitabımın basılacağı umuduyla yazmadım. Yazamadım desek daha doğru olur. Hayalini kurmak bile hayaldi. Kitap çıktı mesela ben hala ‘kitabını aldım’ diyenlere şaşırıyorum. Jeton geç düşüyor!


7-  Aşktan Sabıkalı’yı yazmaya nasıl karar verdin?  
Hiç yalan yok! Okulu astığım bir gün, battaniyem ve ben benzersiz bir ikili olduğumuz o pinekleme anında kısa bir video izlerken oluşuverdi kurgu. Dedim ki bir bakıcı bir çocuk bir adam olsa, bu adam ve bakıcı ajan olsa, yok yok polis olsa, kadın yanlış göreve düşse, adam bilmese, çocuk bunlara çok çektirse… Sonra? Sonrası gelmedi. Yine kendin çizdin kendin oynadın dedim, attım üzerimdeki battaniyeyi gittim annemin yanına. Sonra bir gece rüyamda kitabın ilk sahnesini birebir gördüm. Bihter ve psikopat hocanın arasında geçenlerin hepsi direkt rüyamdan aktarıldı. Rüyadan o kadar etkilendim ki tekrardan bu kurguya dönüş yaptım. Nasıl, ne şekilde klavyemin başına geçtim bilmiyorum ama ilk bölümden sonra arkadaşlarım devamı nerede diye çıldırdıklarında bu macera başlamış oldu.



8- ‘Savaş’ karakteri için gerçek hayatta kimden esinlendin? (Eğer böyle bir adam varsa kendime 7 tanecik kopyalatacağım)
Savaş kişilik olarak etrafımdaki hiçbir erkeğe benzemiyor ya da hepsine benziyor! Özünde kadınlar ve erkeklerin hepsi aynı nasıl olsa! Ama görsel olarak İtalyan bir oyuncudan esinlendiğimi söyleyebilirim. Özetle etrafımda bir Savaş yok. Polis de yok. Kancalı gibi biri de yok. Bihter bile yok!

9-Dansöz, Erkek Fatma ama güzeller güzeli Bihter’i kimden esinlendi?
Bunun cevabı da aynı. Bihter de etrafımdaki hiçbir insana benzemiyor. Özellikle soğukluğu, duvarları, tavırları… Tamamen bana zıt, benden uzak biri. Başlarda yazmaktan hoşlanmadığım bir karakterdi hatta. Sonra sonra duvarlarını indirdikçe sevdiğim bir karakter oldu.

10- Evet, biliyorum her iki karakterde hayal ürünü ama birilerinden esinlendiğin kesin… (Savaş’ın acıları, Bihter’in yaralı ruhu ve kalbi… Kim ilham verdi sana)
Bu soruyu okuyunca bir an tövbeye geldim! Yukarıdaki cevapları vereceğimi nereden biliyordun?
Bilemiyorum… Hepimizin içinde yaralı bir ruh, kırık bir kalp, acılı bir geçmiş vardır. Çevremi izlerken yakaladığım küçücük bir ayrıntı bile onlara şekil vermeye yetti. Mesela erkeklerin ilk aşkını unutamadığını lisede bir arkadaşımın başına gelince tecrübe ettim. Bu Savaş ve Sinem arasındaki ilişkiyi oluşturdu. Çocukluğunu yaşayamamış insanların zor insanlar olduğunu babamla keşfettim. Çok zor ve yoksul bir çocukluk geçirdiği için bize hep her şeyin fazlasını vermeye çalışıyor. Bu da Bihter’e çok yakın bir ruh hali. Başına kötü bir şey gelen her kadın dışarı çıkmaktan korkar. Tacize uğrayan kadınların çoğu kendini evine, odasına kapatır. Bu çok acı bir gerçek. Zekiye Teyze bu kadınlardan biri, âşık olduğu kadınla evlenmesine izin verilmeyince ömrünü yalnız geçiren bir adamın hikâyesini duydum kulaktan dolma. Feridun’un kötü bir adama dönüşmesinin temelinde aşk yok muydu? Kısaca benim bile farkında olmadığım ayrıntılar yazarken birer birer karakterlere dönüşebiliyor. Bu da bilinçaltımızın bize oyunu olsa gerek…


11- Aşktan Sabıkalı aşk romanı değil polisiye macera… Sevdiğin polisiye dizi veya filimler var mı bizlere de önerebileceğin…
Yılan Hikâyesi! Küçük bir kız çocuğu iken deli gibi izlerdim. Herhalde polisiye sevmemin temelinde o dizi var. Son izlediğim Person of Interest dizisi aksiyon severler için birebir. Film olarak inan şu an aklıma bir şey gelmedi.

Benim favorim “ARKA SOKAKLAR ve KANIT”



12-Buse’ye öldüm bayıldım onun gibi bir kızım olmalı… O kesin yeğenlerden veya komşu çocuklarından biridir yanılıyor muyum?
Yaklaştın! Buse’de bütün çocuklardan esinlendim. Çünkü bütün çocuklar inanılmaz zeki! Minik bir kuzenim var. Buse’den büyük ama Evin önü ile Eminönü onun karıştırmasıydı.  Resimleri okuma kız kardeşimin huyuydu. Benim okul kitaplarımdaki resimleri, boya kalemlerimi hatta bardakla tabağı bile konuştururdu. O konuda da kız kardeşimin küçüklüğünden esinlendim. Sonuç yine aynı anlayacağın, esinlenme deyince çocukluğuma bile inmek gerekiyor. :)



13- Gelelim Serkan ve Sedef’e… Biz ekip olarak (Ebru, Zeynep ve Ben Serkan’dan yanayız) Sedef gerçek bir kişi kimden esinlendin demeyeceğim ama Serkan kim?
Evet, Sedef gerçek bir kişi. Ama kurgudaki Sedef tabi ki bazı konularda gerçeğiyle ayrışıyor. Mesela gerçek versiyonu çekilmez derecede inatçı! Kitapta olsa mundar ederdi Serkan’ı. Serkan ise standart Türk erkeği. Kaçanı kovalayan türden! Sonra kovaladığına âşık olacak kadar da şapşal! Kalbi temiz, höt höt edecek kadar maço, çapkın… İki çimdik yiyince akıllanan! Her evde bunlardan var. :)


Serkan’ın aşkı, inadı işte bu dedirtiyor. Yazıyorsunuz böyle karakterler çıtayı yükseltiyorsunuz sonra da biz evde kalıyoruz…
Bu feryat üzerine kalemi bırakıp giderdim… Ama Atakan diyor ki, iş güç bekler! Geç klavyenin başına sırada ben varım!



13-Final… Eğer mutsuz son olsaydı gözüme gözükme derdim… Neyse ki mutlu son… Peki, senin hayalindeki final bu muydu?
Kuşkusuz buydu. Zaten bir ilk bölüm bir de son bölüm garantiydi aklımda. Aralarda kalanları ilham geldikçe yazdım. Finali noktasına kadar seviyorum.



14-Blog takipçilerime ve okuyucularına son sözün nedir…
Vallahi ben konuşmayı çok seviyorum, buradan kahve içmeye mi gitsek millet? Kesmedi bu beni! :) Bu keyifli söyleşi için çok teşekkür ediyorum Çilek Kız, çok zevkli geçti benim için. Umarım okuyanlar da keyif almışlardır. Bu satırları okuyan okurlarıma kocaman öpücükler, Bir Tutam Çilek Blog’u takipçilerine gönülden sevgiler ve eline kalemi alıp yazan tatlı yazar arkadaşlarıma da bol ilhamlar! Soğuklar geliyor kendinize dikkat edin! Sevgiyle, sağlıcakla kalın!



Sevgili Merve,
Okuyucun bol, yolun açık olsun…
Sevgiler
Çilek Kız




2 Ağustos 2016 Salı

Bay Mükemmel Serisinin Yazarı Aşkın ile söyleşi

Merhaba; Bu ayın ilk konuğu Wattpad’in sevilen serilerinden Bay Mükemmel ve Soğuk’un yazarı @asknnur


Sevgili @asknnur söyleşiyi teklifimi kabul ettiğin için çok teşekkür ederim…
Ne demek canım ilk söyleşimin sahibi oldun. Bana böyle bir fırsat tanıdığın için asıl ben sana teşekkür ederim.


1- Asknnur kimdir önce seni tanıyalım…
İsmim Aşkın Nur. Aşkın’ı kullanıyorum. Çanakkale’liyim ve memleketime aşığım diyebilirim ama iş sebebi ile maalesef ki İstanbul’da yaşıyorum. 23 yaşındayım 3.5 senelik evliyim. Çanakkale On sekiz Mart Üniversitesi Büro Yönetimi Yönetici Asistanlığı ve Açık öğretim Fakültesi Kamu Yönetimi mezunuyum. Hem ev hanımı hem iş kadınıyım J


2- Asknnur yazmak dışında neler yapar?
Ev ve iş hayatından arta kalan zamanlarda kitap okuyorum tabi ki. Ama bilgisayar oyunlarını da çok severim hatta bazen kendimi fazla kaptırdığım bile olur. J Ayrıca fantastik temalı yabancı dizileri, filmleri izlemeye de bayılırım.



3- Okumayı sevdiğini biliyorum belli bir tarz mı okursun yoksa ne bulsam okurum diyenlerden misin? (Şiir, Felsefe ve Psikoloji okuyamam ben mesela)
Ne bulsam okurum tarzı bir insan değilim açıkçası fazlasıyla seçiciyimdir. Okumaya çok erken başlamadım maalesef benim okumam lise zamanlarına denk geldi ondan öncesi için çok üzgünüm… L En sevdiğim türler Fantastik, Tarihi Kurgu ve tabi ki benimde yazdığım tarz olan erotik romanlar. Kişisel gelişim tarzı kitapları ve aşırı aşk içeren kitapları okurken sıkılıyorum ama yine de elimden geldiğince farklı tarzlar da okumaya çabalıyorum.



4-Kitaplarını okumaktan en keyif aldığın yazarlar kimlerdir?
Tarihi kurgu alanında benim için vazgeçilmez Philippa Gregory onun tüm kitaplarını okudum ve her birinde aynı heyecanı keyfi aldım.
Fantastik alanda P.C. Cast özellikle o fantastik dünyaya romantik duygular ve tutku katması olağanüstü.
Onun dışında R.K Lilley, Sylvia Day’in kitaplarını da çok beğeniyorum hem benim tarzım olduğu için hem de beni dünyalarına çekmeyi başardıkları için.
Birde yeni keşfettiğim ama müptelası olduğum bir yazarım var. Aleatha Roming…
Türk yazarlar arasından da birinciliğimi Fatih Murat Arsal’a veriyorum. (Farkındayım aşk kitaplarını sevmiyorum dedim ama Fatih Murat Arsal tüm kitaplarında çok dengeli heyecan, aşk, tutku uyumunu çok güzel yakalıyor.)



5- Başucu kitapların var mı? Varsa hangileridir.
Başucu kitabı diyemem ama benimde ‘’En’lerim’’ var…
Bana okumayı sevdiren roman Stephenie Meyer’in Alacakaranlık serisiydi. Beni okumaya âşık etmiş ve sonrasında doyumsuzca okumama neden olmuştu.
Aimee Carter’in Tanrıça serisi beni benden almış uyku nedir bilmeden bitirene kadar okutmuştu.
Birde Pepper Winters’in Tess’in Gözyaşları kitabı şahaneydi…



6- Wattpad de okuduğun ve önerebileceğin hikâyeler var mı?
Bildiğin gibi ben biraz hızlı bir yazarım iki hikâyeme de iki günde bir bölüm yazıp paylaşıyorum onun dışında bir işim ve ilgilenmem gereken bir evim var. Bu sebeple platform içinde ki kitaplara pek vakit ayıramıyorum.



7-Yazma serüveninden bahseder misin? 
Benim yazma serüvenim daha yeni başladı. Ocak ayında yazmaya başladığım Mükemmel serisinin ilk kitabı Mükemmel Sapık ile yazmaya adım atmış oldum. İlk kitabım olduğu için biraz esinlenme işi oldu. Kitapları okurken birden ben de yazabilirim diye düşündüm. Tabi birde işin hayal boyutu var çok ileri derece de hayalperestliğim beynimden dışarı taşmak istemiş olabilir... J



8- Wattpad’e yazarken istediğin okuyucu kitlesine ulaşamamaktan ya da insanların seni anlamamasından korktun mu?
Ben yazmayı sevdiğim için yazıyorum bana bir tür arınma sağlıyor ve hafifliyorum. Hem gerçek dünyadan bir süreliğine uzaklaşmama yardımcı olurken hem de hayallerimin içine giriyormuş daha elle tutulur bir boyuta taşıyormuş gibi hissediyorum. Bu yüzden okuyucu kitlesi beni korkutmadı hatta şu an beklediğimden, tahmin ettiğimden çok daha fazla okuyucum var bu beni şaşkınlığa uğratıyor. Sonuçta ben erotizm kategorisinde yazıyorum ve herkesin bildiği gibi bizde böyle şeyler ulu orta yazılmaz, konuşulmaz, dile getirilmez. Fazla cesur davrandığımı düşündüm başlarda çünkü kitabım hiç okunmuyordu sonradan bir baktım ki ben cesaretimi sürdürüp yazdıkça insanlar okumaya başladı. Anlaşılmamak konusu da beni korkutmadı çünkü benim yazdığım tarz romanlar görecelidir. Herkese göre zevkler, tercihler değişebilir bunun bilincindeydim eleştiri almadım mı çok aldım ama sonuçta benim yazdıklarımı seven cesaretli yüzlerce okuyucuya da ulaştım.



9-Bay Mükemmel birçok okurun için “Elli ton serisine” benziyor ama ben senin o seriyi okumadığını biliyorum… Yazarken nereden esinlendin
Evet, bu beni bir dönem çileden çıkarmıştı. Bu tarz da yazılmış bir sürü roman ve çekilmiş filmler var ama ön planda olan Grinin elli tonu olduğu için ona benzetildi. İlk kitabımdı bir yerlerden başlamak için esinlenmem gerekiyordu bunun da kötü bir şey olduğunu düşünmedim. Kimsenin cümlelerini, kurgusunu falan çalmadım sonuçta konusundan ilham alarak yazdım. Mükemmel serisi için açıkçası Uçuşta serisinden fazlasıyla esinlendim beni çok etkilemişti. Onun dışında Crossfire serisi de tabi katkıda bulunan seriler arasındaydı. Mükemmel Sapık’ın başlarında elli ton eleştirisini aldım ama sonlarına doğru okuyucularım farklılığı gördüler.
Bu arada ben Grinin elli tonunu yeni okuma fırsatı yakaladım. Bu konu ile ilgili okuduğum kitapların hepsinin birbirine benzediğine kanaat getirdim. Elli tonun tek avantajı filmi olmuş olabilir.



10- Alp ve Nazenin iki yaralı ruh bir birlerini iyileştirebilecekler mi yoksa daha fazla yaralayacaklar mı?
Alp, Nazenin’i ilk kitapta çok yaraladı ve şimdi o yaraları sarmak için büyük bir mücadele içinde. Alp Nazenin’den ayrı kaldığında çok acı çekti bunu hep birlikte gördük bu acı ona yeterli gelmiştir diye düşünüyorum. Bundan sonra Nazenin’i kaybetmek istemeyecektir. Nazenin’in ise sorunlu bir geçmişi var bu onları ikinci kitapta biraz etkileyebilir. Ben onların çok güçlü bir çift olduğuna inanıyorum sorunlarının üstesinden gelmelerini sağlayacak tek güç birbirlerine karşı olan dürüstlükleri olacaktır. Tabi dürüstlüğü seçecekler mi? Bunu ilerleyen bölümlerde göreceğiz.



11- Bunu sana da yazmıştım ikinci kitabı okurken hüsrana uğrayacağımdan emindim ama aksine hikâyeyi Alp’in ağzından o kadar güzel anlatmışsın ki şimdi geçmişi Alp’in ağzından okuyabileceğimiz bölümleri heyecanla bekliyorum.
Peki, sen de duygularını Alp olarak aktaramama korkusu oluşmadı mı?
Açıkça söylemem gerekirse Bay Mükemmel beni inanılmaz korkutuyordu. Bir erkek ağzından kitap yazmak çok zordu. Tecrübeli yazarlar arasında bile hüsranla sonuçlanan örnekleri olabiliyordu. Ama laf ağzımdan bir kere çıkmıştı sözümden de dönmek istemedim. İlk yazmaya başladığımda Alp’in kimliğine büründüğümü hissettim bütün hislerini içimde yaşadım ve duyguları bana geçmişti sanki. Sonrası ise kolaylıkla geldi hem ben keyif aldım hem de Alp çok gizemli ve hislerini belli etmeyen bir karakter olduğu için okuyucularım keyif aldı.



12-Yazdığın bölümlerden dolayı tepki almaktan korkmadın mı?
Ben biraz aşırı bölümler yazıyorum özellikle erotik sahneleri fazla ayrıntılı anlatıyorum ama bu o türün getirisi. Romantik aşktan çok çiftler arasındaki o ihtirası, şehveti, tutkunun gücünü seviyorum. Tepki almaktan korktum açık söylemek gerekirse çünkü bunlar ayıp kategorisinde değerlendiriliyordu. Bu beni vazgeçirmedi tabi aşırılıklarımı sürdürmeye devam ettim. Başlarda çok kötü mesajlar alsam da sonradan insanlar benim yazdıklarımı benimsedi nede olsa cinsellikte hayatın gerçeklerinden.



13- Gelelim Nikolay ve Zaina ya farklı bir kurgu başlama serüvenini anlatır mısın?
Nikolay ve Zaina… Yazmaktan aşırı keyif alıyorum. Diğer kurgumun yanında fazla farklıydı ve birden bire başladım. Buradan garip bir itirafta bulunayım mı? Ben bu hikâyeyi rüyamda gördüm. J Tabi tüm hikâyeyi değil sadece konu birden rüyamın içinde canlandı sabah kalkar kalkmaz onlara hayat vermek istedim birkaç not aldım. Biraz araştırma yaptım ve başladım… Bu çiftim biraz daha romantikti romantik bölümleri yazarken hep zorlanacağımı ya da romantik olmayacağını düşünüyordum ama aldığım mesajlar bana aslında çokta odun bir insan olmadığımı gösterdi ben istediğimde romantik şeyler de yapabiliyordum sanırım. J



14-Soğuk Rusya’da geçiyor daha önce gittin mi yoksa Google sağ olsun mu diyorsun…
Rusya’ya hiç gitmedim. Google ve okuduğum birkaç klasik roman sağ olsun diyorum. J


15- Aslında hikâyenin başlangıcı sanırım Suriye (bu benim tahminim). Şimdi Rusya ve Amerika da daha gezeceğimiz yerler olacak mı?
Ülke ismi vermek istemiyorum çünkü bunlar eleştiriye beni çok açık bırakır. Ama ilk yazdığım zaman aklımda Mısır’ın darbe dönemi canlandı yola oradan çıktım.



16- Timur’un hikâyesini yazacak mısın?
Başta hiç böyle bir planım olmasa da (malum Timur ilk kitapta pek sevilmeyen bir karakterdi.) Bay Mükemmel’de yükselişe geçti. Timur şuan merak ediliyor istek alıyor bende Mükemmel Serisinin üçüncü ve son kitabını Timur için yazacağım. Onun dominantlığının yanında ki yumuşacık ve yaramaz kalbini sizlere sunacağım.




17- Her iki hikâye de mutlu sonla bitecek mi? Özellikle SOĞUK…
Hım… J Kapıyı tam açmadan aralık bırakarak cevaplayacağım tatlım bu soruyu. Ben acıdan, üzüntüden sonra gelen mutluluğu severim…



18- Araf serisi ne zaman başlıyor… Biraz bize HIRÇIN ı anlatır mısın?
Araf serisini yazmaya devam ediyorum ve her şey kafamda oturmadan yayınlamayacağım büyük bir ihtimal Soğuk kitabımın finalinden sonra gelebilir sıkı bir çalışmanın ürünü olmasını istiyorum.
Rock yıldızları ile ilgili yazılmış romanları çok sevmeye başladım daha yeni keşfettiğim bir tür çok sıcak, tutkulu ve eğlenceli… Bende böyle bir şey yapmak istedim. Rock müziği de çok severim özellikle 80’ler Rock favorimdir. O popüler tüm kızların sevgilisi yasakların peşinde koşan yaramaz Rock yıldızlarının dünyasının kapılarının ardına bakacağımız bir seri olacak.
İlk kitabı Hırçın ise dünyaca ünlü Rock grubu olan Araf’ın üyelerinden kırık kalpli solist Luke King ve çocukluğundan beri tek hayali ünlü bir Rock yıldızı olmak olan Luz’un arasında ki o hırçın duyguları ele alacağım. Bu hikâyemde geniş bir karakter ağı var. Yani kalabalık bir kitap olacak iki üç kişi arasında değil tamamen bir Rock grubu arasında ki iletişimi göreceğiz. Psikolojik durumlara değinmeyi seviyorum diğer iki kitabımda da bol bol psikolojik durumlar, çıkarımlar vardı. Bu hikâyemde aynı şekilde olacak sorunlu karakterlerimizin birbirlerinin sorunlarını nasıl çözdüğüne yaralarını nasıl sardığına şahit olacağız.



19-Bir gün yazdıklarının kitap olmasını ve okuyucuyla buluşmasını ister misin?
Bu bizim platformda ki herkesin hayalidir herhalde. Başta bu amaç ile yazmaya başlamamış olsam da tabi herkes gibi yazdıklarımı kitap olmuş bir şekilde görmek, onları kitapçılarda bulmak ve benim hayal dünyamın daha büyük kitlelere ulaştığını bilmeyi çok isterim.



20- Blog takipçilerime ve okuyucularına son sözün nedir…
Bana bloğunda yer ayırdığın için çok teşekkür ederim. Bu benim ilk söyleşimdi ve inanılmaz keyif aldım.
Okuyucularıma da senin çilek kokan bloğunun üzerinden çok teşekkür ediyorum. Ben zor bir şey yaparak yetişkin romanları yazıyorum onlarda cesurca beni takip ediyor, yorum yazıyor, yaptıklarımı sevdiklerini dile getiriyorlar. Ben kitaplarıma yazılan her yorumu, her mesajı ayrı ayrı okuyorum ve hepsini cevaplamaya çalışıyorum bunu yaparken de çok keyif alıyorum. Her okuyucumun benim için değeri çok büyük çünkü onlar olmadan benim hayallerim sadece bir kalabalıktı şimdi ise birer mutluluk, heyecan kaynağı.




Sevgili ASKNNUR, Yolun açık, hayallerin gerçek olsun…

Sevgiler Çilek Kız